Çünkü, Arap Baharının esintileriyle süpürülüp savrulan diktatörlerin iktidardan sakıt olmaları, o ülkelerde toplumsal mutabakatı yakalamakta yeterli olmadı. Mısır seçimlerini kazanan İhvan-ı Müslimin, Tunus’ta iktidar olan Nahda Hareketi rahatsızlık oluşturdu. Aslında Mısır ve Tunus’ta yaşanan gerginlikler çokta garipsenecek bir hadise değildir. Çünkü her ne kadar, zaman içerisinde değişimin süzgecinden geçse de İhvan ve Nahda laikler için kabulü mümkün olmayan bir düşünce sistematiğine sahiplerdir. Mısır ve Tunus’ta yaşanan gerginlik, hükümet karşıtı gösteriler Nahda ve İhvan’a gösterilen bu yaklaşımla alakalıdır.
Arap Baharı sonrası gelen hükümetler, yıllardır söyledikleri söylemleriyle çokta uyuşmayan icraatları bir takım rahatsızlıklara hatta bazıları için hayal kırıklıklarına sebep olmuştur. Ancak konjonktürü iyi okuyanlar, değişim ve dönüşüm sürecini, dünyanın politik seyrini iyi analiz edenler bu söylemlerin iktidara gelmek suretiyle uygulanabilirliğinin olmadığının farkındaydılar.
Bu tespitten hareketle, Arap Baharının yaşandığı ülkelerin bazılarının istikballerine dair bazı tespitlerde bulunabiliriz.
Mısır
Devletin yokluğunda dini misyonu savunmak cemaatlere kaldı. Cemaatler , devletin yokluğunda hizmet ettiler. İhvan-ı Müslimin’de Hasan El-Benna tarafından külli bir ihya anlayışı üzerine kuruldu. Zaman içerisinde hedefler ile araçlar birbirine karıştı. Hemen hemen bütün İslami hareketler gibi İhvan’da eksen kaymalarına uğradı. İhvan, davet alanı ile siyasi alanda hiçbir farklılık gözetmeden İslam ülkelerinde hizmet ve mücadele etti. Ancak davet ve devletin arasında ki metotlar çok farklıdır. Bu yaklaşım İhvan’ın eksen kaymasına neden oldu.
Arap Baharının Mübarek’i devirmesi sonrası yapılan seçimlerde İhvan-ı Müslimin’in partisi Hürriyet ve Adalet Partisi seçimleri kazandı. Oyların yüzde 51’ini İhvan’ın adayı Mursi alırken, yüzde 48’ini de Mübarek döneminin son Başbakanı ve laik kitlenin desteklediği Ahmed Şefik aldı. Diğer Cumhurbaşkanı adayları Hamdin Sabbahi, Abdülmünim Ebu’l Futuh ve Amr Musa ikinci tura geçemediler.
Dolayısıyla bugün Mısır’da yaşanan iç gerginlik Laiklik ve İslam gerginliğidir. İhvan, yaşadığı tüm eksen kaymasına rağmen laik topluluğu ikna edememektedir. Laik toplulukla sıkıntı yaşayan ihvan, önümüzde ki yıllar yönetim sistemi açısından bir çok değişime daha uğrayacaktır.
Ayrıca İhvan, laiklere ilaveten Selefilerle de bir takım sıkıntılar yaşaması muhtemeldir. Seçim sonuçlarına baktığımızda Selefilerin Nur Partisi hatırı sayılır bir oy almıştır. Selefilerle İhvan arasında yaşanacak bir çekişme hem Selefilerin aşırılıklarını kıracak hem de İhvan’ı demokrasi söylemine daha çok yaklaştıracaktır. Nitekim İhvan, demokrasi ile bir hesaplaşma (İslam’ın demokrasiye bakış açısını değerlendirme) sürecine girecektir.
Tunus
Hareketu’n Nahda’da İhvan gibi zaman içerisinde eksen kaymalarına uğradı. İslami bir devlet, İslami bir hukuk sistemi gibi söylemleri olan Nahda hareketi zaman içerisinde fikirsel değişikliklere uğradı. Bunun en temel sebeplerinden biri; Nahda’nın Lideri Raşid Gannuşi’nin 22 yıl gibi uzun bir süre İngiltere’de kalmasıdır. İhvan gibi Nahda’da muhalefette iken söylenenlerin ve vaat edilenlerin iktidara gelindiğinde icraata konulmasında ki zorlukları yaşamaktadır.
Çünkü söylemekle icra etmek aynı şey değildir. Fakat Tunus, zor bir ülkedir, keskin ve aşırı bir laik kesime sahiptir. Anayasasında “Tunus Devletinin dini İslam’dır. Tunus Devletinin anayasası İslam Şeriatına dayanır” maddeleri bulunmasına rağmen, Tunus sokaklarında kadınların başlarını örtmesi yasaktı. Hatta bir dönem, çalışanların performansları düşüyor iddiasıyla Ramazan Ayında oruç tutmak yasaklanmıştı. Bu tarihi bilgilerden hareketle şu tespiti yapabiliriz, söylemekle icra etmek aynı şey olmadığı gibi, anayasaya yazmakla icrasında bulunmak aynı şey değildir.
Dolayısıyla Tunus’ta Nahda laik bir cephe ile mücadele ederken, söylem ve fikir kaymasına uğramaması mümkün değildir. Nitekim Nahda, Burgiva döneminden kalan eski anayasanın “Tunus Devletinin dini İslam’dır” maddesini onaylarken “Tunus Devletinin anayasası İslam Şeriatına dayanır” maddesini ülke şartlarını ve insan haklarını öne sürerek reddetmişti. Dolayısıyla siyasi çekişmeler, Arap Baharını yaşayan diğer ülkelerde olduğu gibi Tunusta’da Nahda’yı demokrasiyi yeniden düşünmeye mahkum etmektedir.
Yorumlar
Kalan Karakter: