Düşünceleri ve bunları paylaştığı için de kendisini kutluyorum. Bunda yazısının bir bölümünde şampiyonluk kutlamaları kapsamında SEDA Turizm olarak düzenlediğimiz Veteranlar Organizasyonuna dair güzel ifadelerinin hiç mi hiç etkisi yok. Sağ olsun, Sevgili Rafet Suyabatmaz, Selahattin ve Burak Bakır’la beraber gönülden verdiğimiz emeği görebilen güzel yürekli bir hemşerimiz ama şimdi konumuz Mustafa Denizli ve sonrasında Rizespor.
Mustafa Denizli’nin devre arasında PTT 1. Ligde mücadele eden Çaykur Rizespor’un başına getirilmesi hayretle karşılanmış, büyük sükse yapmış, ulusal medyanın daha bir ÇaykurRizespor’a ve PTT 1. Ligine odaklanmasına neden olmuştu. Denizli ve ekibinin yüksek maliyetini gönüllü iş adamları karşılamış, kendisi ile uzun süreli bir kontrat yapılmıştı. Amaç sadece süper lige çıkmak değil, süper ligde de kalıcı olmanın ötesinde başarı yakalayan bir ekip olmaktı.
Denizli’nin rüzgarı, şans faktörü derken yeşil mavili takım 5 yıl aradan sonra süper lige döndü. Taraftar yeniden kazanılmaya başlandı, şehre coşku geldi. Evet, şampiyonluk veya süper lige terfi onun dönemine nasip oldu ama tüm ikinci yarı boyunca Çaykur Rizespor’un keyfle izlediğimiz maç sayısı 3-4’dü. 17 müsabakalık ikinci yarıda kazanılan da 32 puandır. Maç başına iki puan bile yakalanamamış, sezon play off’unda teklediğimiz geçen yıl gibi 59 puanla tamamlanmıştır. Pencereye buradan baktığımızda ortada sportif açıdan güzellik yoktur ama futbol bir netice oyunu ise üst klasmana çıkılmıştır, başarı var kabul edilir.
DENİZLİ’NİN ÇITASINI DEVAM ETTİREBİLECEK İSİM ŞENOL GÜNEŞ’TİR
Sportif açıdan güzellik sağlanamamış ama Türk futbolundaki nadir markalardan biri olan Denizli sayesinde Çaykur Rizespor’un da, Rize futbolunun marka değeri de artış trendine girmiştir. Önceki yazılarımdan birinde yazmıştım; Sayın Denizli’nin rüzgarı bile Rizespor’un öne fırlamasına, rakipler üzerinde baskı oluşmasında etken olmuştur. Süper ligde aynı tesiri sağlayamaz ama yakalanan trendin devamı bugün önemlidir. Rıza Çalımbay ve benzeri statükocu teknik adamların harcı değildir bu ivmeyi devam ettirebilmek. İç koşullarını bilemiyoruz ama Beşiktaş’tan işareti gördüğü anda Rizespor’u o dönemin iyi oyuncularını da beraberinde alarak terk ettiği unutulmamıştır. Zaten Denizli ile yeni yeni kazanılmaya başlanan camia desteği bu kez büsbütün de bozulabilir. Onun için daha vizyonlu, Sayın Denizli gibi yönetim kurulu üzerinde de otoritesi olabilecek bir teknik adama gereksinim vardır. İlk aklıma gelen de Karadeniz’in çocuğu, Çaykur Rizespor’la polemiği olmamış mental olarak da olgun, Türk Futbolunu Dünya Kupasında 3. lük kupasıyla taçlandırmış Şenol Güneş’tir. Hoca, Trabzonspor’dan ayrıldıktan sonra ne planlamaktadır, kabul eder mi bilemiyorum ama Mustafa Denizli’den daha mütevazi bütçeyle Çaykur Rizespor’u süper ligde iddialı takımlar arasına sokabilecek yetkinlikte nadir isimlerden biridir. Düşmemeyi hedefleyen takımlar arasında demiyorum, üst sıraları zorlayan. Ve derim ki, her yönüyle olgunlaşmasına katkı sağlayacağı, kendisini aldığı eğitimlerle bu pozisyona hazırlamış Mehmet Ali Karaca’ya da gelecek sezon takımı teslim etsin.
Ha, Şenol Güneş’le zemin oluşamazsa ikinci aklıma gelende yine futbol bilgisi ile rüştünü ispatlamış, keza kişilik olarak da takdir edilen Ertuğrul Sağlam’dır. Dönelim başa…
DENİZLİ’NİN FARKLI NEDENLERİ VARDI
Evdeki hesap çarşıya uymamış, yanlış hesap Bağdat’tan dönmüş misali Sayın Hocayla kontratı karşılıklı anlaşılarak sona erdirildi. Temmuz ayında Rizesporun kongresinin yapılacak olması ne kadar olumsuz ise Mustafa Denizli’nin durumunun sezonun hemen bitiminde netleşmesi de o kadar olumlu olmuştur. Veteranlar organizasyonu için kendisi ile kulüpte yaptığımız sohbette, “benim için hedef olması önemli” minvalinde yorum yapmıştı. Haklıydı da, koca Mustafa Denizli’nin hedefsiz, şamar yiyen bir takımda olmasını ben de düşünemiyorum. Ama ben de hocanın sadece Rizespor Yönetim Kurulu ile hedef uyuşmazlığı nedeni ile yollarını ayırdığını düşünmüyorum. Rize’deyken hocanın Trabzon aktarmalı uçak uçuşlarından rahatsızlık duyduğunu aktarmışlardı. Kısacası kent yetmiyordu. Yoksa işin maddi yanı devre arasında olduğu gibi yine çözümlenebilirdi.
DÜNYA KUPASI ÖNCESİ ASKOROZ ARENA’YA “İSİM” GELİYOR
Hiç düşündünüz mü yerel medyamızın Askoroz Arena diye tanımladığı yeni şehir stadyumunun henüz bir adı yok. Üstelik bu modern stat, gelecek ay U20 Dünya Kupası finallerine de ev sahipliği yapacak. Tüm dünyaya Rize’den, yanı Türk Telekom veya PTT Zihni Derin Arena’dan naklen yayın yapılacak. Zihni Derin’i gönlümden geçtiği için ben ekledim ama bir süredir kulislerde stadın adının 10 yıllığına 50 milyona pazarlandığını işitiyoruz. Sponsor firmanın bunun yarısını peşin vereceği, buna 10 milyon daha eklenerek 35 milyonluk bir transfer bütçesi ile de süper lige merhaba denileceğini de…
Bu meblağ yeter mi? Mustafa Denizli için yetmedi ama alt yapısı tamam ve mevcut ekonomi yönetimi düzgün bir kulüpte çok da kötü sayılmaz.
Yorumlar
Kalan Karakter: