Her sezon en az 2 hoca değişikliği olmadan bu takım anlaşılan rahat etmiyor, ya da rahat ettirilmiyor.
Engin Hoca ile her şey yolunda giderken son 6 haftada ne oldu da takım bu hale geldi sorgulamak lazım. Geçen sezon Hüseyin Kalpar’ın düştüğü (düşürüldüğü) durumun aynısını yaşar gibiyiz. Sanki dejavu içerisindeyiz.
Hani sezon başından itibaren dillendirilen, “Bu takım çok iyi takım, bu takımda her futbolcunun bir alternatifi var” sözlerine ne oldu?
6 hafta boyunca sahaya çıkan futbolcuların durumu ortada. Takım 2 siyahi golcüye emanet, onlar yoksa uğraş ki gol atasın. Son zamanlarda sakatlıkları, golcülerin olmayışını da çok duyar olmuştuk. İşte alternatifsiz olduğumuzun ayan beyan ifadeleriydi bunlar.
Engin Korukır Hoca, istifa etmeden son düzenlediği basın toplantısında futbolcuların her zaman aynı performansta olamayacağı, zaman zaman performans düşüklüğü yaşayabileceklerini söylemişti. Ama 6 hafta boyunca performans düşüklüğü bir takım yaşar mı? Resmen son 2 maçta doğru düzgün koşmayan, pas yapmayan, hatalarla dolu bir takım vardı ortada, attıkları gollere bile sevinemiyorlardı. Sanki ne futbol oynamak, ne de gol atmak derdindelerdi.
Valla kim ne derse desin benim kafamdaki senaryo şu şekilde;
Birileri Engin Hocanın gitmesini haftalar öncesinden istemeye başladı. Bunun için de takımın kötü bir grafik çizmesi lazımdı ve bunu da son 6 hafta içinde futbolcular üzerinden sağladılar. Sonuç ortada, Engin Hoca istifa etti, belki de yerine geçecek isim bile 6 hafta öncesinden kararlaştırılmıştı.
Bu kadar sessiz, bu kadar takımı sahiplenmekten uzak bir yönetimden her şey beklenir. Son 4-5 sezondur yaşananlara bakınca, insanın aklına her türlü soru işareti, her türlü senaryo geliyor. Olan da zavallı Rizespor taraftarına oluyor.
Aman kim takar taraftarı… Stada bile gelmeyen, takımının maçlarını izlemeyip, kulübüne para kazandırmayan bir taraftar olmaz olsun değil mi? Ama o taraftarın bugüne kadar takımdan neden bu kadar uzaklaştığını, neden bu yönetime bir türlü güvenemediğini sorgulayan yok.
Rizespor’un AŞ olmasına çok sevinenlerden biriydim, ne de olsa bir marka haline gelecekti. Marka oldu olmasına belki ama aynı o büyük şirketler gibi, soğuk bir marka haline geldi. “Size nasıl yardımcı olabilirim” diyen ses tonuyla yakın görünüp, içten içe o gün aldığı yüzlerce sorunlu müşterinin stresi ile mesaisi bir an evvel bitsin diye dua eden çağrı merkezi temsilcilerinin olduğu soğuk bir marka haline geldi.
Takıma karşı haksızlık olacak, hoca konuşursa konuşacak, ne yönetimden ne basın sözcülerinden ses yok. Sahi bu takımın basın sözcüleri vardı Aykut Ferah ve Cengiz Mataracı, onlar nerede? Sportif Direktör Oğuz Aydın, toplantılarda birkaç kelam ederse edecek, top hep hocanın üzerinde.
Hoca maçın değerlendirmesini, takımın değerlendirmesini yapıyor iyi güzel de, yönetim bu sezon boyunca uğranılan hakemlerden kaynaklı haksızlıklarla ilgili birkaç kelam etseydi, masaya bir yumruk atsaydı, şu bir türlü umurlarında olmayan, ama birkaç tanesiyle yağla bal oldukları Rize basınını bir karşılarına alsalardı fena mı olurdu?
Biz yaza yaza elimizde tüy bitti ama, dedik ya soğuk bir şirket haline gelmiş takım. Derdi ne taraftar, ne Rize basını… Ne sahiplenme var, ne bir şey. Anca kapalı kapılar ardından dönen senaryolar var.
Bu takım sezon sonunda şampiyon olacaksa, ki elbette yine her şeye rağmen gönlümüz bu yönde, bu şekilde varsın olmasın.
Her futbolcunun alternatifi var denildi, olanlarını da gördük. A2 ile yapılan hazırlık maçında bile etkili olamayan, haftalarca forma şansı bulamayıp tesislerde anca yiyip içip kilo alan futbolcuları A2’nin o genç futbolcuları neredeyse perte çıkarttı.
Ama bu yönetim, o futbolculara yılda 200-300-400 neyse verip orada barındırırken, altyapısı için henüz kılını bile kıpırdatmış değil.
Atatürk Stadının yan tarafındaki ahır gibi tesislerde soyunsunlar, giyinsinler duşunu alsınlar, Trabzon’da maç oynayıp dönmeye kalktıklarında bir Akçaabat Köfte bile yemeleri esirgensin, deplasmanlara rengarenk altı başka, üstü başka eşofmanlarla gitsinler. (Hani markaydılar, bu çocuklar Rizespor’u temsil ediyorlar ama baştan aşağıya giyecekleri birkaç eşofman takımları yok. Deplasman soğuğunda, yağmurunda maç oynasınlar, ikinci yarıda giyecek, ikinci bir uzun kollu formaları yok)
Daha sayayım mı?
Altyapıya ilçelerden gelen küçük futbolcularına ne bir yol yardımı yapan, ne krampon alanı var. Bu çocukların hayali iyi bir sporcu olmak değil mi? O ailelerin hayali çocuklarının iyi bir takımda yükselmesini görmek değil mi? Bunun için ceplerinden de fedakarlık ediyorlar. Ama koskoca bir takım A takım tesisinde fazladan, boşuna yere bir adam yatırmaktan vazgeçip ona vereceği parayı alt yapıya aktarmıyor ki bu çocuklara ilçeden geliyorlarsa yol parası verilsin, efendim sene de en azından 2 tane krampon alınsın.
Yahu Çaykurspor bile sporcusuna krampon için 100-200 lira para veriyor, utanın!
Diğer illerin takımlarına bakın, altyapıları için neler yaptıklarına bakın. Ve de o sporcular yetiştiğinde nasıl transfer edildiklerine bakın. Ama pardon ne bakacaksınız, derdiniz alt yapı değil ki? Öyle olsaydı 4-5 senedir Süper Lig, Süper Lig diyene kadar o ligde bir takımı asıl tutabilecek yapıya, Altyapıya önem verirdiniz. İdmanlarını ötede, beride yapmazlardı da kendi sahalarında yaparlardı.
Her sezon profesyonel kadrosuna onun dayısı, bunun amcası, onun dedesi, öbürünün abisi diye bakıp imza attırmaz, gerçekten hak edene, yetenekli olanına imza attırırdınız. Nerede o birkaç sezondur imza attırdığınız futbolcularınız? Şahinali ve Mesut’tan sonra kim bu takımda forma şansı buldu? Hala profesyonel olup A2 maçlarında bile etkisiz eleman olanlara ne oldu?
Yazık, gerçekten çok yazık. Bu kadar gencin hayalleriyle, emekleriyle dalga geçmek, onları hiçe sayıp üvey evlat muamelesi yapmak… çok yazık. Bu kadar gencin, ailesinin, taraftarın vebalinin altında kalırsınız.
Amatör Kulüp yöneticiler sizden daha çok takımlarına ve futbolcularına sahip çıkıyorlar. Borç, harç alıp, kurumlardan para dilenip ayakta kalmaya çalışıyorlar. Maç sonrasında futbolcularına en azından bir yemek yediriyorlar. Sizin gibi “Trabzon yakın şehir, yiyip gittiler, aç da gelsinler burada yesinler, ne lazım onlara Akçaabat Köfte” demiyorlar…
Bari doğru bir karar verip, takımın başına Mehmet Ali Karaca’yı getirin de en azından Rize’yi daha çok sahiplenen birilerini takımda görmüş oluruz. Belki altyapıya da daha çok önem verir.
Turgay AYHAN
Yorumlar
Kalan Karakter: