Şu an yaşayan insanlar olarak, Peygamber Efendimiz (sav)’in döneminden sonraki yüzyıllarda yaşayan insanlara göre çok büyük bir ayrıcalığa sahibiz. Çünkü ahir zamanda yaşıyoruz. Yani dünya hayatının son dönemi. Tekrar Asrı Saadet dönemine dönüşün yaşanacağı, Müslümanların bir manevi liderin önderliğinde birlik olacağı, Hz İsa (as)’ın yeniden yeryüzüne gelerek tüm Hıristiyanların Müslüman olmasına vesile olacağı ve İslam ahlakının yeryüzüne hakim olacağı bir yüzyıldayız.
Evet bu kutlu olaylara şu an yaşayan insanlar şahit olacaklar. Ancak tabi ki her güzel sonuç emek ister. Ve şu anda samimi Müslümanların bu gayreti göstermesinin en önemli zamanı. Çok çeşitli zorluklarla deneniyor Müslüman alemi. Ancak kara toprağın altına hapsolmuş o tohumdan yeşeren filizin kuvveti gibi, bu güzelliklerin, kötülüklerin kara bulutlarını yarıp Güneş’e ulaşmasına çok az kaldı.
Şu anda dünyada önemli bir hakimiyet var. Bu hakimiyetin sahibi kim diye sormadan önce dünya üzerinde yaşanan acıların kaynağına bakmanız yeterli. Her ne kadar bazı kimseler bu gerçeği görmezden gelse, bazıları da bir türlü anlamasa dahi tüm dünyada, Müslüman ülkeler dahil, hakim olan bir ideoloji var. Güçlünün ayakta kalabileceği, zayıfın, fakirin, engellinin yok olup gitmesi gerektiğini savunan ve kitlelere geçtiğimiz yüzyıldan beri telkin edilen Sosyal Darwinizm.
Tüm dünyada ırkçılığın, şiddetin, terörün ve anarşinin kökeni Darwinizm ve materyalizmdir. İnsanın sözde kör tesadüflerin ürünü olduğunu telkin eden Darwinizm, hayatın da bir mücadele alanı olduğunu iddia eder. Marksizm, Leninizm, Stalinizm gibi materyalist ideolojiler de amansız bir çatışmayı savunur, kan dökerek güç kazanmaya inanırlar. Ve Darwinizm tüm bu ideolojilerin sözde bilimsel dayanağıdır.
Ancak siz bir Darwinist ile karşılaştığınızda terörün sebebi Darwinizm derseniz size itiraz eder. Ancak bu sonuca, ona soracağınız sorularla ulaşmanız mümkündür. Karşınızdaki Darwiniste önce Darwinizmin sözde mekanizmalarını sorarak başlayın. Örneğin;
SORU: Doğal seleksiyon bir evrim mekanizması mıdır?
EVRİMCİ CEVAP: Evet
SORU: Peki doğal seleksiyon sosyal yaşamda insanlar arası ilişkilerde de geçerli midir?
EVRİMCİ CEVAP: Evet
SORU: Doğal seleksiyon, güçlünün ayakta kalması, zayıfın elenmesi anlamına mı gelir?
EVRİMCİ CEVAP: Evet
SORU: Doğada sürekli devam eden bir mücadele var mıdır?
EVRİMCİ CEVAP: Evet
SORU: Toplumların ilerlemesi için de benzer bir mücadele gerekli midir?
EVRİMCİ CEVAP: Evet
SORU: Hitler, Stalin, Lenin, Mao birer Darwinist miydi?
(İpucu: Bu soruya direnirse hemen kaynak gösterirsiniz.
-
Stalin: "Genç nesillerin zihnini yaratılış düşüncesinden arındırmak için onlara tek bir şeyi öğretmeliyiz: Darwin'in öğretilerini."
-
Mao: "Çin sosyalizminin temeli, Darwin'e ve Evrim Teorisi'ne dayanmaktadır".
-
Hitler: Kuzey Avrupa Almanlarını insanlık tarihinden çıkarın, geriye maymun dansından başka bir şey kalmaz."
-
Kavgam kitabında: Doğa, güçlüler ile zayıflar arasında bir savaş, güçlülerin zayıflar üzerindeki mutlak galibiyetidir. Vs vs )
EVRİMCİ CEVAP: Evet
SORU: Bu anlamda 2. dünya savaşında Hitler’in sebep olduğu soykırımlar, Stalin’in kendi halkına uyguladığı vahşet birer doğal seleksiyon uygulaması mıdır?
EVRİMCİ CEVAP: Sessizlik
SORUYU YÖNELTEN: Dürüst olarak düşün cevap ver
Evrimci Cevap: Evet
SORUYU YÖNELTEN: O zaman terörün kaynağı Darwinizm dediğimde bana itiraz etmeden önce lütfen düşün.
İşte bu sebeple terörle yapılacak asıl mücadele Darwinizm ve materyalizme karşı yapılacak fikri mücadeledir. Darwinizmin olmadığı yerde materyalizm olmaz, materyalizmin olmadığı yerde de terör, kargaşa, anarşi ve savaşlar olmaz.
Bediüzzaman Hazretleri de ahir zamanın en büyük belasının Darwinizm ve materyalizm olacağına dikkat çekmiştir:
“TABİİYYUN, MADDİYYUN (materyalizm, Darwinizm’den) felsefesinden tevellüd eden (doğan) bir cereyan-ı Nemrudane (Nemrudane bir hareket) gittikçe AHİR ZAMANDA, “FELSEFE-İ MADDİYE (materyalizm, Darwinizm felsefesi) VASITASIYLA İNTİŞAR EDEREK (YAYILARAK) KUVVET BULUP, ULUHİYETİ (Allah’ın varlığını) İNKAR EDECEK bir dereceye gelir.” (Mektubat s. 57)
Üstad Hazretleri “Nemrudane bir hareket” olarak adlandırdığı Darwinist materyalist ideolojilerin güç bulup yayılmasının ise telkinle olduğunu söyler:
“MADDİYYUNLUK (ateist, materyalist ve Darwinist felsefeler) manevi taundur (bulaşıcı bir veba hastalığıdır) ki beşere şu müthiş sıtmayı tutturdu, gazab-ı İlahiye çarptırdı. “TELKİN VE TENKİD KABİLİYETİ” TEVESSÜ ETTİKÇE (GELİŞTİKÇE), O TAUN DA” TEVESSÜ EDER (GELİŞİR). (Mektubat, s.513)
Üstadımız sözünde, “telkin ve tenkid kabiliyeti geliştikçe” diyerek; darwinizm ve materyalizmin okullarda eğitimi verilerek, gazete tv ve radyolarda sürekli yayınlanarak, neredeyse tüm dünya devletleri tarafından düzenli telkin edilerek güç kazacağına dikkat çekmiştir.
Ayrıca Bediüzzaman Hazretleri,
TABİİYYUN VE MADDİYYUN (MATERYALİZM, DARWİNİZM) MEZHEBİNİN BAŞINA GEÇEN O EŞHAS (ŞAHISLAR), kuvvetleri nisbetinde kendilerinde bir nevi rububiyet (terbiye edicilik) tahayyül ederler (hayal ederler)... (Şualar, s. 584) sözleriyle, ahir zamanda deccaliyetin asıl dayanak noktasının Darwinizm ve materyalizm olduğunu da vurgulamıştır.
Tüm bunlara karşı yapılacak en etkili çalışmanın ise, Darwinizmi ve materyalizmi etkisiz hale getirecek bilimsel bir mücadele olduğunu söylemiştir. Bu mücadele hem Darwinizm ve materyalizmin geçersizliğini bilimsel net delillerle ortaya koyarak hem de Kuran hakikatlerini anlatarak yapılmalıdır.
Bu sebeple Üstadımız, Hz. Mehdi (as)’ın da birinci vazifesinin Darwinizm ve materyalizmi fikren tam susturarak bu fitneyi durdurmak ve insanların imanlarının kurtulmasına vesile olmak olduğunu söylemiştir:
Mehdi (as)’ın üç vazifesinden.... Birincisi: FEN VE FELSEFENİN TASALLUTİYLE (ETKİSİYLE) VE MADDİYYUN VE TABİİYYUN TAUNU, (materyalizm, Darwinizm ve ateizm hastalığı) beşer içine intişar etmesiyle (insanlar arasında yayılmasıyla), her şeyden evvel felsefeyi ve MADDİYYUN FİKRİNİ (MATERYALİZM, DARWİNİZM VE ATEİZM GİBİ ALLAH'I İNKAR EDEN DİNSİZ AKIMLARI) TAM SUSTURACAK TARZDA İMANI KURTARMAKTIR... (Emirdağ Lahikası, s. 259)
Dolayısıyla terörün fikri zemini olan darwinizm ve materyalizme karşı yapılacak mücadele mutlaka ilmi olmalıdır. Telkinle, fikirle, propaganda ile yayılıp güç bulan bu akımlar ancak yine fikirle susturulabilir. Bediüzzaman Hazretleri de bu gerçeği şöyle ifade eder:
“Şimdi bu zamanda en büyük tehlike olan zındıka ve dinsizlik ve ANARŞİLİK VE MADDİYUNLUĞA (DARWINİZM’E) KARŞI YALNIZ VE YALNIZ TEK BİR ÇARE VAR. O DA KUR'ÂN'IN HAKİKATLERİNE SARILMAKTIR. Yoksa koca Çin'i az bir zamanda komünistliğe çeviren musibet-i beşeriye (insanlığın belası), SİYASÎ, MADDÎ KUVVETLERLE SUSMAZ. Yalnız onu susturan hakikat-i Kur'âniyedir. ” (Emirdağ Lahikası, S. 297)
Görüldüğü gibi Üstad Hazretleri, “insanlığın belası” konumuna gelmiş komünist terörün “maddi kuvvetlerle susmasının imkansız olduğunu” belirtmiştir. Komünist terörün susması ancak, önce bu ideolojinin çökmüş olduğunu bilimsel bilgilerle ortaya koyarak, sonra da bununla birlikte Kuran’ın hakikatlerini anlatarak mümkündür.
Bu yüzden Üstadımız,
“KOMÜNİZME KARŞI NEŞRİYAT YOLUYLA (kitaplar, dergiler, yazılarla) MÜCÂDELE ÇOK ZARÛRİDİR... İnşaAllah, bu gibi İslâmî faaliyetlerle, Türklere karşı çalışan komünistler, farmasonlar ve başkaları (manen) mahvolacak ve istikbâlde Türkiye eski makamına terakkî edecek...” (Tarihçe-i Hayat, S. 620) diyerek, komünizme karşı mutlaka kitaplarla, yazılarla, konferanslarla, sohbetlerle, dergilerle, belgesellerle fikri bir çalışma yapılması gerektiğini ifade etmiştir.
Tüm bunlardan yola çıkarak ülkemizin Güneydoğusu’ndaki terör belasının son bulması da Üstadımız’ın gösterdiği bu yolla mümkün olacaktır. Bölgedeki terörün kaynağı Marksist Leninist komünist ideolojidir. Buna karşı anti darwinist anti materyalist anti Marksist anti Leninist anti komünist bilimsel çalışma yapılması şarttır. Özellikle gençlerin anti darwinist anti materyalist bilgiyle donatılması Allah’ın izniyle terörü temelden sona erdirecek en etkili çalışma olacaktır.
Tüm dünyada yaşanan zulmün, acıların son bulması ve haklıdan yana değil güçlüden yana olunması gerektiğini empoze eden bu sapkın ideolojilerin tamamen ortadan kalkması için, aklı yerinde, şuuru açık her insanın bu ilmi mücadelede yerini alması şarttır. Böylece vicdan sahibi herkes, insanlık üzerindeki deccaliyetin bu kara bulutunun bir an önce dağıtılıp aydınlığa çıkılmasına vesile olacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: