Merhum Başbakan Ahmet Mesut Yılmaz’ın Amcası, Rize Eski Milletvekili Yusuf İzzet Akçal’ın hayatı film oldu. Akçal’ın Erzincan’da Savcı olarak görev yaparken mahkumları deprem kurtarma çalışmaları için serbest bırakmasını anlatan gerçek bir hikâyeyi konu alan “KARA KIŞ” dizisinde Yusuf İzzet Akçal’ı Murat Yıldırım canlandırıyor.
Hukuk İş Kitabeti Namzetliği (5 Eylül 1927- 31 Mart 1928), Hukuk İş Kâtipliği (31 Mart 1928-12 Aralık 1928), Hukuk Mektebi Kâtipliği (3 Mart 1929)- (1 Eylül 1929), Kemaliye Madde-ı Umumluğu (30 Temmuz 1930-24 Kasım 1931), Diyarbakır Sulh Hâkimliği (24 Kasım 1931-2 Kasım 1933), Söke Ceza Hâkimliği (21 Mart 1934-14 Mayıs 1937), Keskin Ceza Hâkimliği (6 Mayıs 1937-9 Mart 1939) görevlerinin ardından Erzincan Madde-ı Umumluğu görevine getirildi.
1939 yılı Aralık ayının 26`yı 27`ye bağlayan gecesi saat 02:00 sularında Erzincan`da büyük bir deprem meydana gelmiş, depremde birçok kişi yaralanmış, hayatını kaybetmiş ayrıca birçok yapı zarar görmüştür. Orada Ağır Ceza Madde-ı Umumisi olarak görev yapmakta olan İzzet Akçal’da enkaz altında kalmıştı. Enkaz altından çıkan Akçal ilk iş olarak ailesini ve komşularını ön tarafı tamamen yıkılan kerpiç evinin bahçesinde kurulan yatakhaneye yerleştirdikten sonra, doğruca cezaevinin yolunu tutar. Barakalardan oluşan cezaevinin kapılarını açıp mahkûmlara, ‘‘Sizi şimdi kurtarma çalışmalarında görev almak üzere serbest bırakacağım. Aranızda civar köylerden olanlar varsa iki günlüğüne köylerine gidip, ailelerini görebilirler. Ancak bir koşulum var; Hiçbiriniz kaçmayacaksınız. Canla başla çalışacaksınız. İşimiz bitince cezaevine döneceksiniz’’ der. Bir metreyi aşkın yağan kara rağmen mahkûmlarla birlikte yürüttüğü kurtarma çalışmalarında çok sayıda insanın hayatını kurtarır. Milli Şef İsmet İnönü 4-5 gün sonra deprem yerinde incelemelerde bulunmak üzere özel bir trenle Erzincan`a doğru yola çıkar. Erzincan yakınlarında bir köyde bir mahkûm özel trene binmek ister. Muhafızlar mahkûmu bindirmek istemezler. Gürültü, kıyamet kopar. İsmet İnönü merak edip sorar, ‘‘Ne oluyor?’’ diye. Mahkûm, İsmet İnönü`ye yanaşır, ‘‘Efendim, ben İzzet Akçal Bey`e kaçmama sözü verdim. Erzincan`a dönüp, kurtarma çalışmalarına katılmak istiyorum. Beni de trene alın’’ der. İsmet İnönü bu öyküden etkilenir, mahkûmu trene alır. Erzincan`a varışında da İzzet Akçal’ı onurize etti ve kurtarma çalışmalarına katılan mahkûmlar da Meclis kararıyla affedildiler.
1950 seçimleri yaklaştığı sırada Bursa Savcısı olan İzzet Akçal, siyasete karşı alâka duymuş ve Demokrat Parti’nin Rize adaylığını kabul etmiştir. O tarihlerin Adalet Bakanı olan Fuat Sirmen’in de seçim bölgesinin Rize olması, Bakanla Savcıyı iki rakip aday olarak karşı karşıya getirmiştir.
Fuat Sirmen, Bursa Savcısının seçim faaliyeti ve propagandası için talep ettiği 1 aylık izni memnuniyetle vermiş ve bu suretle Rize’de seçim kampanyasına katılan İzzet Akçal, Adalet Bakanı Fuat Sirmen’i 1950 seçimlerinde mağlûp etmiştir.
Rize Milletvekili olarak, Rize ve çevresinde yapılması zorunlu işlerin teminine çalışmıştır. Rize’de “Deniz içinde kaynayan petrolün” işletilmesini, çay ziraatının geliştirilmesini, yolların yapılmasını, mahalle ve köylere su teminini ve benzeri altyapı çalışmaları maksadıyla TBMM’de ilgili Bakanlara rahat vermemiş ve bölgenin kalkınması için mücadele vermiştir. TBMM’nin hemen hiçbir celsesini kaçırmamış, komisyon çalışmalarına muntazaman katılmıştır. Meclise; hemen hepsi müspet neticeye bağlanan 25 kanun teklifi vermiştir. Ceza hükümlerini ağırlaştıran Türk Ceza Kanunu tadilâtı da bunlar arasındadır. Üç yıl Maliye, iki yıl Bütçe Encümeni başkanlığını yapmıştır. 23. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 1960 ihtilali neticesinde kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından müebbet hapse mahkûm edilmişti.
Yusuf İzzet Akçal Yassıada`daki sınırlamalar Kayseri`ye gönderilince kalkmış, Ahmet Mesut Yılmaz`a amcasını aylar sonra yeniden görme fırsatı doğmuştu. Yılmaz, Kayseri Cezaevi`nin kapısında kuyrukta beklerken annesine dönüp: “İlerde beni de böyle ziyarete geleceksiniz” demişti. 27 Mayıs`ı, "düşükler" cephesinde yaşamak sıkıntılı bir durumdu. 14 yaşındaki Yılmaz’da derin bir yara almıştı. Amcası İzzet Akçal onun için özel bir insandı. Küçük yaştan itibaren onunla alabildiğine içli dışlı olmuş, en az babası kadar yakın bilmişti amcasını. 10 Kasım 1961 tarihinde Kayseri Cezaevi`ndeki amcası Yusuf İzzet Akçal’a "Kayseri`ye Sesleniş" başlıklı bir şiir gönderir
Kayseri’ye Sesleniş
Atılıp yiğitçe, mertçe meydana
Girmişsin Kayseri’de zindana
Bildir ki suçunu dertli Mesut’a
Dolmasın gözleri yaşla amcacığım
Türkçülük aşkıyla dolup taşanlar
Vatana, millete, hakka koşanlar
Aşılmaz dağları bir bir aşarlar
Bu yol da tükenmez, bitmez amcacığım.
Zindan bize tesir etmez amcacığım
Yağsın varsın üstümüzden belâ yağmuru
Doğruların nasibidir bu
İmanı tam olanlar bir koca suru
Bir gün gelir elbet yıkar amcacığım
Hakikat meydana çıkar amcacığım.
Daha sonra çıkarılan af kanunundan yararlanarak hürriyetine kavuşmuş olan Yusuf İzzet Akçal 1977 seçimlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Rize Milletvekili olarak katılmıştır.
Yusuf İzzet Akçal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Rize Milletvekili olarak 1950-1960 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasında en fazla kanun teklifi yapan ve kabul ettiren milletvekili olarak ün yapmıştır. Ayrıca adliye mesleğindeki hizmetlerine parlamento hayatında da devam ederek, adaleti ilgilendiren birçok kanunların çıkartılması ve değiştirilmesini sağladığı gibi, adliye mensupları ve hakim teminatı hakkındaki yararlı çalışmaları ile de, Türk Adliye tarihinde daima hatırlanacak bir yere sahip olmuştur. Rize’de çay tarımı ve işletmelerinin yerleşmesini sağlamış, elektrik, yol, köprü gibi tüm yatırımları başlatmış ve çok sevdiği memleketinin kalkınmasına hizmet etmiştir.12 Eylül 1980 Darbesi ile siyasi hayatı son bulmuştur. 1 Eylül 1987 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.
Milletvekili adaylığı için hazırladığı biyografisinde kendi kaleminden şu bilgilere yer vermiştir :
On dokuz yıldan beri vatanın birçok ilçe ve illerinde tam bir feragatle yargıçlık ve Cumhuriyet savcılığı yapmaktayım. Bu sürenin son dört yıla yakın kısmını İmralı Cezaevi gibi dünya kriminologlarının üzerinde durdukları bir müessesenin müdür vekâletinde ve mümessilliğinde geçirdim. Bu müessesenin terbiye ve ıslah metotlarını bir eserle tespit ve Devlet umumi bütçesinden yardım almaksızın kendi geliriyle geçinir bir hale getirerek, devrettiğim kanaatindeyim.
Erzincan deprem felâketi sırasında orada Ağır Ceza müdde-i umumîsi olarak bulunmakta idim. Enkaz altından çıktığım halde umumî hizmetlere ve görevime olan bağlılığımdan idari vazifeler deruhte ederek, üzerlerinde bir seneden fazla çalıştığım hükümlülerden teşkil ettiğim asayiş, inzibat, can kurtarma ve koruma ekipleriyle filen de çalışmak suretiyle müşkül anlarda karar alma ve iş başarma kabiliyetimi gösterdim. Yüksek Adalet Bakanlığı’nca bu hizmetim dolayısıyla takdir edildim.
Yargıçlık sınıfında da, yüksek derecede ehliyet gösterdiğimden dolayı ayırma meclisi kararıyla iki defa da terfi ettim. Halen 90 lira aslı maaşlı Üsküdar Cumhuriyet Savcısı’yım. Felaket sıralarında aralarında bulunduğum ve feragatle çalıştığım Erzincan Merkez ile Kemaliye ve Kemah ilçelerinden ve memleketim olan Rize`nin Çayeli ilçesi ile Rize ilinden ya da Pazar ilçesinden milletvekilliği için adaylığımı koymak istemekteyim.
Yorumlar
Kalan Karakter: