Mustafa Denizli’nin ismi Rizespor ile anılmaya başladığı gün aklıma geldi, şehir de bugüne kadar görmediğim farklı bir heyecan vardı. Kimileri yok ya “Mustafa Denizli Rize’ye gelmez”, kimileri de “Mustafa Denizli ile Rizespor büyük bir devrim yapar” düşüncesindeydi. Bu söylentiler dönerken, Mustafa Denizli Rizespor’un 70. teknik direktörü olarak resmi imzayı atmıştı. Resmi imza atıldıktan sonra ilk açıklama ise “Çaykur Rizespor'un kurumsal bir yapıya sahip olması adına bazı projeler gerçekleştirecekleri” yönündeydi. Mustafa Denizli de bu projeler için Rize’ye ve Rizespor’a gelmişti…
Bu açıklamadan sonra, Rizespor da gelecek adına çok güzel günler olacağına tüm Rizesporlular inanmıştı. Ara transfer dönemine hızlı giren Rizespor; ilk olarak Karabükspor’un yıldızı Florin Lucian Cernat renklerine bağlarken, hemen bu transferin ardından Denizlispor’dan Oğuzhan Berber’i ara transfer döneminin bitmesine sayılı gün kala; 1461 Trabzon’dan Eren Albayrak ve Sercan Kaya transferleri ile Rizespor kadrosunu güçlendirmişti. Yapılan transferlerde genç ve yetenekli futbolcuların özenle seçilmesi, uzun vadeli sözleşmeler imzalanması, gelecek sezonlar için Rizespor’un iskelet kadrosunu kurmaya başladığının habercisiydi.
Rizespor uzun yıllar sonra ilk defa, sportif anlamda geleceğe dair planlar yapıyordu. Tabi ki bu planların yapılmasında en büyük etken Mustafa Denizli faktörüydü. Mustafa Denizli ile 5 yıldır, mücadele edilen PTT 1. Lig macerasına noktalıyoruz derken, Rizespor 5 sezon aradan sonra Süper Lig’e geri dönmüştü bile…
Projenin ilk aşaması tamamlanmıştı. Sıra da Süper Lig de alınacak başarıydı… İşte rüyanın sona ermesi de tam burada başladı.
Mustafa Denizli her fırsatta ve her platformda söylüyordu. Ben hedefsiz bir takım da görev almam diye. Amacı da Rizespor’u Süper Lig de ses getiren, bir takım yapmaktı. Tamam belki Mustafa Denizli Rizespor başındayken, Süper Lig de ki ilk sezonunda amaç şampiyonluk olamazdı, ilk önce ligin üst sıralarında yer almak, birkaç yıl için de Avrupa Kupalarında mücadele edecek kaliteli bir takım oluşturmaktı. Bu düşünce, Rizesporluları ne kadar heyecanlandırdığını anlatmamıza gerek yok.
Süper Lig de mücadele edecek, iyi bir kadro kurmak isteyen Mustafa Denizli ile Rizespor Yönetimi arasında, sezon sona erdikten sonra, “fikir ayrılığı” ortaya çıktı. Rizespor Yönetimi “mali dengemizi bozacak bir yapılanmaya” giremeyiz derken, Mustafa Denizli istediği gibi bir kadro kuramayacaksa, Rizespor da görev alamayacağını dürüstçe söyleyerek, Rizespor yönetimi ile karşılıklı anlaşarak yolların ayrıldığı açıklandı.
Böyle bir gelişmeyi bazı Rizespor taraftarı beklerken, bazılarımız da bu ayrılık haberi ile büyük üzüntü yaşadı. Açıkça söylemek gerekiyor, hiç kimse Rizespor’dan daha üstün değildir. Fakat bazı gerçekleri de görmezden gelemeyiz.
Devre arasında teknik direktörlük görevine Mustafa Denizli gelmeseydi, benim düşüncem “Süper Lig” bu sezon da hayal olacaktı. “Mustafa Denizli’nin Rizespor’a gelmesi; Cernat, Oğuzhan, Eren ve Sercan transferlerinin yapılmasının en önemli nedenidir.” Eğer Mustafa Denizli değil de, başka bir isim teknik direktör olsaydı Rizespor’a ne Cernat alınabilirdi (Cernat Rizespor’a gelmesinin en büyük nedeni Mustafa Denizli’nin Rizespor teknik direktörü olmasıdır diye açıklamıştı), ne Oğuzhan (Hatırlatmakta fayda var; Oğuzhan’ın Rizespor’a transfer edilmesinin nedeni yardımcı antrenör Yusuf Şimşek’tir), ne de Eren ve Sercan alınabilirdi. Bir de bu işin maddi boyutu var tabi ki. Mustafa Denizli ile beraber Rizespor’a 10 trilyon para gönderilmişti (Kazancı, Cengiz ve Şahenk üçlüsünden). Başka bir teknik direktör ile anlaşılsaydı, bu maddi kaynakta Rizespor’a gelmezdi…
Rizespor Yönetimi “mali disiplinini bozmadan” gerçekleştirebilmemiz mümkün olmayacağı yönündeki açıklamasına karşılık söylüyorum; dört buçuk sezonda 9 teknik direktör ve 82 futbolcu transferi de şuan ki Rizespor yönetimi ile yapılmıştı (Rizespor Şirketleştikten sonra 2008-2009 sezonu devre arası itibari ile; 2 Futbolcu-2 Teknik Direktör, 2009-2010 Sezonu; 23 Futbolcu-3 Teknik Direktör, 2010-2011 Sezonu; 20 Futbolcu-1 Teknik Direktör, 2011-2012 Sezonu; 20 Futbolcu-2 Teknik Direktör, 2012-2013 Sezonu; 17 Futbolcu-2 Teknik Direktör transferi yapıldı). O zaman da keşke transferler“mali disiplinini bozmadan” yapılsaydı… Mustafa Özkan, Celil Sağır, Gökhan Kaba, Özgür Can Özcan, Kemal Aslan, Mehmet Yozgatlı, Murat Hacıoğlu’na ödenen ücretler, Rizespor’un mali disiplinini bozmamış mıydı acaba diye sormadan edemiyorum?
Tam her şey yoluna girdi derken, Rizespor yönetimi gene başarısız oldu. Daha önce Süper Lig de yaşadığımız sıkıntılı günlere, Süper Lige adım attığımız bugünlerde tekrar merhaba dedik. Zaten Rizespor Süper Lig de mücadele ettiği sezonların, büyük bir kısmında hep sıkıntı yaşamamış mıydı? Mücadele ettiğimiz 13 sezon boyunca, sadece 1979-1980 ve 2000-2001 sezonları dışında, 11 sezon da hep küme düşme hattındaydık. Bu mücadelenin sonunda 4 kez küme düşme üzüntüsünü yaşamıştık.
Süper Lig’e yükseldiğimiz Ankaragücü maçından sonra, hemen hemen herkesin düşüncesi şuydu; “Artık Rizespor bu sportif yapılanma ile kolay kolay küme düşmez”. Tabi ki bu düşünce Mustafa Denizli Rizespor’un başında kalacağı sürece ve de yapılacak transferlere olan inançtan dolayıydı… Artık Mustafa Denizli yok, haliyle bende de, bir çok Rizesporlu da olduğu gibi, önümüzde ki sezon küme düşme korkusu veya küme düşme hattında olacağımıza dair düşünceler oluşmadı değil sezon daha başlamadan.
Bir Rizesporlu olarak, her sezon küme düşme, korkusu yaşamak istemiyorum, Rizespor bunu hak etmiyor. Rizespor Süper Lig de en fazla mücadele eden 15 şehir takımından biri… Neden daha iyi yerlere gelmeyelim? Bunu başarmak için de istikrar gerekiyor, Rizespor’un çeşitli nedenlerden dolayı bir türlü başaramadığı istikrar sağlanamadığı sürece, bu tür sıkıntıları Rizesporlular daha çok yaşayacaktır…
Yorumlar
Kalan Karakter: