Samanyolu Galaksisi - Hassas dengeler
Sevgili okurlar, sizlere ulaşan yazılarımda Allah’ın yarattığı güzelliklerden ve üstün yaratılış özelliklerden bahsediyorum
Yayınlanma :
22.10.2012 23:09
Sevgili okurlar, sizlere ulaşan yazılarımda Allah’ın yarattığı güzelliklerden ve üstün yaratılış özelliklerden bahsediyorum. Bunun temel nedenlerinden biri Rabbimizin insanları, hayvanları, dünyayı, gezegenleri yaratmasındaki hassas dengelerin var olduğunu görebilmek, bunları farkedip Allah’tan gereği gibi korkup, Allah’a şükretmekttir. Örneğin Evreni biraz incelersek, içinde yer aldığımız Samanyolu Galaksisi'ni, Güneş Sistemimizi ve üzerinde yaşadığımız Dünya gezegenini kuşatan sayısız kanun, denge ve ölçü olduğunu görürüz. Bu kanun, denge ve ölçülerin her birini Allah insan yaşamına imkan sağlayacak -mucizevi- bir biçimde, özel olarak hesaplamış ve düzenlemiştir. Evreni biraz daha detaylı olarak incelediğimizde en temel kozmik kanunlardan, en kritik fiziksel değerlere, en küçük dengelerden en ince hesaplara kadar herşeyin ayrı ayrı son derece hassas ölçülere göre ayarlanmış olduklarını görürüz. Evrenin genişleme hızından Dünya'nın Samanyolu Galaksisi'ndeki konumuna, Güneş'in yaydığı ışığın cinsinden suyun akışkanlık değerine, Ay'ın Dünya'ya olan uzaklığından, atmosferdeki gazların oranına kadar burada sayamadığımız sayısız faktör, insan yaşamının var olması için en ideal ölçülerde ayarlanmışlardır. Öyle ki bu sayısız faktörden sadece birindeki en ufak bir sapma dahi evrende canlı yaşamının asla var olmaması anlamına gelecektir. Şimdi burda biraz düşünmenizi istiyorum, sabah kalktığınızda, işinize giderken veya çocuğunuzu okuluna gönderirken, televizyon izlerken bu mükemmel dengeyi hiç aklınıza getiriyor musunuz? Veya şöyle bir soruyu düşünelim, bu mükemmel dengenin korunması, herhangibir sapmanın olmaması için neler yapıyorsunuz? İşte unutmamız gereken önemli bir gerçek, evrende insanoğlunun var olması ve yaşamını sürdürmesi için gereken şartların her biri, "tek tek birer mucize” niteliğindedir. Gereken milyonlarca şartın bir araya gelmesi ise uçsuz bucaksız bir "mucizeler zinciri" oluşturur. Bir şeyin mucize olması ise, elbette Allah'ın varlığının ve üstün aklının delillerindendir. Kusursuz bir uyuma ve mükemmel bir tasarıma sahip olan evren, Allah'ın eşsiz ilmini ve kudretini bize tanıtır. ÖRNEĞİN, size Evrenin Genişleme Hızındaki Mucizevi Ölçü’yü aktarmak istiyorum, Evrenin genişleme hızı, evrenin şu anki yapısının oluşabilmesi açısından son derece kritik bir değere sahiptir. Eğer genişleme hızı çok az daha yavaş olsaydı, bütün evren, daha Güneş Sistemleri tam anlamıyla düzenlenemeden tekrar içine çökmüş olacaktı. Eğer evren biraz daha hızlı genişliyor olsaydı, madde ne galaksileri ne de yıldızları bir daha asla oluşturamayacak biçimde boşlukta dağılıp gidecekti. Bu her iki durumun oluşması halinde, canlılığın ve bizlerin var olamaması anlamına geliyordu. Ancak bunların hiçbiri gerçekleşmemiş ve evrenin genişleme hızının sahip olduğu son derece hassas değer sayesinde şimdiki evren ortaya çıkmıştır. Peki, bu denge ne kadar hassastır? Avustralya'daki Adelaide Üniversitesi'nden ünlü matematiksel fizik profesörü Paul Davies, bu soruyu cevaplamak için uzun hesaplar yapmış ve inanılmaz bir sonuca ulaşmıştır Davies'e göre, kainatın yaratıldığı büyük patlamanın ardından gerçekleşen genişleme hızı eğer milyar kere milyarda bir oranda (1/1018) bile farklı olsaydı, evren ortaya çıkamazdı. Sevgili okurlar size milyar kere milyarda bir ifadesini rakamsal olarak yazıyorum: "0,000000000000000001" Yani bu derece astronomik küçüklükte bir farklılık dahi evrenin var olamaması anlamına gelmektedir. Bu nedenle Big Bang herhangi bir patlama değil, her yönüyle çok iyi hesaplanmış ve düzenlenmiş bir oluşumdur. Bu mükemmel dengeye birbaşka örnek vermek gerekirse, Gök Cisimlerinin Aralarındaki Mesafeleri düşünebiliriz, Dünya gezegeni, bildiğimiz gibi Güneş Sistemi'nin bir parçasıdır. Güneş Sistemi ise, kusursuz bir planın ve mükemmel dengelerin bulunduğu bir mekandır. Güneş'in çapı, Dünya'nın çapının 103 katı kadardır. Bunu bir benzetmeyle açıklayalım: Eğer çapı 12.200 km olan Dünya'yı bir misket büyüklüğüne getirirsek, Güneş de bildiğimiz futbol toplarının iki katı kadar büyüklükte yuvarlak bir küre haline gelir. Asıl ilginç olan, aradaki mesafedir. Gerçeklere uygun bir model kurmamız için, misket büyüklüğündeki Dünya ile top büyüklüğündeki Güneş'in arasını yaklaşık 280 metre yapmamız gerekir. Güneş Sistemi'nin en dışında bulunan gezegenleri ise kilometrelerce öteye taşımamız gerekecektir. Kısacası evrendeki gök cisimlerinin dağılımı, insanın yaşamı için tam olması gereken ölçülerdedir. Aynı şekilde evrendeki dev boşluklar da, rastgele ortaya çıkmamışlardır; amaçlı bir yaratılışın sonucudurlar. Sonuç olarak evrenin, bütün fiziksel değişkenler düşünüldüğünde tesadüfen oluşmadığı ortadadır. Tüm kainat, canlı ve cansız varlıklarla birlikte Alemlerin Rabbi olan Allah'ın eşsiz ilmini ve sonsuz gücünü bizlere kanıtlar. Yeni bir yazıda buluşmak dileği ile