Yönetenlerin de gayreti gerek
5
Yayınlanma :
30.09.2012 12:17
5. hafta sonunda 10 puan elde ederek yolumuza devam ediyoruz. Son 3 sezona baktığımızda geçen sezon 5. Haftada da 10 puanımız vardı, 2010-2011 sezonunda 9 ve 2009-2010 sezonunda ise 11 puanımız vardı. Basın toplantısının ardından Engin Hoca’nın da dediği gibi kötü bir sonuç da değil. Şu an bu takımda özellikle son 2 maçtır kötü olan şey, ortaya konulan futbol. Mücadele açısından baktığımızda birkaç ufak tefek eksiklik dışında sorun görünmüyor ancak nedense gol yollarında üretim yok. Geçen hafta Göztepe karşısında ortaya konulan futbolla bu hafta ortaya konulan futbol arasında fark olsa da 90 dakikayı değerlendirdiğimizde zevksiz bir maç oldu. Özellikle ilk yarı seyir zevki açısından sıkıcı geçti diyebilirim. Tek golle alınan 3 puan ile evimizde namağlup şekilde haftayı sonlandırırken, bu yazımda geçtiğimiz haftaya değinmek istiyorum. Önceki yazımda Göztepe maçını vasatın ötesinde şeklinde yorumlarken, takıma karşı yaptığım haksızlığı da Perşembe günü düzenlenen basın toplantısının ardından fark etmiş oldum. Evet o maçta da ortada kötü bir futbol vardı, gol yollarında sıkıntılar yaşandı ve üretkenlikten uzaktık ancak değinmediğimiz noktalar, takıma karşı verilmeyen penaltılar ve yanlış kararlardı. Belki de maçın kaderini değiştirebilecek ve Rizespor’a galibiyet sağlayacak bariz penaltı pozisyonlarını, gole doğru giderken ofsayt olmadığı halde kaldırılan ofsayt bayrağını, Cenk Ahmet’e yapılan faullerde verilmeyen sarı kartları, hatta hak edildiği halde gösterilmeyen kırmızı kartları ancak Perşembe günü Engin Hoca’nın basın toplantısı sonrasında izlettiği maç analizi görüntülerinden fark etmiş olduk. Ve biz de tıpkı Engin Hoca gibi futbolcuların da takımın da hakkını yedik. Takımın eksiklerini, hatalarını görüyor ve biliyoruz. Bunun teknik yönetim de farkında zaten ve bunun için çaba sarf edeceklerdir. Tüm tarafların olduğu gibi basın camiasının da elbette istediği, arzuladığı şey Rizespor’un iyiliği ve takımlarının artık Süper Lig’de top koşturmasıdır. Bunun aksinin düşünüldüğünü sanmıyorum. Ancak o gün Göztepe maçının görüntülerini izledikten sonra kafama takılan şey yine samimiyet konusu oldu. Neden Rizespor yönetimi bu kadar sessiz ve hala takımı sahiplenir bir havada değil? Acaba yönetim kurulu da oynanan maçın ardından maçın bir analizini yapıp görüntüleri irdeliyorlar mı? Eğer bunu yapıyorlarsa Göztepe maçının ardından çıkıp ciddi bir açıklama yapılması gerekirdi. Her sezon açıkçası Rizespor yönetiminden gördüğümüz şey, bir hoca transfer edilir ve yapılan açıklamalarla; “Biz hocamıza güveniyoruz, sonuna kadar arkasındayız” cümleleri ile hocayı yalnız bıraktıkları görüntüsüdür. Başkan Metin Kalkavan açıkçası bu konularda çok pasif. Göztepe maçında hakem tarafından takımına yapılmış bariz yanlışlar, hatalı kararlar varken, çıkıp da ciddi bir basın açıklaması düzenlemiyor. Açıklamayı geçtik, doğru düzgün basının karşısına da çıkmıyor. Belki kendisine ulaşmak isteyen, telefonla falan bilgi alanlar var elbette ancak arada da Rize basınını ihmal etmese diyorum. Takımın teknik anlamda, oyun anlamında, maçlarla ilgili açıklamalarını zaten Teknik Hoca yapıyor. Ancak bu takımı bazı noktalarda sahiplenip, savunmak, yeri geldiğinde sesini yükseltip masaya vurulması gerektiğinde bunu yapmak da Kulübün başkanına düşer. Yakın illerimizdeki kulüplerden örnek vermem gerekmiyor sanırım. Sadece “Bu sene kesin şampiyon olacağız” demekle olmuyor. Eğer Rizespor’da futbol anlamında kötü giden bir şeyler varsa, bunun düzeltilmesi için üzerine düşen görevleri yapması gerekenler zaten yapıyor. Maalesef yönetimsel anlamdaki sorunların düzeldiğini, değiştiğini 5 sezondur gördüğümüzü söyleyemeyiz. İşte bu yüzden ortadaki samimiyetsiz havayı da yaratan isimler maalesef yönetim kadrosundadır demek istiyorum. Taraftar hala böyle düşünüyor. Evimizde oynadığımız cezalı olduğumuz ilk maçı saymazsak, diğer 2 maçta stadın durumunu görüyoruz. Taraftar yoksunu bir takım haline dönüştük neredeyse. Taraftar grupları bölük pörçük olmuş hepsi ayrı telden çalıyor. Vatandaşların bazıları otopark sorununa, bazıları koltukların pisliğine takılıyor. Bazıları ise beklediği Rizespor’u, bu ilin takımı olduğunu hissedemediği için maça gelmiyor. Nasıl hissetsin ki? Kadroya bakıyorsunuz Rizeli 1-2 futbolcu var. Oysa bu ilin takımında daha fazla Rizeli olması gerekmez mi? Bu ilin daha kaliteli, başarılı futbolcu yetiştirmesi gerekmez mi? Bu yöndeki çabalara baktığımızda pek ortada bir şey görünmüyor. Rizespor’un A2 dahil, Akademi Ligi’ndeki kategorilerde durum ortada. Bu takım kendi evlatlarını bağrında barındıramıyorsa taraftarı nasıl o stada getirecek. Her halde durum tam tersi olsa, eminim ki stadı dolduran taraftar sayısı hiçbir zaman şuanda olduğu gibi olmaz. Bir de taraftarı önemsemek var. Gaziantep Büyükşehir Belediyespor maçı öncesinde verilen kupa arasını da dahil edersek 21 günlük bir süreçte stadın kale arkaları ve maraton tribünlerinin temizliği unutulmuş olacak ki, taraftar toz içindeki koltuklarda oturmak zorunda kaldı. Maçtan sonra aralarında Rizesporlu eski yöneticilerin de olduğu bir sürü kişiden aynı şikayeti duydum. 20 küsür günlük bir ara var, ama maç günü ya da maçtan bir gün önce o stadın temizliği kimsenin aklına gelmemiş olmalı. Eksikler bir değil yazacak çok şey var ancak sonra yine çok uzun yazdığım için eleştiriler alacağım, diğer yazılara da bırakalım bazı şeyleri ve özetleyelim. Evet kötü bir durumda değiliz ama 2 haftadır ümit vaat edici bir durum da yok ortada. Eğer herkes bu takım için sorumlulukları dahilinde ipin ucundan tutarsa, takımı sahiplenme adına, takımı savunma adına, yeri geldiğinde masaya vurma adına, taraftarını da uzaklaştırmadan, en küçük futbolcusundan, en üsttekine, antrenörlerinin de arkasında durursa sanırım her şey daha güzel olacak. 01 Ekim 2012 Pazartesi (NABIZ Gazetesi 424. Sayı)