İsrail’in ekonomik sıkıntılarına 7 Ekim 2023 tarihinden beri 70 binden fazla Filistinlinin çalışma izinlerinin iptal edilmesi sonucu başta inşaat sektörü olmak üzere pek çok alanda iş gücü - istihdam krizi de eklenmiş durumda. İsrail’de genelde Asya ülkelerinden gelen işçiler; sağlık, bakıcılık, tarım, inşaat ve hizmet sektörlerinde istihdam ediliyor. Son iki yılın savaş ortamı koşullarında pek çok alanda, inşaatlarda çalışacak işçi bulunamayınca hem maliyetler yükselip, hem de konut fiyatları da fırlayınca İsrail yönetimi çözümü Hindistan’dan işçi getirmekte arıyor.
Middle East Eye’da yer alan haberde Hindistan hükümetinin İsrail’in Gazze’ye saldırmaya başlamasından bu güne kadar geçen sürede, Filistinli işçilerin yerini alması için İsrail’e 20 binden fazla Hintli işçinin gönderildiği yazıyor.
Bu günceli anımsattıktan sonra bize dönmek istiyorum.
BAKAN, “25 BİN AFGAN ÇOBAN GİTSE TARIM HAYVANCILIK KALMAZ”
İsrail’de istihdam açısından durum böyle de bizde farklı mi!
Ülkede ağırlıklı diplomalılar olmak üzere resmi istatistiklere yansıyan oranın çok üzerinde (gizli işsizler) işsizimiz olsa da işverenlerimizde iş gücü temininde ciddi boyutta güçlük çekiyor.
Bu apayrı bir konu.
Türkiye genelinde başta hizmet sektörü olmak üzere tarım ve hayvancılıktan küçük ve orta ölçekli üretim işletmelerinde, perakende sektöründe yabancı uyruklu vatandaşlar adeta can simidi muamelesi görüyor, kaçak konumunda olduklarından büyük çoğunluğu da kayıt dışı olarak çalıştırılıyor.
Yemek yediğimiz, alışveriş yaptığımız her ortamda muhatap olduğumuz yabancı uyruklular kırsalda da önemli istihdam kaynağı işlevi görüyorlar. Öyle ki geçen yıl İstanbul Milletvekili Hasan Karal’in Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, “Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın ‘25 bin Afgan çoban gitse tarım hayvancılık kalmaz’ şeklindeki açıklaması Bakanlığınızca da teyit edilmekte midir?” diye sorması hayvancılık sektörümüzün net fotoğrafını ortaya koymaktadır.
Karal, hayvancılığımızın sürdürülebilmesi adına yurt dışından 150 bin çoban ihtiyacının karşılanması için Afganistan ve diğer Türk Cumhuriyetleriyle hükümet tarafından görüşmeler yapıldığı iddialarını da Meclis gündemine taşımıştı.
İSTİHDAM AÇIĞINI KAPATMADA TÜRK KÖKENLİLER SURİYELİLERLE AYNI KEFEYE KONMAZ!
İsrail örneği ve 1955’den sonra Almanya’nın Akdeniz ülkelerinden başlayarak Türkiye dahil bir çok yakın ülkeden işçi alması gibi bizim de bugün şapkamızı önümüze koyup yabancı uyruklu istihdamla köşe kapmaca oynama yerine planlı olarak iş gücü istihdamı ithalini gündemimize almalıyız.
Evet, ülkede 10 milyonu aşkın Suriyeli beslenirken farklı ülkelerden yabancı istihdamına kolaylık sağlanmasını önerdiğimin farkındayım.
Çünkü milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşımızın işsiz iken istihdama çözüm olamadıkları gibi Suriyelilerde aynı durumda. Maddi ve beceri açısından hemşerilerinden farklı olanlar vergi vb avantajlardan yararlanarak kolayca iş yeri sahibi oluyor, bazıları tekstil ağırlıklı üretimde istihdam ediliyor ama çoğu da AB fonları ile hiç çalışmadan nargilesinin, denizin keyfini çıkarmayı sürdürüyor.
Ha bir de sağlık sektöründe istihdam ediliyorlar ki; bu durum çok su kaldırıyor!
Fahrettin Koca’nin bakanlığı döneminde devletin bin bir emekle yetiştirdiği uzman hekimlerin yurt dışına gitmesi veya kamu hastanelerinden özel hastanelere geçmeleri yoğunlaşınca hekim açığı Suriye kökenlilerle nitelik olarak olamasa da nicelik olarak tamamlanmaya (!) çalışıldı. Ülkede Kazak, Özbek, Türkmen kökenli Tıp Fakültesi mezunları sıradan hizmet işlerinde üstelik kaçak olarak çalışırken denklikleri, hatta diplomalarının sorgulanmadığı Suriyelilerin kamu hastanelerinde istihdam edilmesini kamuoyunu kavrayabilmiş değil!
KENDİ ÜLKENDE AZINLIK DURUMUNA DÜŞMEK!
Yeri gelmişken bu hafta sosyal medyada viral olan trajikomik bir videoyu da kısaca özetlemek isterim.
Antakyalı bir vatandaşımızın çocuğu hastalanır, semtindeki sağlık ocağına gider. Eşi yabancı uyruklu olduğundan Türk kimliği olmadığı için Suriyeli doktor çocuğa bakmayı reddeder. Kendi ülkemizde azınlık olmuşuz diyen, bu vatan için 15 ay askerlik yapmış vatandaş Bayram, çocuğunu Esenyurt’taki Suriyelilerin toplanma kampına götürerek tedavisini yaptırmayı sağlar!
Göztepe S Yalçın EAH de Suriyeli kadın bir hekimin Türk hastalara çirkin yaklaşımına bizzat şahit olduğumu da belirterek geleyim asıl vurgulamak istediğim konuya.
KÖKENİ TÜRK OLUNCA "DEPORT"
Son bir yılda evde yardımcı, bakıcı (hasta, yaşlı, çocuk) personel fiyatları acayip yükselmesine rağmen temininde aileler büyük güçlük çekiyor. Zaten önceleri 400 dolar, euro mertebesinde olan hizmetçi, bakıcı ücretlerinin bin doların üzerine çıkmasının temelinde de insan kaynağı arzının çok azalması yatıyor.
Emtia da olduğu gibi hizmet alanında da tedariki ne kadar müşkülse fiyatının da o nispette yükselmesi iktisadın temel kaidesi gereğidir.
Bizim Türkler bu alanda paranın miktarından bağımsız olarak çalışmaz. Ülkede bol miktarda bulunan Suriyeliler de bu konuda tercih edilmedikleri gibi onların da zaten maddi açıdan bu tarz bir işe ihtiyaçları yoktur, hem de her yıl doğurma gibi özel görev ve sorumlulukları da olduğundan başkalarının evinde, iş yerinde hizmetli olarak çalış(a)mazlar.
ÖZBEKLER, TÜRKMENLER DEPORT DEĞİL TEŞVİK EDİLMELİ !
Ülkemizde orta halli ailelere kadar yaşlı, hasta ve çocuk bakımında, bağ – bahçe işlerinde nispeten aile yapımıza, kültürümüze daha yakın ve ekonomik açıdan da ihtiyaçlı olan Türkmen ve Özbek soydaşlarımız ağırlıklı tercih edilir. Ancak Suriyelilere asla dokunmayan kolluk kuvvetlerimiz Türk kökenli bireylere göz açtırmayıp yakaladığını deport ediyor. Deport edilenler tekrar zor gelebildiklerinden pazarda da bakıcı, işçi (daha çok da kadın) talebinin karşılanamayacak düzeye gelmesi aylık ücretlerinin otomatik olarak artışına neden oluyor.
Nasılsa talep arzdan fazla, havada kapışılıyoruz ortamında Özbek ve Türkmenlerin de aylık ücretlerini 2 asgari ücret düzeyine tırmandırmaları bir yana müşteri seçmeye, hizmetlerini de savsaklamaya başladıklarını gözlemliyoruz.
Bu gerçeği yönetenlerimiz inde görmesi, bu konuda akılcı politikalar geliştirmeleri gerektiği kanaatindeyim.
Pazarda ki talebi dengelemek ve fiyat disiplini için bırakınız deport etmeyi; Türkmen, Özbek ve diğer Türk ülkeleri vatandaşlarının belli kıstaslar koyarak gelmelerini teşvik etmeliyiz! Bu durum ülke kaynaklarının başka ülke vatandaşlarına aktarılması değil, çok açık ve net olan ülkede istihdamına ihtiyaç duyulan alanlarda belli süre kısıtlaması da koyarak daha optimal ücretlerle üretimin, hizmetin devamlılığını sağlamak içindir. Dahası Türk kökenli yabancıların istihdamlarına cüzi bir bedel ödemeleri karşılığı resmiyet kazandırılarak her açıdan kayıt dışılığının önüne geçilmiş, soydaşlarımızın da daha insana yakışır şekilde yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmış olacaktır.









