Öncelikle yeni yılın ilimiz, ülkemiz ve tabii bizler için güzel bir yıl olmasını dilerim.
2012 yılında Rize için önemli sayılabilecek adımlardan biri Mayıs ayında temeli atılan Ovit Tüneli Projesi’nin hayata geçirilmesiyle oldu. Her ne kadar o dönem yaşanan yaş çay kampanyası dönemindeki sıkıntılar, bu projenin önüne geçse de, şahsen bu yılın en ciddi adımı olarak bu projeyi görüyorum.
Bana göre yine ilk kez 2012 yılında Rize’deki sivil toplum kuruluşları, daha talepkar davranarak demiryolu ve havaalanı projelerini dillendirmeye başladılar.
Rize’ye demiryolu gelmeli elbette. Trabzon Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’nun masaya vurarak söylediği gibi, ülke kaynaklarını çarçur etmemek adına demiryolu projesinin Gümüşhane’den sadece Trabzon’a gelmesi olmaz.
Böyle bir bencilliğe karşı Rize’den daha fazla ses çıkması gerekirdi ve Doğu Karadeniz bölgesini kapsayacak bir (Samsun-Batum arası) proje için daha yüksek sesle bastırmak gerekirdi. Ama sesimiz sönük kaldı diyebiliriz.
Aynı şekilde havaalanı için de güzel bir kamuoyu oluşturma çalışması yapılması sevindiriciydi. Konuyla ilgili hemen hemen her sivil toplum kuruluşu başkanından beyanat alındı. Ancak gelin görün ki, Bakanımız Hayati Yazıcı, gündemde böyle bir düşüncenin olmadığını, Ovit Projesine odaklandıklarını ve ilerleyen yıllarda bu konuların da gündeme gelebileceğini söyledi.
Acaba havaalanı konusunda da yüzlerce yıl bekler mi Rize bilmiyoruz ama madem bu ihtiyaç artık daha belirgin bir şekilde ortaya çıktı, Rize kamuoyu bu ihtiyacını daha sık ve gür bir şekilde dile getirmelidir. Cılız açıklamalar ve çalışmalarla olmaz.
Konuyla ilgili raporlar hazırlandı ancak o da yetersiz. Hükümetten proje beklemeden, bu işe ön ayak olan STK’ların gerekli fizibilite çalışmalarını yaparak, projeyi de hazırlaması taraftarıyım. Hazır bir proje ile havaalanı konusunda tüm Rize olarak kamuoyu oluşturulmasının daha etkili olacağını düşünüyorum.
Gelelim 2013 yılına…
Aslında bu yıl Rize’yi en çok ilgilendiren konu 5084 sayılı teşvik kanununun kaldırılması olacaktır.
2007 yılından bu yana Rize’nin de içinde bulunduğu 49 ilde uygulanan ve on kişi ve üstü sigortalı işçi çalıştıranların sigorta primlerinin yarısını ödediği teşvik kanunu 31 Aralık 2012 tarihi itibariyle sona erdi.
Yani 10 işçi çalıştırıp 5 tanesinin primini ödeyen bir firma, artık 10 işçinin primini ödemek zorunda.
Başta SMMMO Başkanı Muammer Berberoğlu, MÜSİAD Başkanı Cem Temizel, RTSO Başkanı Ömer Ofluoğlu ve RİSİAD Başkanı Mustafa Külünkoğlu olmak üzere bir kaç STK tarafından konu gündeme alınarak, kanunun uzatılması gerektiği vurgulandı.
Endişeler Rize Milletvekilleri Hasan Karal ve Bakan Hayati Yazıcı’ya aktarıldı ancak, Bakan Yazıcı, kanunun uzatılmasına dönük bir eğilimlerinin olmadığını da söyleyerek, bence Rizeli’ye darbe vurdu.
Efendim neymiş, önceleri yatırım teşvik programları, sadece ekonomik göstergeler dikkate alınarak yapılırken, bu kez ilk defa bu yatırım teşvik programında sosyo-ekonomik kriterler dikkate alınmış.
Yani bu da Rize’de son yıllarda ekonomik bir canlanmanın olduğu, firmaların, çalışanların halinden gayet memnun olduğunu gösteriyor. Ama acaba gerçekten öyle mi?
Teşvik kanunu olmasına rağmen Rize’de sigortasız çalışan işçi sayısı, sigortalı çalışan işçi sayısından fazlayken ve bazı firmaların da teşvik sayesinde sigortalı işçi çalıştırmaya yanaştığını düşünürsek, bu kanunun kaldırılması demek, firmaların sigortalı işçi çalıştırmaya eğilimini azaltacağı gibi Rize’deki işsizlik oranının ve sigortasız çalışan işçi oranı sayısının artmasına neden olacaktır.
Yeni belirlenen teşvik yatırımlarından yararlanmak isteyen firmaların en az 500 bin lira gibi yatırımlar yapması gerekiyor. Rize’de hangi firma sırf çalıştırdığı işçilerin yarısı kadarının sigorta primini ödemek için yatırım yapmaya kalkar? Büyük işletmeler yapabilir diyelim, ya küçük ve orta bütçeli işletmeler nasıl yapacak?
Maalesef bu teşvik kanununun kaldırılmasıyla ilgili de Rize kamuoyu pasif kalmıştır. İşletmeler, işçiler sesini yeterince çıkartamamışlardır. Trabzon’da işçiler eylem yaptılar ancak bizler yine sadece açıklama yapmakla yetindik, o da yılın son günlerinde. Köşe yazarlarımızın da bu konuya değindiğine denk gelmedim.
Yapılan açıklamalardaki ortak düşünce, bu kanunun kalkmasıyla Rize’deki işletmelerin zora gireceği, işletmelerin kayıt dışı işlemlere yöneleceği ve elbette ki sigortasız çalışan sayısında artış olacağı yönündedir.
Zaten evlere şenlik bir SGK Müdürlüğümüz var. Sigortalı çalıştıran var mı, yok mu diye ne denetim yapılır ne bir şey. Adam firmasındaki çalışanının 1 ay içinde 2-3 kez işe giriş çıkışını yapar ama bunlar dikkat çekmez, “Kardeşim sen ne yapıyorsun, bu adamı niye çıkartıp sonra yeniden iş girişi yapıyorsun?” diyen yok.
Özellikle bu denetimsizlikle zaten işletmeler artık yine eskisi gibi, “sigortasız çalışıyorsan çalış” der vatandaşa, vatandaş da mecburen çalışır ekmek parası için.
Evet demiryolunu, havaalanını, Ovit’i konuşalım ancak bana göre şu günlerde en fazla 5084’ü konuşalım. Geç kalındığına bakmayalım.
49 ilde işsizliğin artması, ya da kayıt dışılığın artması mı acaba hükümetin daha çok işine yarayacaktır, yoksa kanunun devam etmesi mi orasını bilemem ama yeni teşvik kanununun Rize’ye ve Rizeli’ye yaramayacağı bir gerçektir.
Başta dilediğim gibi, umarım 2013 ilimiz için iyi bir yıl olur da, işsizliğin arttığı bir yıl olmaz.
Yorumlar
Kalan Karakter: