Anasayfa
  • Rize Haberleri
  • Spor
  • Amatör Spor
  • Sağlık-Yaşam
  • Karadeniz
  • Ekonomi
  • Genel Gündem Eğitim Teknoloji Dünya Magazin Kültür-Sanat Makaleler Tanıtım Yazısı
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Ceyhun Kalender
  3. Çanakkale Zaferi ve Cumhuriyete giden yolda Türk Ocakları (1)
Yayınlanma: 02 Kasım 2023 - 00:56

Çanakkale Zaferi ve Cumhuriyete giden yolda Türk Ocakları (1)

02 Kasım 2023 - 00:56
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Çanakkale Zaferi ve Cumhuriyete giden yolda Türk Ocakları (1)
Ceyhun Kalender
[email protected]

Türkiye’nin en uzun ömürlü sivil toplum kuruluşu olan, ülkemizin en buhranlı yıllarında kurulan Türk Ocakları, en karanlık gecede milletimizin aydınlığa açılan penceresi olma vazifesini üstlenmiştir. Fransız İhtilâlı ile birlikte önce Avrupa’da, daha sonra da bütün dünyada yükselen milliyetçilik akımları, en fazla imparatorluk coğrafyalarını, tabiatıyla da çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı İmparatorluğu’nu sarsmıştır. XIX. yüzyılın sonlarına gelindiğinde koca bir imparatorluk avuçlarımızda ufaldıkça ufalmakta, millî felaketlerin biri atlatılmadan bir diğer felaket kapımızı çalmaktaydı. Emperyalist Batı’nın yayılmacı politikaları karşısında sürekli gerileme ve toprak kaybına uğrayan Osmanlı, biçare halde sonun başlangıcını durdurmak için çareler ararken, Avusturya’nın Bosna-Hersek’i ilhakı, Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilân etmesi, Girit meselesi, 31 Mart Vakası, Trablusgarp yenilgisi ve diğer gelişmeler hiç hız kesmeden devam etmekteydi. Dahası da İmparatorluk bünyesinde Türklerin dışında bütün milletler teşkilatlanmaktaydı.

Bunun sancılarını çeken tek unsur Türklerdi. Mili şuur ve milliyetçilikten mahrum bir vaziyette bulunan Türkler arasında, durumun vahametini gören bir grup aydın ve yönetici, millî mefkûreden ve şuurdan mahrum bir kitleyi, adına millet dediğimiz ortak duygu ve düşünce etrafında toplamaya çalışıyordu. Resmen iflas etmiş olmasına rağmen toplumun ve devletin önde gelenlerinden bazıları hâlâ Osmanlıcılık fikrinde ısrarcıydılar ve memleketin bekası için bu ideolojiye sarılmaya devam ediyorlardı. Hâlbuki o sıralarda Türk toplumunun en temel problemi, bir millet halinde toplanmamış olmaktı. Bu fikri savunan bir avuç aydın, Türk Derneği ve Genç Kalemler etrafında toplanmış ve hummalı bir gayretin içine girmişlerdi. Türklüklerinin farkına varan ve bunu bir ülkü haline getirmeye, milleti de bu ülkü etrafında birleştirmeye çalışan bu mütevazı grubun amacı, Türkler için köklü ve millî bir değişim yaratmaktı. İfade etmesi acı da olsa Türkler öz yurdunda XVII. asırdan bu yana âdeta ikinci sınıf bir vatandaş gibi yaşamakta ve Türklüklerini unutur hale gelmekteyken Türk aydınları harekete geçmişlerdir. Ne yazık ki Türklerin dışında bütün unsurlar mensubu bulundukları milletin propagandasını yaparken, Türk’üm demek suç olabiliyor, Türklük aşağılanıyordu.

İşte bu durumu gözlemleyen Askerî Tıbbiye öğrencileri, kendilerinden önceki nesiller gibi, Türk milleti aleyhine gelişen ve Türk milletini bir çöküşe doğru götüren bu duruma seyirci kalmamak düşüncesiyle aralarında gizli toplantılar yaparlar. Nihayet “190 Tıbbiyeli Türk Evladı” adına öğrenci temsilcilerinden Hüseyin (Baydur) tarafından hazırlanan 11 Mayıs 1911 tarihli bir “Beyanname”yi, devrin güvendikleri aydınlarına gönderirler ve ziyaretlerine giderek yardımlarını isterler. Tıbbiyeli gençlerin sesine kulak veren milliyetçi aydınlardan Mehmet Emin, Ahmet Ağaoğlu, Ahmet Ferit, Yusuf Akçura, Mehmet Ali Tevfik ve Fuat Sabit, gençlerin temsilcileri ile Ahmet Ferit Bey’in evinde yapılan bir toplantıda “milliyet esasına dayanan” bir derneğin kurulmasına karar verirler. Daha sonra 20 Haziran 1911’de Ahmet Ağaoğlu’nun evinde yapılan ikinci toplantıda kurulacak derneğe Dr. Fuat Sabit’in teklifi ile “Türk Ocağı” adı verilmiş, ilk tüzük taslağı hazırlanmış ve geçici yönetim kurulu seçilmiştir. Geçici yönetim kuruluna millî şair Mehmet Emin (Yurdakul) (Başkan), Yusuf Akçura (2. başkan), Mehmet Ali Tevfik (kâtip), Dr. Fuat Sabit (muhasip) seçilmişlerdir. Böylece Türk Ocağı fiilen kurulmuştur. Fiilen kuruluşundan itibaren yapılan uzun bir hazırlık devresinden sonra, resmî kuruluş 25 Mart 1912’de tamamlanmıştır. Türk Ocağının ilk resmî yönetim kuruluna Ahmet Ferit (Başkan), Yusuf Akçura, Mehmet Ali Tevfik, Dr. Fuat Sabit seçilmiştir. Görüldüğü gibi Türk Ocakları, oldukça gizli toplantılar ve görüşmeler sonucu duyarlı gençlerin teşviki ve bir avuç aklı başında aydının öncülüğünde kurulmuştur.

Türkiye’nin en uzun ömürlü sivil toplum kuruluşu olan Türk Ocakları 100. yılını kutlamaktadır. Yüz yıl önce, ülkemizin en buhranlı yıllarında kurulan Türk Ocakları, en karanlık gecede milletimizin aydınlığa açılan penceresi olma vazifesini üstlenmiştir. Fransız İhtilâlı ile birlikte önce Avrupa’da, daha sonra da bütün dünyada yükselen milliyetçilik akımları, en fazla imparatorluk coğrafyalarını, tabiatıyla da çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı İmparatorluğu’nu sarsmıştır. XIX. yüzyılın sonlarına gelindiğinde koca bir imparatorluk avuçlarımızda ufaldıkça ufalmakta, millî felaketlerin biri atlatılmadan bir diğer felaket kapımızı çalmaktaydı. Emperyalist Batı’nın yayılmacı politikaları karşısında sürekli gerileme ve toprak kaybına uğrayan Osmanlı, biçare halde sonun başlangıcını durdurmak için çareler ararken, Avusturya’nın Bosna-Hersek’i ilhakı, Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilân etmesi, Girit meselesi, 31 Mart Vakası, Trablusgarp yenilgisi ve diğer gelişmeler hiç hız kesmeden devam etmekteydi. Dahası da İmparatorluk bünyesinde Türklerin dışında bütün milletler teşkilatlanmaktaydı.

