Her zaman en güçsüz takım, en güçlü rakibine karşı ezileceğini bilse de iddialı açıklamalar yapar. “Yeneceğiz, galip geleceğiz” diyerek.
Sporun içine girdiğim dönemden bugüne birçok amatör kulüp hocası ve yöneticisi olmak üzere, Rizespor’un başına gelen hocalardan da yöneticilerinden de iddialı cümleler duydum. Kimisi gerçekleşti, kimisi ise sadece açıklamadan ibaret kaldı.
Devre arasında Çaykur Rizespor’un başına Mustafa Denizli gibi büyük ve güçlü bir ismi getiren yönetim, “İşte 5 yıl dolmadan nihayet ciddi bir adım attılar” düşüncelerini taraftarın ve spor camiasının belleğine yerleştirdi.
Çünkü 4,5 sezondur Çaykur Rizespor’da hiçbir şey istenildiği gibi gitmiyordu. Sportif başarı istikrarlı bir şekilde yürümüyordu ve taraftar öncelikle takımından istikrar bekliyordu.
İşte taraftarın beklentilerini güçlü bir şekilde karşılayan bir adımdı Mustafa Denizli’nin teknik direktörlük koltuğuna oturtulması ve tabii o dönemde gerek Başkan Metin Kalkavan, gerekse Denizli’nin yaptığı açıklamalar.
Süper Lig hedefine olan inanç ilk kez ciddi bir şekilde ayyuka çıkmıştı. Mustafa Denizli, önemli bir proje için Rize’ye geldiğini söyledikçe taraftarın iştahı kabarıyordu, Başkan Metin Kalkavan’ın “Süper ligde küçük hedeflere oynamayacağız. Sürprizlerimiz olacak. Asla küçük hedeflere gitmeyeceğiz” şeklindeki açıklamaları “işte bu kez tamam” dedirtiyordu.
Projenin ilk ayağı Çaykur Rizespor’un Süper Lige çıkmasıyla başarıldı. Herkes merakla projenin bir sonraki ayağını beklerken bir anda durum tersine döndü. Mustafa Denizli’nin Süper Ligdeki ilk sezonda Çaykur Rizespor’un başında olacağına herkes inanıyordu. Çünkü 6 ay içinde yapılan açıklamalar bu inancı beraberinde getiriyordu.
Ama daha sezon hazırlıkları başlamadan Çaykur Rizespor yönetimi, taraftarının ümidini bir kez daha kırdı. Bu kez ağızdan dökülen sözler, Denizli’nin istediği bütçenin karşılanamayacak oluşuydu.
Şimdi eğer Mustafa Denizli gibi bir ismi takımın başına getiriyor, istediği oyuncular için neredeyse 4,5 sezonda yapılan harcamaların kat be kat fazlası yapılıyor ve 1,5 yıllık da bir sözleşme imzalanıyorsa, bazı şeyleri göze almış olmanız gerekir.
Denizli’nin takıma kazandırılmasında destek veren kuruluşları kişileri biliyoruz. Madem Süper Lige çıkınca bir bütçe korkusu yaşanacaktı, bunun önlemi o günden itibaren alınmalı, sözler o dönemden tamamlanmalıydı.
Mustafa Denizli ismini aldıktan sonra elbette küçük düşünemezsiniz. Tutup böyle güçlü bir isimden Süper Ligde küme düşmemeye, ya da orta sıralarda sezonu tamamlamaya oynayacak bir takım kurmasını bekleyemezsiniz.
Bunu 6 ay önce düşünüyorsanız da mikrofonlara “Süper Ligde küçük hedeflere oynamayacağız” şeklinde açıklamalar yapmamalısınız.
Başta da yazdığım gibi, maalesef çekişmenin olduğu yerde iddialı cümlelerin olması gerekiyor anlaşılan.
Evet Rizespor’un tribün geliri yok, kaynak itibariyle PTT 1. Lig’de eksik kalmış olabilir ama Mustafa Denizli gibi bir isim bu takımın başında kalsaydı istediği bütçe üzerinde uzlaşılmaya çalışılsaydı ve bir çok Rizeli şirketi, hatta Başbakan’ı bile devreye sokarak kaynak yaratılmaya çalışılsaydı olmaz mıydı acaba? Hem tribün gelirlerinin Mustafa Denizli yönetiminde Süper Ligdeki bir Çaykur Rizespor’da daha fazla artacağına da eminim.
Benim derdim Mustafa Denizli’nin gitmiş olması değil. İlla yüksek bütçelerle bir takım kurulması, pahalı oyuncular alınması gerekmiyor. Elbette futbol bana göre bir yürek işidir. Gerçekten yüreğini ortaya koyan insanlarla hiç tahmin edemeyeceğiniz başarılar da elde edersiniz.
Benim takıldığım nokta, 6 ay önce bunların olabileceği görülmüyor muydu? Neden bu kadar iddialı konuşuldu da, taraftarın iştahı kabartıldı ve şimdi ise kursaklarında bırakıldı şampiyonluk sevinci?
İnsan “Sürpriz, büyük hedefler” gibi kelimeleri duyunca daha farklı kafasında kurguluyor her şeyi. “Önemli proje” denilince, altyapısından üstüne kadar artık daha sistemli, daha istikrarlı bir yapı bekliyor. Ama maalesef her zamanki gibi beklenti olarak kaldı.
Başkan Kalkavan’ın son açıklamalarında bir cümle dikkatimi çekti. “Elimizde başarıya aç futbolcular var”
Peki artık Süper Lige çıkmış bir takım artık elinde neler olduğunu, altyapısından nelerin çıkabileceğini ciddi olarak ne zaman değerlendirip görecek?
Fenerbahçe’de Salih Uçan örneğini biliyoruz. Rize’de de Salih’lerin olduğunu ne zaman fark edeceksiniz?
“Madem Süper Lig’e çıktık, milyon dolarlık transferler yapmak yerine kendi futbolcularımızı yetiştirmeye başlayalım” ne zaman diyeceksiniz?
Bu sezon elde edeceğiniz gelirlerin ne kadarını bütçe olarak altyapıya ayıracaksınız?
Rize’yi bir türlü başarı ve istikrar anlamında memnun edemeyen bu yönetim, Rize’nin evlatlarını ne zaman iyi birer futbolcu olabilmeleri, Yeşil-Mavili renklere hizmet edebilmeleri ve geleceğin Rıdvanları, Tanjuları olabilmeleri için yetiştirmeye kalkacak?
Sezonu Rizespor altyapısından gelen 3 Rizeli futbolcuyla tamamlayıp, 7-8 tanesini de profesyonel imza attıkları halde öteye beriye kiralık veren bu yönetim, şimdi yeniden ellerinde bulunan bu gençleri başarılı olabilmeleri için ne yapacak?
Yine öteye beriye kiralayıp “saldım çayıra mevlam kayıra mı” diyecek, yoksa artık şu altyapı konusuna, Rizeli futbolcu yetiştirme konusuna ciddi ciddi eğilecek mi merak ediyorum.
6 ay önceki heyecanla, şimdiki heyecan arasında dağlar kadar fark var. Yeni bir hoca bulunup, eldeki bütçeyle yeni transferler de yapılır, bu sezon Süper Ligde büyük hedeflere oynamayarak düşmeden sezon da tamamlanır ama bu şekilde ne kadar sürer gider?
Artık biraz daha alttan başlayın, bir de bunu deneyin. 5 sezondur denediklerinizin verdiği meyveleri gördünüz. Bari bu sezon yeni fidanlar yetiştirmeye başlayın olmaz mı?
Yorumlar
Kalan Karakter: