‘Wall Street’i İşgal Et’ hareketindekiler gibi Gezi Parkı protestocuları da çadırlarıyla gelmiş, geceyi parkta geçiriyorlardı. Diğer benzer nokta kendi maskeni kendin yap ilanlarının dağıtılmasıydı.
Bir teyzenin Gezi Parkında medyaya yaptığı açıklamanın videosu sosyal medyada ‘Ceronimo Anne’ ismiyle yayınlanması, protestocuların Wall Street hareketinden esinlendiklerini ortaya koyuyordu.
Gezi Parkında yapılacak Topçu Kışlasından dolayı ağaçların kesileceğini iddia ederek, ağaç kesimine, Taksim’de AVM yapılmasına, AKM’nin yıkılmasına karşı oldukları iddiasıyla başlayan protesto eyleminin geldiği nokta başlangıç noktasıyla çok farklı.
Amacın ağaçlar ve Taksim düzenlemesi olmadığını eylem yapanlar tarafından net ifadeler ile ilan edildi.
Amaç devletin Kemalizm ve Laiklik’ten uzaklaştığı düşünüp son bir hamle ile devleti Kemalist ve Laik bir çizgiye çekmedir.
Yazımızın bundan sonra ki bölümünde olayı başlık başlık değerlendirelim;
Protestocular ve polis
Başbakan’ında ifade ettiği gibi polisin göstericilere karşı kullandığı tutum haddinden fazla sert. Aşırı bir gaz ve güç kullanımı söz konusu. Batı ülkelerine baktığımız zaman, son yıllarda protesto eylemlerinde polisin güç kullanımında bir orantısızlık var. Orantısız güç kullanımı zaman zaman Türkiye’de de görülmektedir.
Polis, daha kontrollü davransaydı belki olaylar gelinen noktaya gelmeyebilirdi. Polisin aşırı güç kullanımı protestocuların içinde bulunan provokatörlerin ve marjinal grupların ekmeğine yağ sürmüştür.
Dikkat çeken başka bir nokta ise şu; Başbakan’ın polisin orantısız güç kullanımından rahatsız olduğunu ifade etmesine rağmen polisin tutumunda değişiklik olmaması. Bu dikkat çekici ve araştırılması gereken bir husus.
Protesto ve protestocular
Gezi Parkı ağaçlarının kesimine ve Taksim’de ki tadile karşı çıkmak için başlayan protesto bir başkaldırıya, bir darbe girişimine döndü.
Ağaçları savunma iddiasıyla ortaya çıkanlar şimdi, gösteri yaptıkları alanlarda ki esnafın camlarını kırıyor, lokanta ve cafelerin sandalye ve masalarını yollarda ateşe veriyorlar. Halka ve kamuya ait araçlar ters çevrilip boyayla üzerlerine çirkin yazılar yazılıyor. Şahıs malı, kamu malı demeden her şey yakılıp, yıkılıp, tarumar ediliyor.
Marjinal gruplar gözü dönmüşçesine etrafa saldırıyor, karşısına çıkan her şeye zarar veriyor. Bu nasıl insanlık, bu nasıl doğa sevgisi, bu nasıl adalet, bu nasıl dürüstlük, bu nasıl izan?
Bunları yapanlar için doğa, insan, vatan sevgisinden bahsedilebilir mi? Asla!
Yolda park etmiş masum halkın aracına zarar vermek, lokantaların masa ve sandalyelerini ateşe vermek, tarihi Dolmabahçe sarayına saldırım duvarlarını yıkmaya, camlarını kırmaya çalışmak nasıl bir ruh halidir? Tarihe, insana, çevreye saygısı olmayanların vatan sevgisi olabilir mi?
Bu eylemlerin içinde samimi olarak bulunan halkta vardır. Ama şuan protesto eylemlerine yön veren provokatörler ve marjinal gruplardır.
Protesto eylemlerine samimi niyetle katılan insanlar olayların gidişatını fark edip marjinal grupların amaçlarına hizmet etmemeli, meydanlardan evlerine çekilip protesto eylemini kırmalıdır.
Taksim ve Gezi Parkı Projesi
Protestolara neden olan Taksim ve Gezi Parkında yapılmak istenen projeye değinmek gerek. Böyle büyük çapta bir protestoyu gerektirecek bir tahribat gerçekten var mı?
Taksim’de daha evvel Topçu Kışlası binası vardı. Cumhuriyet Halk Partisi Pargalı İbrahim Paşa Sarayı ve bir çok tarihi eser gibi Taksim’de bir meydan oluşturmak için kışla binasını yıktı.
Hükümet ise, kışlayı, asli mimarisine uygun olarak tekrar inşa etmek istiyor. Üstünü otel, altını ise geleneksel (halı gibi) ürünlerimizin satılacağı mağazalar, veya şehir müzesi yapmak istiyor. (proje netleşmediğinden dolayı mağazamı şehir müzesi mi yapılacağı netleşmedi)
Protestocuların iddia ettiği gibi akıllarda veya projelerde yapılması öngörülen bir AVM yok.
Protestocuların karşı çıktığı bir diğer husus Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yıkılması. Taksime gidip görenler gayet iyi bilir ki, AKM binası, estetikten uzak, pespaye bir bina. Projeye göre mevcut AKM binası yıkılacak uluslar arası boyutta bir kültür ve opera binası yapılacak. İsmi yine Atatürk Kültür Merkezi olacak.
Ağaç meselesine gelince…
Topçu Kışlasının inşasının yapılacağı yerden bazı ağaçlar kesilmeyecek, sökülecek. Sökülen ağaçların bir bölümü Kışlanın iç avlusuna, geri kalanı ise yayalaştırılan alana dikilecek. Taksim yayalaştırılınca, trafikten arındırılınca daha çok boş alan oluşacak ve o alanlara da ağaçlar dikilecek. Dolayısıyla Taksim ağaçsızlandırılmayacak bilakis ağaçlandırılacak.
Projede her şey bu kadar açık ve net iken olmayan şeyler üzerinden bir eylem planlamak ve sonunda her yeri yakıp yıkmak iyi niyetle izah edilebilir mi?
Sosyal medya ve provokasyon
Protesto gösterilerinin başlamasından kısa bir süre sonra sosyal medya da provokatif haberler yayılmaya başladı. Üzerinden panzer geçtiği iddia edilen bir kişinin fotoğrafı yayılmaya başlandı, ölenlerin olduğu söylendi, sosyal medyaya erişim engellendi dendi, polis gerçek mermi kullandı ifade edildi, polis ilaçlı suyla göstericileri bayılttığı ve daha bir çok yalan haber paylaşıldı.
En garibi, en ahlaksız ve sorumsuzca yapılanı CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün yaptığıydı. Aygün sosyal medyadan “polis şiddet kullanıyor, daha fazla ölenler olabilir” mahiyetinde bir açıklama yaptı.
Amaç?
Milleti sokağa dökmek, büyük kitleleri provoke edip ortalığı yakıp yıkmak, ve asıl amaçlarına ulaşmakta halk kalabalığından faydalanmak….
Protestoda ki amaç…
Bir çok yazımda hükümetin ekonomik, sosyal ve bilhassa dış politikasını beğenmediğimi ifade ettim. Bahusus hükümetin dış politikasıyla ilgili bir çok yazı kaleme aldım ve bu yazıda en üst perdeden hükümeti eleştirdim.
Benim gibi hükümete oy vermeyen, vermesi mümkün olmayan, siyasi çizgisi belli binlerce insan da hükümeti en sert ifadelerle eleştirdi, mitingler yaptı, yürüyüşler düzenledi. Ama hiçbir zaman bu gösterilerimizde hiçbir şahsın veya kamunun malına zarar vermedik, Selimiye Kışlasının önünde toplanıp ‘en büyük asker bizim asker’ sloganları atıp askeri darbeye teşvik etmedik.
Hükümete muhalif bir isim olarak, Ak Partiye oy vermemiş ve vermeyecek bir kişi olarak şunu ifade edebilirim ki, bu protestoların altında yatan sebep AK Parti’nin ‘İslamcı’ olarak görülmesidir.
Ak Parti’ye oy vermeyen Müslümanların (İslamcı Müslümanlar) oy vermememe gerekçesi gayet açıktır; Ak Parti İslamcı bir parti değildir, Batıcı bir partidir, ABD’nin kontrolünde veya yörüngesinde bulunan bir partidir. Nitekim birkaç gün evvel Başbakanın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, bir gazete de yazdığı köşe yazısında “ Ak Parti İslamcı bir parti değildir” demiştir.
Biz Ak Partiyi böyle görürken Türkiye’de ki ulusalcı, milliyetçi, sosyalist ve komünist çizgi Ak Partiyi İslamcı olarak görmektedirler.
Ak Partinin gizli bir ajandası olduğunu, nihai amacının Türkiye’de ki laik sistemi yıkıp yerine şeriat düzenini kurmak istediğini belirtmektedirler ve düşünmektedirler.
Bu hakikatten hareketle, medyada da bu grupların ifade ettikleri gibi bu eylem üç beş ağaç eylemi değildir.
Yazımı bitirirken şunu ifade etmeliyim ki, bu eylemler Türk halkının üzerinde Cumhuriyet Mitingi etkisi yapacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: