Bu yıl ilk 9 haftada gösterdiği performansla tekrar süper lige göz kırpan Orduspor’un deplasmanda, 2 Lig’de grubunda orta sıralarda yer alan Nazilli Belediyespor’a elenmesini yerel medyamız, “Kupada büyük sürpriz”, “kupada Rizeli Taşkın Hoca’nın büyük başarısı” başlıklarıyla paylaştı. Taşkın Hocanın aldığı sonuç fevkalade güzel, Rize’nin sporuna her hangi bir zaman katkısı olmuş mu, onu da bilemiyorum. Ama asıl manşete alınması ve üzerinde durulması, olası kara günlerin gelmemesi için çarelerin üretilmesi gereken Çaykur Rizespor’un yine 2. Ligde grubunun son sırasına demirlemiş Tarsus İdman Yurduna, üstelik kendi evinde 120 dakika boyunca gol atamaması ve penaltı atışları sonucu kaybedip, kupaya veda etmesidir.
Kendi Lig kümeleri dışında, her kademeden futbol takımlarının bir arada yarıştığı kupa organizasyonlarında İngiltere’de de, Almanya’da da, bizde de her sezon sürpriz sonuçlar çıkar. Mahalli küme takımının en üst kümeden bir takımı elemesine zaman zaman şahit oluruz. Bu açıdan Çaykur Rizespor’da bir kazaya kurban gitmiş, o gün futbol şansı rakibinden yana olmuştur diyebilmek mümkün. Onun için üzerinde durmak istediğim işin bu yanı değil; yeşil mavili takımızın kendisiyle denk olmayan bir takıma elenmesi, kupanın dışında kalması elbette bizleri ziyadesiyle üzmüştür ama çok daha önemlisi takımın Teknik Direktörü, patronu olan hocanın tehlikeli söylemleri ve yöneticilik anlayışıdır.
Selim Denizalp kardeşimin yazısını okuyorum, “Çalımbay Maç Sonu Esti, Gürledi” dedikten sonra “Kupa Maçı sonrası Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, faturayı aylardır forma şansı bekleyen ve bu maçta o şansı yakalayan oyuncularına kesti” diyor.
Benimde fatura kesebilme hakkım olsaydı, tek adresim Rıza Hoca olacaktı. Girişte ifade ettiğim üzere iki alt kümenin dibine demirlemiş Tarsus İdman Yurdu maçında tüm camiayı yasa boğduğu, boğdurttuğundan çok haftalardır süren beyanatlarına bu maçtan sonra tavan yaptığı için…
“Adamlar kendi kalelerine gol atacak değil ya… Forvetlerin hiç birinden memnun değilim. Bizim maalesef golcümüz yok, bu bir gerçek. Bunun yanında başka bölgelerde de sıkıntı var ve bunlar yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bu akşam özellikle ikinci devre kaleye nasıl gelinecekse gelindi ama kaleye o top nasıl sokulacaksa sokulmadı... Uche Kalu’yu da koysam değişmezdi. Uche bugüne dek tahminim 15 maç oynadı tek golü yok. Elim kolum bağlı, Pazar günü Akhisar maçında kimi oynatacağım belli değil. Depetris’e şans verdim, belkim bir şeyler görürüz diye, onda da bir şey yok! Bu akşam bütün oynamayan oyuncularıma şans verdim, buyurun dedim. Kimse artık gelip te bana dert yanmasın, beni oynatmadın diye.”
Yukarıdaki paragrafın tümü Deniz’in haberinden. Ve son cümlesi ile de, “Yarın, bir gün birinin başına bir şey gelirse, ceza yerse kimse üzülmesin” diyerek olası mağlubiyetlere, sürpriz puan kayıplarına da peşin kılıf hazırlıyor Rıza Hoca.
“Ben demiştim !”
İyi de, hoca iki hafta öncesine kadar öyle yada böyle yakalanan hava ile alınan puanlarla süper ligin zirvesindeyken, tüm TV yorumcuları, “Rıza Hoca dar bütçeyle taş gibi takım yaptı” derken, sende bununla gururlanırken şimdi çuvallamaya başlandığında faturayı da kimseye kesmeye kalkmayacaksın. İyisi seninse, kötüsü de senindir. Eğer kamuya demeçlerin böyleyse, sporcularınla yaptığın konuşmalarda muhtemelen daha farklı değildir ve görünen o ki ipin ucunu kaçırmaya başlamışsın ve “ben demiştim” diyerek şimdiden zemin hazırlamaya başlıyorsun.
Sevgili Hocam, hiçbir iş yerinde, organizasyonda organizasyonun başı bu kadroyla, bu ekiple, bu ekibin şurasıyla burasıyla bir yere gidemiyoruz, falan demez, diyemez. Aba altından sopa gösterebilmenin bile bir adabı, usulü vardır. Böylesine söylediğinde o ekiptekilerin özgüvenlerini sıfırlarsın. Bu cümlelerle eğer motive edeceğini düşünmüşsen bu daha da vahim. Bunca yıldır üst klasmanda hocalık yapan biri asla bu tarz cümleler kullanmamalı!
Futbolda şans faktörünün var olduğunu biliriz. Önceki yıllarda Fenerbahçe Trabzonspor karşısında kedi fare misali ortaya futbol koydu, gol yapamayınca şampiyonluğu kaybetmişti. Geçen yıl rüya takım Barcelona, İskoçya deplasmanında yüzde 80 oranında topa hakim olduğu müsabakada gol atmaya muvaffak olamamıştı. Yanı futbolda böylesine enteresan sonuçlar olabiliyor. Ama takımın sahada bu kadar laubali ve isteksiz olması farklı bir durum. Hoca, rakibin gücünü dikkate alarak turu riske etmeden bu tür maçlarda yedek oyunculara şans verebilir. Bu oyuncuları sahaya süren olarak sorumlusu da hocanın kendisidir. Daha da önemlisi bu kadar formsuz ve hazır olmayışlarının da bizzat sorumlusu yine teknik ekibiyle beraber hocanın kendisidir. Elbette ekmeğini bu işten kazananın da küsmeye hakkı yoktur, en azından kendisi için her daim hazır olmalıdır ama özellikle geçen yılın gözde oyuncuları olan Oğuzhan ve Hurşut Meriç dün sahada tanınamayacak durumda ise onları hazır hale getiremeyen, küsmemeleri için mentör olamayan, adeta futboldan soğutan Rıza Hocadan başkası değildir. Uche Kalu bu takımda harikalar yaratırken sakatlandı, Nijerya Milli Takım oyuncusuydu. Depertis geçen yıl golleriyle bu takımı süper lige taşıdı. Yeni transfer olanağının olmadığı bir dönemde medyaya sızlanacağınıza bu değerleri kazanmak, kulübe mali külfet yüklememek de hocanın işi olduğu gibi, hoca ben bu arkadaşların transferlerine dahil değildim (!), kazanılmaları benim işim değil deme hakkına da sahip değildir.
Değerli Hocam, futbolculuğunuzda ister atom, ister karınca olun. Bir ekibin başı iseniz, futboldan iyi anlamanız yetmiyor; önce iyi bir yönetici olacaksınız ve ekibin her üyesini her koşulda motive etmesini bilip hazır tutacaksınız. Her hafta olumsuz beyanatlarla var olanları küstürmeyecek, sıfırlamayacaksınız. Sezon ortasına 15 hafta kala bu söylemlere başladığınızda bilesiniz ki devre arası gelmez. Elinizdeki değerlerin ve kulübün size sağladıklarının kıymetini bilin ve kenetlenin, Akhisar maçıyla kara bulutları dağıtın.
Son cümlem, Fenerbahçe’den devre arasında alınması düşünülen Semih Şentürk’e dair olsun. Temaslar gerçek, ancak bu transfer geçen yıl devre arasında başarıldığı gibi sponsorların devreye sokulmasıyla mümkün olabilecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: