Drogba’yı izlemek için nasıl Akhisar maçına Egeliler ilgi göstermişse, topun peşinden koşuyor olmasa da Mustafa Denizli’nin Rizesporu içinde Samsunlular müsabakaya yoğun ilgi göstermişti. Bu ilgi seyir açısından güzel ama rakip takım ve seyircilerinin Mustafa Denizli gibi bir hocaya karşı alınacak puan ve ya puanların hazzını yaşamak için daha bir motive olmaları da Rizespor açısından dezavantaj.
Bu yüzden Karadeniz derbisi daha bir heyecan doluydu. Daha maçın başında Kasımpaşa’dan kadroya dahil edilen Dimitrov’un zayıf şutuna defans ayak koyunca Loria kontrpiyede kalıyordu. Bulgar futbolcunun 28. dakikada ki serbest vuruşunda kaleci Loria yakaladığı topu elinden kaçırarak 2. gole neden oldu. Yenen iki gole rağmen Rizespor ikinci yüklenerek başladı ama Samsunspor kalecisinin uzaklaştırdığı topu iyi takip eden Musa Sinan, Loria’nın çıkmakta gecikmesinden de yararlanarak farkı 3′e çıkardı. Gardı tamamen düşen Rizespor’un farkı indirme adına silik hücumları sürerken, bu kez sağ kanattan kaleye kesilen topa Loria çıkmakta tereddüt edince Dimitrov, 71. dakikada kendisinin 3., takımının 4. golünü kaydetti. Bu sonuçla Samsunspor puanını 25′e yükseltip alt sıralardan kurtulma adına soluklanırken, Çaykur Rizespor 36 puanda kalıp hem zirve yolunda önemli bir kayıp verdi, hem de oynadığı futbol ve aldığı ağır yenilgi ile sevenlerini endişeye sevk etti.
Kaza diyelim, başkasına dilim varmıyor. Takım, ya 4-5 atacak, ya da çok yiyecek. Atınca devamı geliyor, yiyince dağılıyor... Ortası yok. Ortasının olmaması üzerinde durmalı... Hepimiz öğrendik, günümüz futbolunda anahtar mevki orta saha. Defansınızın önü ne kadar kaliteli ise, oyunda o kadar başarılı olabiliyorsunuz. Gerçi bugün David Loria faktörünü de unutmamak lazım. İlk golde sol bekin ıskası sonrasında kontrpiyede kalması sonucu golü yedi ama PTT liginin en iyi kalecisi son 3 golü yiyorsa "kardeş senin kafan bugün neredeydi?" diye de sormak, demoralize olduğunu görüp ikinci yarıya da Fırat’la başlamak gerekirdi.
Sizinkilerin başı dönmüş!
Teknik konular hocaların işi, sadece gördüklerimizi, hissettiklerimizi kısaca paylaşabileceğim. Mustafa Denizli’nin yardımcılarının birinin aldığı ücretin üçte ikisine teknik direktörlük yapan Engin Korukır’ın Rizesporu bile bugün sahada olan takımdan daha kişilikliydi. Oyuncularda kazanma arzusu, hırsı yoktu. Maçı beraber izlediğim Ordu’lu arkadaşım, “Sizinkiler Samsun’a giderken Fatsa’nın eski sahil yolundan geçmişler, başları dönmüş” diye yorum yaptı. Evet, takım Samsun’a karayolu ile gelmiş ama ta Perşembe gününden, üstelik ne geçmişin Armelit Geçidi ne de Fatsa’nın baş döndüren virajları var şimdi. Ama takımın başının 5 gollü Göztepe maçı ve Mustafa Denizli ile şampiyonluk garanti duygusuyla döndüğü aşikar.
Bugün Samsun’da abondene olan Rizesporun liderle arasındaki puan farkı da sadece 3. PTT 1. Ligde çok da önemli olmayan bir fark. Yanı oynanan futbolun kalitesi karamsarlık yaratsa da, bugünün mağlubiyetine yol kazası deyip, dersleri alıp çok da takılmamamız gerekiyor. Çünkü, bu ligde takımların dengeli oluşları nedeniyle birkaç haftada çok şey değişebiliyor. İlk yarı ile ikinc yarı arasında da çk değişkenliklr olabiliyor. Ligin devre arasında takımlar çok büyük oranda yenileniyor ve ikinci yarıya başlıyor. Bu yaklaşımla takımların devre arasını nasıl değerlendirip ikinci yarının 4-5 haftasını geride bıraktıklarına baktığımızda karşımıza çok farklı bir tablo çıkıyor;
İkinci yarının (şimdilik) en başarılısı Bolu ve bugün Rizesporu farklı mağlup eden Samsunspor. Her iki takımda aldıkları 10’ar punala ilk yarıya göre 4’er basamak yükselmiş durumdalar. Bu iki takımın ardından iki Karadeniz takımı 1461 ve Rize, 5’er maçta topladıkları 9’ar puanla ilk yarı performanslarının üzerindeler. Zirvedeki Erciyes, Manisa ve Adana Demir’in de bu ligin zirve ortalama puanını yakalamış olduğunu, yakaladığı çıkışla bu zirve grubuna Samsun’un da yetişeceğini düşünüyorum.
Tablo, Rizespor açısından pozitif gözüküyor olsa da, üzerinde durulması gerekiyor. Rizespor'un ilk 5 haftada yendiği 3 takım bu 8'lı grupta yok, yenildiği Samsun ve Adana Demir ise bu tablonun içinde. Bu da genel olarak daha yüksek performanslı veya çıkışta olan takımlar karşısında Rizesporun balansının tutmadığı anlamına gelebiliyor.
Tehlikeye dikkat çekelim ama tablo genel olarak aslında fena da sayılmaz. İlk yarıda Rizesporun maç başına sağlayabildiği ortalama puan, 1,59 gibi düşük bir değerdi. Ligin ikinci yarısında 5 maçta alınan 9 puanla bu oran 1,80 olarak gerçekleşti ve 22 haftanın ortalaması da 1,64'e yükseldi. Rizesporun bundan sonraki haftalarda bu çizginin altında kalmayacağını düşünürsek kalan 12 maçta toplanacak 22 puanla sezon sonunda ilk iki olmasa da ilk 4’ün içinde olacak. İlk 4’de olsa, ilk 6’da olsa her durumda dörtlü final var. Denizli ile farklı olabilir ama 4’lü finallerde geçmiş karnemizin çok da iç açıcı olmadığını düşünürsek, kabus yaşamamak, ilk ikiden süper lige merhaba diyebilmek için kalan maçlarda maç başına 2 puan ortalamasının üzerine çıkmak şart.
Geçen sezonun 22.haftasını Elazığ, Kasımpaşa ve Akhisar sırasıyla 45, 41 ve 38 puanla geçerken Rizesporun da puanı 35 idi. Sezon sonuna kadar 24 puan daha toplayıp ligi 59 puanla 3.sırada tamamladı. Son maçta Akhisar’ı içerde yense puan 62 olacak, Akhisar’ın yerine direk süper lige çıkabilecekti. Bu kez son maça kalmadan çıkacağız.
Yorumlar
Kalan Karakter: