Kamu Emekçileri Rize'de 4+4+4 için meydana indi
<strong>KESK’e bağlı Eğitim Sen Karadeniz Yürüyüş Kolu, Rize Cumhuriyet Meydanından toplanarak 4+4+4 eğitim sistemini protesto etti
Yayınlanma :
12.09.2012 02:24
KESK’e bağlı Eğitim Sen Karadeniz Yürüyüş Kolu, Rize Cumhuriyet Meydanından toplanarak 4+4+4 eğitim sistemini protesto etti. Dersbaşı yapan 66 aylık çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimlerine büyük darbe vuracağı gerekçesiyle karşı çıkılan yeni eğitim sisteminin, parçalanmış yapısıyla çocuk gelinler ve çocuk işçiler sonucu doğuracağı belirtildi. Kamu Emekçileri Sendikası’na (KESK) bağlı Eğitim Sen Rize Şubesinin evsahipliğinde yapılan gösteriye Rize, Artvin, Samsun, Ankara ve daha birçok ilden gelen kamu emekçileri katıldı. Eyleme, KESK’e bağlı Sağlık Emekçileri Sendikası Rize Şube Başkanı Deniz Çelebi ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Rize Merkez İlçe Başkanı Recep Durmuş ve İl Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Durmuş da katılarak destek verdi. Rize Cumhuriyet Meydanında toplanan Karadeniz Yürüyüş Kolu üyeleri, Ak Parti hükümetinin bu yıl yürürlüğe soktuğu 4+4+4 eğitim sistemini basın açıklaması ve çeşitli sloganlarla protesto etti. 15 Eylül’de Ankara’da ülke genelinden oluşturulan yürüyüş kolları ile eşzamanlı olarak başlatılan Ankara yürüyüşünde, Karadeniz sahil şeridindeki illerde protesto gösterisinde bulunulacak. Bu kentlerde birer gün konaklayarak Ankara’ya ulaşacak olan kamu emekçileri, 15 Eylül’de Ankara’daki büyük mitingde biraraya gelecek. 15 Eylül’de Ankara’da büyük mitingde olacaklar Rize Cumhuriyet Meydanına gelen ve Karadeniz Yürüyüş Kolu’nu oluşturan kamu emekçileri, Atatürk Anıtı önünde bir basın açıklaması yaptı. Kamu emekçileri adına basın bildirisini okuyan Eğitim Sen Genel Eğitim Sekreteri Tuğrul Çulfa, yeni eğitim yasasının; eğitim biliminin, ülkenin ve çocukların ihtiyaçlarından çok AKP’nin siyasal ve ideolojik hedefleri doğrultusunda oluşturulduğunu belirterek, başta okula başlama yaşı olmak üzere pek çok yönden tartışıldığını söyledi. Yeni eğitim öğretim döneminin 10 Eylül Pazartesi günü ilkokul 1. Sınıfların ders başı yapmasıyla fiilen başladığını hatırlatan Çulfa, “Geçtiğimiz dönemlerde her yıl yaklaşık 1 milyon 200 bin çocuk 1. Sınıfa başlıyorken, 4+4+4 düzenlemesi ile birlikte okula başlama yaşı aşağı çekilerek otomatik kaydı yapılan öğrenci sayısı 2 milyon 313 bin 818 oldu. Burada 60-66 aylık çocukların da otomatik kaydı yapılmıştır. Bu yaş grubundaki çocukların okula başlamalarının velilerinin isteğine bırakıldığı söylenmiş olmasına karşın, 60-72 ay arasındaki bütün çocukların kaydının otomatik olarak yapılması dikkat çekicidir. 60-66 ay arası çocukları olan velilere, ‘çocuğunuzun okula başlamasını istemiyorsanız, dilekçe verin’ diyen Bakanlık, bu uygulamadan haberdar olmayan yüzbinlerce velimizi ise adeta aldatmaktadır” dedi. Okul kapıları kaosa açılacak 4+4+4 dayatması nedeniyle okul kapılarının yeni eğitim öğretim yılında büyük bir kaosa açılacağını kaydeden Eğitim Sen Genel Eğitim Sekreteri Tuğrul Çulfa, “Eğitimde yaşanacak kaosun tek sorumlusu, eğitim gibi önemli bir alanda dayatmayla değişiklik yapan, okul öncesi çağdaki çocukları zorla ilkokula kaydeden AKP iktidarıdır” diye konuştu. 60 aylıkla 83 aylık çocuklar aynı sınıfta! Gelişim dönemi açısından henüz oyun çağında olan 60-72 aylık çocukların, temel eğitim için çok önemli olan okul öncesi eğitimi almadan ilkokula gönderilmesinde ısrar edilmesinin, çocuklara yapılan en büyük kötülük olduğunu ifade eden Çulfa, “Bu yaş grubundaki çocukların ruhsal, duygusal ve bilişsel gelişimi açısından ciddi sorunlar yaratacak, çocuğun bütün eğitim yaşamı ve sonrasında telafisi mümkün olmayan olumsuzluklar ortaya çıkaracaktır. Eğitim biliminin bu konuda söyledikleri çok açık olmasına karşın, Bakanlığın akıl almaz ısrarı yüzünden 60-72 ay yaş grubundaki yüzbinlerce çocuk, büyük tehlikelerle karşı karşıyadır” dedi. “Okullarda yaşanacak en büyük sorunlardan birisi de; aralarında 1-1,5 yaş farkı olan çocukların (60 ay ve 83 ay arası çocuklar) aynı sınıflarda eğitim görecek olmasıdır” diyen Çulfa, çocukların sosyal ve duygusal gelişmişlik düzeylerinin ve yaş farkının, 1’inci sınıf için büyük sorunlar yaratacağını, bu durumun, özellikle 60-72 ay yaş grubunda ‘okul korkusu’ ve ‘okula gitmek istememe’ gibi sorunları beraberinde getireceğini ifade ederek, “Nereden bakılırsa bakılsın, 4+4+4’ün eğri bir cetvel olduğu su götürmez bir gerçektir. Eğri cetvelle düz çizgi çizmek mümkün değildir” şeklinde konuştu. Okullar fiziken hazır değil Öğrenci sayısındaki yaklaşık yüzde 50’ye varan artışla beraber, kalabalık sınıflar sorununun artacağını, okulların fiziki altyapısının da bu yükü kaldırmak için hazırlanmadığını savunan Çulfa, ilkokulların yarısından fazlasının ilkokula yeni başlayacak çocuklar için uygun olmadığını dile getirerek, fiziki altyapı itibariyle 8-9 yaşındaki çocukların ergonomisine göre yapılmış olan okullarda meydana gelebilecek olası kazalardan Milli Eğitim Bakanlığının sorumlu olacağını vurguladı. Vergiyi halktan toplayıp dershanelere dağıt, sosyal adaletten bahset! Basın açıklamasında Başbakan Erdoğan’a seslenen Eğitim Sen Genel Eğitim Sekreteri Tuğrul Çulfa, “Başbakan’a soruyoruz: Halktan aldığınız vergiyi devlet okullarına değil de özel okul kurmaları için dersanecilere dağıtmak adalet midir? Velilerimizin dersanelere ödediği paraları ve dersane sistemini kastederek, ‘adil değil’ ‘okullar niye var?’ diyen Başbakan Erdoğan, kendi hükümetleri döneminde dersane sayısının iki katına çıkıp sosyal adaleti paramparça etmesinde, sınavlarla eğitim sisteminin enkaz haline getirilmesinde hiçbir sorumluluğu yokmuşçasına konuşması şaşkınlık vericidir” diyerek, özel okullara dönüştürülecek olan dersaneler için kamu kaynağı kullanılacak olmasını eleştirdi. Hükümetin izlediği eğitim politikaları ile uzun vadede kamu eğitimini tasfiye edileceğini öne süren Çulfa, bu zihniyetle sosyal adaletten bahsetmenin abesle iştigal olduğunu bildirdi. Yanlışta ısrar ediliyor Yıllardır eğitim sisteminde yaşanan yoğun ticarileştirme uygulamaları ve eğitimi dinselleştirme adımlarına karşı toplumun en geniş kesimleri ile birlikte yürütülecek birleşik bir mücadelenin ne kadar önemli olduğunu vurgulayan Çulfa, “Herkese eşit, parasız, laik, bilimsel ve anadilinde eğitim hakkı mücadelesinin güçlenmesi ve yaygınlaşması adına yapılan bütün toplantı, panel, eylem ve etkinlilere rağmen Milli Eğitim Bakanlığı, yanlışta ısrar etmeyi sürdürmektedir” dedi. Haber: Deniz Varlı