Bunun sancılarını çeken tek unsur Türklerdi. Millî şuur ve milliyetçilikten mahrum bir vaziyette bulunan Türkler arasında, durumun vahametini gören bir grup aydın ve yönetici, millî mefkûreden ve şuurdan mahrum bir kitleyi, adına millet dediğimiz ortak duygu ve düşünce etrafında toplamaya çalışıyordu. Resmen iflas etmiş olmasına rağmen toplumun ve devletin önde gelenlerinden bazıları hâlâ Osmanlıcılık fikrinde ısrarcıydılar ve memleketin bekası için bu ideolojiye sarılmaya devam ediyorlardı. Hâlbuki o sıralarda Türk toplumunun en temel problemi, bir millet halinde toplanmamış olmaktı. Bu fikri savunan bir avuç aydın, Türk Derneği ve Genç Kalemler etrafında toplanmış ve hummalı bir gayretin içine girmişlerdi. Türklüklerinin farkına varan ve bunu bir ülkü haline getirmeye, milleti de bu ülkü etrafında birleştirmeye çalışan bu mütevazı grubun amacı, Türkler için köklü ve millî bir değişim yaratmaktı.[1] İfade etmesi acı da olsa Türkler öz yurdunda XVII. asırdan bu yana âdeta ikinci sınıf bir vatandaş gibi yaşamakta ve Türklüklerini unutur hale gelmekteyken Türk aydınları harekete geçmişlerdir. Ne yazık ki Türklerin dışında bütün unsurlar mensubu bulundukları milletin propagandasını yaparken, Türk’üm demek suç olabiliyor, Türklük aşağılanıyordu.

İşte bu durumu gözlemleyen Askerî Tıbbiye öğrencileri, kendilerinden önceki nesiller gibi, Türk milleti aleyhine gelişen ve Türk milletini bir çöküşe doğru götüren bu duruma seyirci kalmamak düşüncesiyle aralarında gizli toplantılar yaparlar. Nihayet “190 Tıbbiyeli Türk Evladı” adına öğrenci temsilcilerinden Hüseyin (Baydur) tarafından hazırlanan 11 Mayıs 1911 tarihli bir “Beyanname”yi, devrin güvendikleri aydınlarına gönderirler ve ziyaretlerine giderek yardımlarını isterler. Tıbbiyeli gençlerin sesine kulak veren milliyetçi aydınlardan Mehmet Emin, Ahmet Ağaoğlu, Ahmet Ferit, Yusuf Akçura, Mehmet Ali Tevfik ve Fuat Sabit, gençlerin temsilcileri ile Ahmet Ferit Bey’in evinde yapılan bir toplantıda “milliyet esasına dayanan” bir derneğin kurulmasına karar verirler. Daha sonra 20 Haziran 1911’de Ahmet Ağaoğlu’nun evinde yapılan ikinci toplantıda kurulacak derneğe Dr. Fuat Sabit’in teklifi ile “Türk Ocağı” adı verilmiş, ilk tüzük taslağı hazırlanmış ve geçici yönetim kurulu seçilmiştir. Geçici yönetim kuruluna millî şair Mehmet Emin (Yurdakul) (Başkan), Yusuf Akçura (2. başkan), Mehmet Ali Tevfik (kâtip), Dr. Fuat Sabit (muhasip) seçilmişlerdir. Böylece Türk Ocağı fiilen kurulmuştur. Fiilen kuruluşundan itibaren yapılan uzun bir hazırlık devresinden sonra, resmî kuruluş 25 Mart 1912’de tamamlanmıştır. Türk Ocağının ilk resmî yönetim kuruluna Ahmet Ferit (Başkan), Yusuf Akçura, Mehmet Ali Tevfik, Dr. Fuat Sabit seçilmiştir.[2] Görüldüğü gibi Türk Ocakları, oldukça gizli toplantılar ve görüşmeler sonucu duyarlı gençlerin teşviki ve bir avuç aklı başında aydının öncülüğünde kurulmuştur.

(Türk Yurdu)

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Filistin - 02 Nisan 2024
  • 2 Mart ve Sonrası: Kurtuluş ve Milli Mücadele - 01 Mart 2024
  • Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi El Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Bilal Bekar ile "HEMŞİN KÜLTÜRÜ ÜZERİNE..." - 04 Şubat 2024
  • Nasıl soyuluyoruz? - 25 Aralık 2023
  • Ben neden Atatürkçü oldum, Siz neden Atatürkçü olmalısınız? (2) - 10 Kasım 2023
  • Çanakkale Zaferi ve Cumhuriyete giden yolda Türk Ocakları (2) - 03 Kasım 2023
  • Ülkemizde cehennemi satın alabilecek kadar inançlı insan var mı? - 14 Temmuz 2023
  • Kut'ül Amere Zaferi: Bir İttihatçı Paşa: Halil Kut - 29 Nisan 2023
  • Cumhuriyete giden yolda kongreler ve genelgeler - 23 Nisan 2023
  • Hikayesi olan Türküler - 18 Nisan 2023
  • Bilmez kişi... - 29 Mart 2023
  • HES, Yeşil Yol, Turizm - 14 Mart 2023
  • Gençlik nereye gidiyor? - 25 Ocak 2023
  • Parkomat soygunu - 29 Kasım 2022
  • Türkçe üzerine tepinmeler... - 23 Ekim 2022
  • Güneysu Gürgen ve Başköy'de üç perdelik trajikomik oyun - 30 Eylül 2022
  • Sendika din değildir, ama... - 10 Eylül 2022
  • Dereler kim için, nereye akıyor? - 01 Eylül 2022
  • Çevre Bekçisi - 25 Ağustos 2022
  • Liyakat konusunda durum bu kadar mı vahim? - 15 Ağustos 2022
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
Köşe Yazarları
Toygar Ayhan
Toygar Ayhan
Gerçek inanç ile siyasi istismar arasındaki uçurum: Laiklik bizim çimentomuzdur
Recep Ali Aksoylu
Recep Ali Aksoylu
Mağdur emeklinin Maduro'yu konuşacak takati mi var!
Şener Bülbül
Şener Bülbül
Çayın Kültürel, Sağlıksal ve Stratejik Üstünlüğü Üzerine Derinlemesine Bir Değerlendirme
Rıdvan Saka
Rıdvan Saka
Üst Akıl Oyunları: Truva Atı
Filistin
Ceyhun Kalender
Filistin
Prof. Dr. Mustafa Akbulut
Prof. Dr. Mustafa Akbulut
Kivi Çaya Alternatif Değil Ek Gelir Getirici Ürün
Rize Bisiklet Yolu - 2
Servet Karasu
Rize Bisiklet Yolu - 2
BB Erzurumspor - Çaykur Rizespor
Onur Hanedar
BB Erzurumspor - Çaykur Rizespor
Çok Okunan Haberler
Çayelispor Amasya deplasmanında kayıp: Ligde kalma şansı zora girdi
Çayelispor Amasya deplasmanında kayıp: Ligde kalma şansı zora girdi
Rize'de Gıda Operasyonu: 10 Tona yakın sahte ürün yakalandı
Rize'de Gıda Operasyonu: 10 Tona yakın sahte ürün yakalandı
Pazarspor'a Eski Başkan darbesi: 24 Milyonluk icra şoku
Pazarspor'a Eski Başkan darbesi: 24 Milyonluk icra şoku
Rize Atletik sahasında 1 puanı kurtardı
Rize Atletik sahasında 1 puanı kurtardı
Çaykur Rizespor İstanbul'da Kasımpaşa'yı saf dışı bıraktı: 0-3
Çaykur Rizespor İstanbul'da Kasımpaşa'yı saf dışı bıraktı: 0-3
Ana Sayfa
Rize Haberleri
Spor
Amatör Spor
Sağlık-Yaşam
Karadeniz
Ekonomi
Genel
Gündem
Eğitim
Teknoloji
Dünya
Magazin
Kültür-Sanat
Makaleler
Tanıtım Yazısı
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Yerel Haberler
Günün Haberleri
Arşiv
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Amatör Spor
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Gündem
  • Karadeniz
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Makaleler
  • Rize Haberleri
  • Sağlık-Yaşam
  • Siyaset
  • Spor
  • Teknoloji
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Rize'de Gezilecek Yerler
  • Rize Nüfus Bilgileri
  • Rize İlçeleri Listesi
  • Rize Plaka ve İlçe Plaka Kodları
  • Rize Namaz Vakitleri
  • Rize Hava Durumu
  • Rize Nöbetçi Eczaneler
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

@ 2009 Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Sağlık HaberleriRize Çayı