Acaba Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, memleketi Rize'de, 2 dönemdir başkanlık yapan Halil Bakırcı'ya ustalık dönemi sertifikasını verecek mi, yoksa yeni bir aday mı gösterecek?
Bu sorunun cevabı Rize için çok önemli çünkü bir önceki seçimde az bir oy farkı ile seçilen Başkan Halil Bakırcı, az kalsın Başbakanın memleketinde kaybetmesine neden oluyordu ve rakibi Kenan Bıyık, Bakırcı'yı en çok da "dediğim dedik, kurumlarla kavgalı, vatandaşla barışık olmadığı" için eleştiriyordu.
Aradan geçen 4 yıllık zaman zarfında Başkan Bakırcı'nın bu yönde bir tavrını açıkçası görmedim. Ancak yazılanlar, çizilenler de olmadı değil. Şimdi seçim arifesinde yazarların, siyasetçilerin, bir belediye başkanının nasıl olması gerektiği şeklindeki değerlendirmelerinde, Bakırcı'ya 4 yıl önce isnat edilen eleştirilerin merkeze oturtulduğunu görüyoruz.
Elbette herkesin kafasında bir başkan profili vardır. Ama bu profili çizerken Rize'yi düşünerek çizmek gerekir. İnsanın kendi menfaatlerini düşünerek ve o menfaatlere hizmet edecek bir başkan düşünmesi yanlışların en başında yer alır.
BAKIRCI'NIN HANDİKAPLARI
Rize Belediyesi'ne Başkan Bakırcı hariç Ak Parti'den 9 aday adayı daha talip. Bakırcı, 3'üncü kez başkanlık yapmak ve tıpkı iktidarı gibi ustalık dönemine geçiş yapmak istiyor.
Bana göre Bakırcı'nın handikaplarını sıralamak istiyorum. Ustalık Dönemini hak edip etmediğine karar verecek olan merci vatandaştan ve diğer siyasetçilerden çok elbette Başbakan'dır.
Bakırcı maalesef yaklaşık 9 yıllık başkanlığı döneminde elindeki Başbakan kozunu iyi kullanamamıştır. Rize bu 9 yıl içinde gelişmiş, değişmiş, bir çok alışkanlığından kurtulmuştur ancak 9 yıl içinde Rizeli bir Başbakan sayesinde yapılabileceklerin bana göre yüzde 30'u dahi Rize'de yapılamamıştır.
İktidar sayesinde bir çok yatırım almış, bir çok projeler yapılmıştır. Ancak bunların hangileri Rize Belediyesi'nin projesidir ona bakmak lazım. Maalesef Rize Belediyesi proje üreten bir belediye olamamıştır. Bu anlamda Anavatan Partisi Meclis üyelerinin sunduğu proje ekibi kurulması teklifi de kabul görmemiş bildiğimiz kadarıyla.
Yıllarca karanlıkta kalan belediye parkı bu sene değiştirilmiştir. Yıllarca karanlıkta kalan sahil şeridi bu yaz ortasında değiştirilmeye başlanmıştır. Sahil dolgu alanı, merkezin hemen karşısı dolmuş duruklarıyla çirkin bir hal almaya devam etmiştir. Hala daha Yeniköy gibi, Tophane gibi büyük mahallelerin sokakları, caddeleri köstebek yuvası gibi. Orta Camii arkasında Dosma'ya kadar uzanan o en işlek Barış Caddesi, adeta görmezden gelinmeye devam etmektedir.
9 yıl içinde bu gibi örneklerin çoktan halledilmiş olması gerekirdi. Ve Rize'nin çehresini değiştirecek yepyeni projeler geliştirilerek Rize'ye değer katılmalıydı. İşte bu yüzden Bakırcı elindeki Başbakan kozunu iyi kullanamamıştır. Terminal ihtiyacı, söz verildiği halde karşılanamamıştır. Bana göre, çok gerekli olmasa da yinede Rize'ye bir fark katacak olan ve bir önceki dönem seçim beyannamesinde yer alan teleferik projesi yapılamamıştır. Rize'deki üniversite öğrencisi potansiyeline rağmen daha fazla onların ihtiyaçlarına cevap verebilecek sosyal alanlar açılmamıştır.
Elbette örnekler çoğaltılabilir. Başkan Bakırcı, bu 9 yıl içerisinde söz verdiği projeler de dahil, bir çok yeni proje de hazırlatıp elindeki Başbakan kozu ile bunları hayata geçirebilirdi. Ve bu 9 yılda Rize'ye yapılabileceklerin yüzde 30'u değil de belki de yüzde 80'i Rize'ye kazandırılabilirdi.
Başkan Bakırcı bana göre öncelikle, Ustalık Dönemine talip olduğu Rize'de, yapamadıklarını, ya da yapmaya fırsat bulamadığı projeleri bulunduğu için eleştirilmeli. "Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır" söylemini tam olarak karşılayamadığı için belki de "Aday gösterilmemeli" denilmelidir.
BELEDİYE BAŞKANI NASIL OLMALIDIR?
Bakırcı'nın en çok eleştirildiği konulardan biri de kurumlarla, vatandaşlarla, esnafla, siyasetçilerle kavgalı olduğu şeklindedir. Bu eleştirilerin altını dolduran net bir şey bilmiyorum.
Bana göre eğer bir belediye başkanı bu şekilde eleştiriliyorsa, içeriğine bakmak gerekiyor. Bir başkan hangi vatandaşla neden kavgalıdır? Bir başkan hangi kurumla ve neden kavgalıdır? Bir başkan kendi parti teşkilatıyla neden kavgalıdır? Bir başkan hangi esnaflarla, neden kavgalıdır?
Eğer bu kişiler ve kurumlar, kendi menfaatleri, çıkarlarına ters düştüğü için Bakırcı'yı sevmiyorsa, onu kavgacı, despot belliyorsa halt ediyorlar. Çünkü bana göre bir belediye başkanı, ne mensubu olduğu partinin, ne o ildeki sivil toplum kuruluşlarının, ne en sözü geçen zengininin, ne de milletvekillerinin boyunduruğu altında olmamalıdır. Eğer bu saydıklarım, kendi menfaatlerine hizmet edecek doğrultuda taleplerde bulunuyor ve karşılık bulamadığı için o kişiyi karalamaya çalışıyorsa, seçmenin tümü üstünde etkilerinin olması bence kolay değildir.
Bir belediye başkanı kendi teşkilatı da olmak üzere, kendisine oy veren ve vermeyen herkese eşit mesafede durmalı, haklarını aynı şekilde savunmalı, aynı şekilde adil olmalıdır. Ama biri bana Bakırcı böyle bir insan mıdır? diye sorarsa, "Evet bana göre öyledir" şeklinde cevap veririm. 5 yıllık gazetecilik dönemimde, Bakırcı ile haklı olduğunu ispat edip kavgalı olduğunu bildiğim bir vatandaşa denk gelmedim.
Bir belediye başkanı geniş ufuklu olmalıdır. Yeniliklere açık olmalı, daima yeni projeler ürettirebilmelidir. Yardımcılarını ve ekibini bu anlamda sürekli dürtmelidir. Ekrem Orhon gibi Rize'yi yüksek bir yerden izlediğinde kafasında yeni projeler, yeni hayaller canlanmalı, bunları erkenden hayata geçirebilmelidir. Bu konuda Bakırcı'nın eksiklerinin olduğunu yukarıda yazmıştım.
Bir belediye başkanı öncelikle Rizeli gibi olmalıdır. Rize sokaklarından kopmamalıdır. Vatandaşla arasına koruma duvarı çekmemeli, onları dinleyebilmelidir. Bu anlamda da Bakırcı'yı taktir etmemiz gerektiğini söyleyebilirim. Bu kadar herkesle kavgalı olan biri olsaydı, sanırım sokakta da bu kadar rahat dolaşıp, esnaflarla sürekli oturup sohbet de edemezdi diye düşünüyorum.
Toparlayacak olursam, Rize'yi yönetmeye talip olan kişi öncelikle elindeki Başbakan kozunu iyi kullanabilmeli, ekibini proje üreten ve bunları hayata geçirebilecek insanlardan seçmeli, birilerinin adamı değil, tüm Rizeli'nin adamı olmalı, ve seçildikten sonra 4 yıl içinde değil, bir sonraki genel seçimlere kadar yani 2 yıl içinde, Rize'ye en az yüzde 50 daha fazla yol kat ettirmelidir.
Acaba yeni ve taze bir kan mı Rize'nin çehresine iyi gelir, yoksa istikrar mı? İşte bunun cevabını 1 ay içinde öğreneceğiz.
Yorumlar
Kalan Karakter: