“Müslümanların Masumiyyeti” Filmi / İmani Kıyam / Türkiye Müslümanları
Amerika Birleşik Devletlerinde Yahudi asıllı bir kişinin yaptığı <strong>“Müslümanların Masumiyyeti”</strong> isimli film İslam Alemini ayağa kaldırdı
Yayınlanma :
19.09.2012 10:13
Amerika Birleşik Devletlerinde Yahudi asıllı bir kişinin yaptığı “Müslümanların Masumiyyeti” isimli film İslam Alemini ayağa kaldırdı. Çünkü, filmde alemlerin efendisi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’e, İslam dinine ve Müslümanlara hakaret ediliyordu. Peygamberlerini öldüren ve tarihe “peygamber katilleri” olarak geçen Yahudiler, Hristiyan aleminin peygamber inancı ile Müslümanların peygamber inancı arasında çok fark vardır. "Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evlâdır." (1) ayeti celilesi mucibince Müminer, peygamberimizi canlarından aziz tutar ve tüm saldırılara karşı mücadele ederler. Müminlerin peygamber efendimize ve dinimize karşı yapılan bir saldırıya tepki koymaları gayet doğal ve imani bir durumdur. Uhud Savaşında, Mekke ordusuna mensup bir müşrikin, peygamberimizi hedef alarak yayını çekip oku fırlatacağını gören sahabe, Peygamber efendimize zarar gelmemesi için başını uzatmış ve ok gözüne isabet etmiştir. Çünkü, Peygamberi korumak bir şahsı korumanın ötesinde nübüvveti / dini korumak anlamı taşır. Buna benzer sayısız kıssalar mevcuttur 23 yıllık nübüvvet döneminde. Bugün meydanlara toplanıp “fezake ebi ve ummi Ya Resulallah/ anam babam sana feda olsun Ya Rasulallah” diye feryad edip gösteriler yapan Müslümanlar, bir kişiyi savunmanın ötesinde nübüvveti/dini savunma inancıyla mevcut eylemleri düzenlemektedirler. Dolayısıyla, bu eylemler basit ve manasız protesto gösterilerinin ötesinde, imani bir kıyam niteliği taşır. Hz. Muhammed (s.a.s) Allah’ın (c.c) peygamberidir, alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Hz. Allah (c.c) Kur’an’ı Kerim’de “Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin…” (2) buyurmaktadır. Bu ayet muvacehesinde, nasıl ki Peygambere itaatsizlik Allah’a itaatsizlik olacaksa, Peygambere hakarette Allah’a, vahye ve Kur’an’a hakaret olacaktır. Müslümanları meydanlara döküp haykırtanda bu inançtır. Dolayısıyla, malum film karşısında İslam aleminin ayağa kalkması, Peygamberimize sadakatini, sevgisini ve imanını göstermesi doğru olan harekettir. *** Libya’da ki gösteriler sırasında ABD Büyükelçisinin öldürülmesi meselesinin detaylarına girmeyeceğim. Çünkü, Türkiye medyası ve dünya, konuyu elçinin öldürülmesi üzerinden değerlendirmiştir. Ve kısa zaman içerisinde elçinin ölüdürülmesi hadisesinin gerçek yüzü ortaya çıkmıştır. Fakat, şunu söylemek istiyorum, Türkiye’de bazı yazarlar elçinin öldürülmesi hadisesi üzerinden protesto eylemlerini küçümsemeye çalışmış, müslümanların oyuna geldiğini ifade etmiştir. Ancak hakikat şudur ki, büyükelçinin öldürülmesi yapılan protesto gösterilerinin ‘İmani Kıyam’ karakterine asla zarar vermez. Ateist, Marksist vb. ideoloji sahibi yazarların protesto gösterilerini belli bir uslup çerçevesinde kınamalarını anlarım. Ama muhafazakar ve üslüman kimlikli yazarların Müslümanların, Peygamberlerine yapılan malum hakaret sonrası meydanlara dökülerek sadakatlerini ispat etme çabalarını küçümsemelerini ve bu çabaya hafife almalarını hatta dahada öte zedelemeye çalışmalarını asla kabul etmemeliyiz. Son 10 yılda Ak Parti Hükümeti muhafazakar bir burjuva oluşturdu. Müslümanları namzan kılan köleler haline getirmeyi amaçlayan ‘Ilımlı İslam Projesi’ ve ‘Dinlerarası Diyalog’ çalımaları tüm imkanlar seferber edilerek uygulandı. Son 10 yılda planlı ve programlı yapılan çalışmalar neticesinde, Türkiye Müslümanlarının öncelikleri değişmiş, kırmızı çizgileri pembeleşmiştir. Peygamberimize hakaret edilen filmin ortaya çıkmasından sonra İslam aleminin verdiği tepki de Türkiye Müslümanlarının verdiği tepkide ortadadır. Ne olursa olsun Güneydoğu’nun İslami hassasiyeti diğer bölgelerde ki Müslümanlardan daha fazla olduğu ortadadır. Batman ve Diyarbakır’da ki ‘Peygambere Sevgi’ gösterilerinde ki katılımlar sevindiricidir. Rize’de yaptığımız eylemde de tecrubelerimizi pekiştirici gözlemler yaptık. Şimdi size soruyorum, Cuma namazından çıkan, beş dakika evvel camiide peygamberine salat ve selam getiren bir Mümin, beş dakika sonra camii önünde ki, Peygamberine yapılan hakareti protesto eylemine neden katılmaz? Hatta gülüp geçenleri, davet edenleri elinin tersiyle reddedenleride gördük. O zaman tekrar sorgulamalıyız kendimizi, Peygamber bizim için ne ifade ediyor? Rize’de ki protesto eylemini organize eden Saadet Partisi eylemde parti payrağını kullanmamıştır. Çünkü, Türkiye iktidar partisi tarafından kamplara ayrılmış, insanlar üzerine baskılar oluşturulmuştur. Hiçbir siyasi simge olmamasına rağmen protesto eylemi 150 civarında kişinin katılımıyla yapılmıştır. Ayrıca, hiçbir sivil toplum örgütüde bir organizasyon içerisine girmemiş, hatta kınama mesajı dahi yayınlamamıştır. Bu hale nasıl geldiğimizi ciddi ciddi sorgulamalıyız. İfade ettiğimiz gibi Ak Parti, son 10 yılda kendi muhafazakar burjuvazisini oluşturmuştur. Ayrıca bu son 10 yılda yeni tipler türedi. Muhafazakar ve Müslüman kimlikli tipler… Bunlar, her fırsatta Müslüman toplumu uyutma, yumuşatma, uysallaştırma yeri geldiğinde küçümseme ve hakaret etme gibi bir gayretin içerisine giriyorlar. İşte size iki örnek; Bu isimlerden biri Ahmet Altan. Türkiye Ahmet Altan gibi gazetecilere, yazarlara, aydınlara sahip oldukça ve toplum tarafından muteber görüldükçe bir çok meselenin hallinin mümkün olamayacağı muhakkaktır. Türkiye cahillerden ve echellerden müteşekkil bir aydın topluluğuna sahip. Ahmet Altan son yazısıyla bu esfel topluluğun en kıdemli üyelerinden biri olduğunu ispat etmiştir. Yüzde 95'i müslüman olan, İslam'ın prensiplerine sarılarak şerefli bir tarih yazan, dünyaya hakkı ve adaleti bu kutsalla tesis eden ecdadın topraklarında ve tarihi hakikatlerden uzak, ideolojik bir yazı ile yüzde 95'in içerisinde 'İslam’ı' küçümsemek, çağdışı görmek aptallığın daniskası, cahilliğin zirvesidir. Ahmet Altan Taraf Gazetesnde ki köşesinde “İslam’ın Ortacağı” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Ahmet Altan yazısında "…Müslümanlık kaç yaşında? 1500’lü yaşlarında. Peki, Hıristiyanlık 1500 yaşındayken Hıristiyanlar nasıl davranıyordu, eleştirileri ya da kışkırtmaları olgunlukla karşılıyorlar mıydı? Hayır. Hıristiyanlık 1500 yaşında Ortaçağ’ı yaşıyordu, meydanlarda adam yakıyordu. Sanırım Müslümanlık da kendi “ortaçağından” geçiyor…" ifadelerini kullanarak batının yaymaya çalıştığı "terörist müslüman" benzetmesini başka cümleler kurarak ifade ediyor. Dolayısla Amet Altan, bütün Müslümanlara "TERÖRİST" diyor. Biz, Ahmet Altan'ın uzaktan ve yakından İSLAM ile alakasının olmadığını yazılarından biliyoruz. Bu bizi ilgilendirmezde. Ama "Terörist" benzetmesinin muhatabı olmamız açısından her bir ferdi ayrı ayrı ilgilendirir. Müslümanların, yapılan küstahça filme karşı Peygamber efendimize sadakat göstererek meydanlara inmesini küçümseyen, dolayısıyla müslümanları Terörist olarak gösteren Ahmet Altan ve diğerleri filmin yapımcısı ne kadar küstahsa bu şahsiyyetlerde okadar alçaktır. Ahmet Altan yazısında "Çok gelişmiş bir teknolojiye ulaşan Hıristiyanlar, Müslümanların da içinde bulunduğu “gelişmiş” pazarlara muhtaçlar, yüz yıl öncesi gibi onları sömürüp fakir bırakmaya değil, Müslümanları gelişmiş müşteriler yapmaya uğraşıyorlar" ifadelerini kullanarak bizden Batının, Irak'ta, Afganistan'da, Libya'da ve diğer bilad-i İslam'da gördüğümüz çirkin, zalim, terörist, sömürgeci yüzünü unutmamızı istiyor. Bu cahilliğin emaresi değil, içten hesaplılığın işaretidir. Şu satırları okuduğunuzda bu kadarda pervasızlık, yüzsüzzlük, alçaklık olmaz diyeceksiniz. İçinizden bunları geçirtecek cümleler şunlar, "Biz, geri ve yoksul kalmış, ezilmiş, varlığını öfkeli cinayetlerle kanıtlamaya çalışan, kendi ortaçağındaki Müslümanlarla, zenginleşmiş, gelişmiş ama şimdi büyük bir tehditle karşılaşmış Hıristiyan dünya arasında..." Allah aşkına kim tehdit altında? Hristiyan Batı mı, yoksa İslam Alemi mi? *** Film ile, muhafazakar gözükenlerin binbir yüzü ortaya çıktı. Amerika ve Batı yıllarca dünyayı müslümanların "Terörist" olduğuna inandırmak için çırpındı, hala çırpınıyor. Türkiye'de müslümanlar yıllarca aşağılandı, ezildi, hor görüldü. Şimdi bu iki tarafın yaptığının aynısını ve daha yıkıcısını muhafazakar denen gruh yapıyor. İfade ettiğimiz gibi, film sonrası gelişen olaylarla maskeler düştü, ortaya binbir suratlar çıktı. Başbakanın Libya ile ilgili açıklaması, Fetullah Gülen'in taziyesi... Elçinin nasıl hunharca katledildiğini ifade ediyor, kınıyorlar... Elbette, konuyla alakalı olmayanlar muhatap alınmamalı, zarar verilmemeli. Fakat, filme tepki gösterilmeyecek mi, ses çıkartılmayacak mı? Müsülüman bir ülkenin Başbakanı olarak Erdoğan, bir cemaat lideri olarak Gülen filmi gerektiği gibi kınamadı? Film sonrası bir yarış başladı. Batılılıların ifadesini destekleyecek, Müslümanları terörist gösterenlerin elini kuvvetlendirecek bir yaklaşım ortaya çıktı. Ahmet Hakan’da yazısında Müslümanlara bir çok yakıştırma yaptı... Ve Ahmet Altan, aşağılık bir yazı kaleme aldı... Yine Ayşe Böhürler yazdı Yeni Şafak'ta... "Allah kendi dinini korumayı vaad etmişken" siz neden protesto yapıyorsunuz, peygambere sadakat açıklamaları yapıyor, yürüyüşler düzenliyorsunuz diyor, Böhürler... Yani ümmetin İmani duruşunu küçümsüyor, yok sayıyor, boş görüyor. Son zamanlarda muhafazakar tanınan yazarların saldırılarına ve aşağılamalarına muhatap oluyor, maruz kalıyor Müslümanlar, farkındamısınız? Ayşe Böhürler’e sormak lazım, amenna Allah kendi dinini korumayı vaad ediyor... Ama bize verilen bir emir yok mu? Cihad emrinin mahiyyeti nedir? O ki, Allah kendi dinini korumayı vaad etmiş, Bedir, uhud, Hendek savaşları neden yapıldı? Eba Eyyüb el-Ensari hazretlerinin İstanbul'da, Abdurrahman Gazinin Erzurum’da ve diğer ashabın farklı beldelerde ne işleri var? Bu mahiyette yazı yazan, yazımızda ismi geçen bu kişilerle sınırlı değil. Tümünün yazılarına yer vermenin imkanı olmadığından dolayı iki ismin yazısını örnek gösterdik. Muhafazakar medyanın bir çok yazarı, çizeri aynı mahiyette yazılar yazıp, televizyonda yorumlar yaptılar. Diyalogcu ve Ilımlı İslam’cı malum gruh tüm güçleriyle Ehli Sünnet müslümanlığını tahrif ve tahrib etmeye, Müslümanların cihad aşkını söndürmeye çalışıyorlar. Buna güçlerinin yeteceklerini sanmıyorum. Çünkü "Allah kendi dinini korumayı vaad ediyor". Biz ise dinini koruma iddiasında değil, Allah'ın emirlerini yerine getirme gayretindeyiz. Ves’selam ala’menittebe al’huda lar : 1- Ahzab 33/6 2- Nisa 59/4