Her Çarşamba akşamı Gelişim Tv Rize stüdyolarından canlı olarak yayımlanan ve Turgay Ayhan ile Ramazan Bursa’nın birlikte sundukları Şeffaf Masa programına konuk olan Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan, Rize Valisi Ersin Yazıcı’nın göreve başladığı gün yaptığı ve tepki çeken çay açıklamasına değinerek, “Sayın Valimizin yaptığı açıklama metninin tamamına bakınca negatif görünen bir durumun olmadığını düşünüyorum. Bizim de sürekli konuştuğumuz verimliliği düşmüş tarlaların yenilenmesi gerektiğiyle alakalı bir ifade kullanmak istedi sayın valimiz ama aslında derin bir araştırma yapılırsa bizim tarlalarımızın bir yüz yıl daha ömrü var” dedi.
Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Sri Lanka, Kenya gibi ülkeleri düşündüğümüzde 12 ay boyunca çay bitkisi ürün veriyor ve her ay biçiliyor ama ülkemize baktığımız zaman çayımız 6 ay nadasta bekliyor. Dolayısıyla aslında bizim çayımızın ömrü iki kattır. O bölgelerde çay için gereken hava şartları daha hızlı ve yıl boyu geceleri yağmur yağmakta gündüzleri güneş vurmaktadır. Bizim çayımız ise 6 ay boyunca geceleri eksi derecelerin altını bile görerek nadas sürecini yaşarken sadece 6 ay ürün veriyor. Bizim yaptığımız hata sürekli aynı kimyasal gübreyi toprağımıza verişimizden kaynaklanıyor. Zaman zaman toprağımızı bollaştıracak, nefes aldıracak gübrelerin de verilmesi gerekiyor. Bunun da temelinde organiğe geçiş var. Çok küçük çalışmalarla sürekli organik çay üretebilecek bir yapıdayız.”
ORGANİK GÜBRE FABRİKASININ TEMELİ ATILIYOR
Rize Ticaret Borsası olarak Rize’de hem organik gübre yapacak, hem de çayın atık ürünlerinin değerlendirilebileceği bir fabrika yapımıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini belirten Erdoğan, “Rize Ticaret ve Sanayi Odası ile Borsamız ortaklığında Çayeli ilçesinde fabrikamızın yapımına başlanacak ve 1 ay içinde temeli atılacak. Bu fabrikamızda yıllık 5 bin ila 7 bin ton arasında organik gübre üretmeyi planlıyoruz. Aynı zamanda bu konuda Çaykur’un da bir projesi var ve yakın zamanda hayata geçirerek kendi atık çayı ile çeşitli organizmaları birleştirerek organik gübre üretimine geçecek. Bütün bu çalışmaların yanında organik çay üretimine de hızlı bir şekilde geçiş yaptığımızda dünya üzerinde elimiz daha güçlü olacaktır. İlerleyen yıllarda bu şekilde çayımızın ihracatını da arttırdığımızda kendi çayımız bize yetmeyecek hale gelecektir. Bunun için de organik tarıma geçerken aynı zamanda çaylık alanlarımızı da arttırma yoluna gitmeliyiz” dedi.
ÇAY ÇEŞİTLİLİĞİNİ ARTTIRMALIYIZ
Yeşil çay ve beyaz çayın yanı sıra ürün çeşitliliğine gidilmesi gerektiğini vurgulayarak yakında altın çay üretimini gündeme getireceklerini belirten Erdoğan, “Kimi tarlalarımızda kahverengi çay filizlerimiz oluşuyor. Bunların iki buçuk yaprağında altın çay diye nitelenen ürünler çıkıyor. Bu çay bin dolarların üzerinde satın alınabiliyor. Orlong çay denilen bir çeşit var. Tarladan toplandıktan sonra üretim aşamasında çok fazla işlemden geçmeyen bir çay çeşididir ve adeta ilaç niteliği taşıyor. Fazla oksidite olmamış, fermantasyonu çok az olan bir çay ve kanserden koruma, kilo verdirme, cilt sağlığını koruma, enerji verme ve kemik iliğini güçlendirme gibi faydaları var. İşte bunların üretimine geçtiğimizde dünyaya ilaç diye bu çayımızı çok rahat satabiliriz. İşte bunları öğrenmenin yolu da gidip gezmeyle, görmeyle, araştırmayla oluyor” dedi.
GEZMEDEN, GÖRMEDEN ÖĞRENİLMİYOR
Japonya’da çayın hiçbir maddesinin atık olarak görülmediğini belirten Erdoğan, “Orada çaydan pudra, sabun, merhem gibi ürünler yaptıkları gibi atık olarak ayırdığımız liflerinden ise ayakkabı keçesi yapıyorlar. Bugün didi üretiminde kullanılan hammadde olan eksratı dünyadan ithal ediyoruz. Hammaddesi ise bizim atık diye ayırdığımız çay çöpüdür. Bu ekstarı da organik gübreye dönüştürmeden önceki aşamada elde edebiliyorsunuz. Şimdi Çaykur yakında bunun için çalışma başlatacak. Tüm bunları da gezmeden, araştırma yapmadan öğrenemiyorsunuz. Biz yıllardır siyah çay üreteceğiz diye tutturduk. Yeşil çaya geçtik, organik çaya geçtik biraz daha toparlandık, çeşitliliğimizi arttırdığımızda çok daha iyi bir noktaya geleceğimize inanıyorum. Ana maddemiz çay ise bu ek ürünleri de üreterek çayımıza artı değerler kazandırmamız gerekiyor. Çaykur olarak, üretici olarak, tüm sanayiciler olarak yeniliklere açık olalım, dinlemeden, anlamadan eleştiri yapmayalım. Bir yol açılmıştır ve tüm hepimiz bu yolda yürüyerek çayımıza güç kazandıracağız” şeklinde konuştu.
Haber: Turgay AYHAN