Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Hasan Kemal Yardımcı, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Muhammet Balta ile Rize Milletvekilleri Hasan Karal ve Nusret Bayraktar’la beraber 11 Kasım Pazar günü öğleden sonra hava yoluyla Trabzon’a gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, kendisini Trabzon-Rize sınırında sağanak yağmur altında karşılayan binlerce Rizeli’ye verdiği müjde (!) muhalefet partilerinin tepkisini çekti.
Başbakan’ın, Trabzon’un büyükşehir olmasını, Ovit yoluyla bütünleşen lojistik merkezin Sürmene’de yapılacağının müjdesini Rizeliler’e vermesi ne anlama geliyor? Trabzon’un büyükşehir olması, komşu ilin büyümesi, gelişmesi elbette ki Rizeliler’i de memnun eder. Ancak bunun Rize’ye müjdelenmesi ne kadar doğru? Rize’ye yapılacak bir yatırımın Trabzonlu’lara müjde olarak sunulması nasıl bir etki yaparsa, Rize'de de öyle bir etki oluştu. Yağmur altında Başbakan’ı dinleyen binlerce partili, Trabzon’un büyükşehir yapıldığını ve Ovit yoluyla bütünleşik bir lojistik merkezin Trabzon’da yapılacağını müjdelemesini alkışlarla ve sevgi gösterileriyle karşıladı. Ne var ki, muhalefet partileri öyle düşünmüyor. Başbakan'ın açıklamalarına, CHP, MHP, DP ve DSP'den tepki geldi.
Daha önce tersane olarak yatırım kararı çıkarılan ve Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Çamburnu ile Yeniay beldeleri arasında çok geniş bir deniz dolgusu yapılmak suretiyle Yeniçam Tersanesi olarak planlanan bölge, Ovit tünelinin yapılmaya başlanması üzerine Trabzon iş çevrelerinden yükselen, ‘tersaneden vazgeçelim, burayı lojistik merkez yapalım’ düşüncesinin, siyaset-bürokrasi-stk ayaklarıyla desteklenerek olgunlaştırılması ve Başbakan’ın bunu Rizeliler’e bir müjde (!) veriyormuş gibi ifade etmesi, Rize’de tepki çekmeye devam ediyor.
Yıllar önce tersane yatırımı olarak planlanan ve burası için Hazine’den milyonlarca lira harcama yapıldıktan sonra, buranın bir lojistik üs yapılacağını ilk kez dile getiren isim, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım oldu. Kaldırım, 30 Aralık 2011 tarihinde basında yer alan haberde, Çayı, fındığı, kiviyi, balığı,hayvancılığı organik olarak üretmek istediklerini belirtmiş, bu ürünlerin pazarlanmasında ise Trabzon’u lojistik merkez haline getirmeyi düşündüklerini ifade etmişti. Bu açıklama, Rize’de olduğu kadar, Ordu ve Giresun’da da tepkiyle karşılanmış, Ordu ve Giresun’da; DOKA’nın Doğu Karadeniz’i değil, Trabzon’u Kalkındırma Ajans’ına dönüştüğü dile getirilmiş, DOKA’dan ayrılarak sadece iki vilayeti kapsayan yeni bir ajans kurulması şeklinde talepler seslendirilmişti.
Daha sonra Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası başta olmak üzere; Trabzon’daki sivil toplum kuruluşları, ortak ses geliştirerek tersaneden vazgeçip Sürmene’de lojistik merkez kurulmasını istediklerini ifade etmişlerdi. Yaklaşık 1 yıl süreyle bu konuda kulis faaliyetlerini hızlandıran ve güçlü medya desteği ile de bunu siyasetin gündemine sokan Trabzon’da, Karadeniz demiryolu tartışmaları sırasında Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, ‘Demiryolunun Trabzon’dan başka bir vilayete gitmesine izin vermeyiz’ şeklinde açıklamada bulunmuştu. Bu açıklama, Trabzon’da memnuniyetle karşılanırken, başta Rize olmak üzere çevre illerin tepkisini çekmişti.
Trabzon Belediye Başkanı’nın demiryolu çıkışı, DOKA Genel Sekreteri’nin açıklamasıyla paraleldi ve Karadeniz Bölgesi’nde üretilen tarımsal ürünler başta olmak üzere, madencilik ürünleri gibi üretilen ve çıkarılan her ne varsa, Trabzon’da kurulacak lojistik merkezde toplanmasını, demiryolu-suyolu koordinasyonuyla Türkiye’ye ve dünyaya buradan sevk edilmesini içeriyordu. Ovit tünelinin yapılmaya başlanmasıyla, büyüme şansı olmayan Trabzon limanı yerine, Ovit yoluna daha yakın olan Sürmene’de lojistik merkez yapılması, Sürmene’de alabildiğine büyük zorlama bir liman yapılmasını öngörüyor. Doğu Karadeniz’deki bütün ürünler burada toplanıp, gemilerle dünyaya, ülke içinde de Trabzon’dan başka bir vilayete gitmesine müsaade edilmeyecek (!) olan demiryoluyla sevk edilecekti. Bu, Sürmene’de yapılacak olan limanın uluslararası devasa bir liman haline gelmesi, başta Rize ve Hopa limanları olmak üzere, Giresun ve Ordu’nun tamamen devre dışı kalması anlamına geliyor.
Rize Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Şaban Aziz Karamehmetoğlu, 5 Temmuz 2012'de kendisiyle yapılan röportajda, Rize’nin tüm olumsuzluklara karşın, Doğu Karadeniz ihracatında ilk sırayı aldığını belirterek, coğrafi zorunluluk nedeniyle de lojistik merkezin Rize’de planlanması gerektiğini savunmuştu.
Trabzon Belediye Başkanı Gümrükçüoğlu’nun demiryolu açıklamasına da sert tepki gösteren Karamehmetoğlu, “Demiryolu kimsenin babasının malı değil. Rize, başka vilayetler gibi devletin önüne fatura koymuyor. Aldığından fazlasını Hazine’ye veriyor. Önce ‘tersane yapacağım’ diye milyonlarca lirayı oraya gömeceksin, tek bir direk bile dikmeyip, ‘vazgeçtim, şimdi orayı lojistik üs yapacağım, demiryolunu da hiçbir vilayete geçirmeyeceğim’ diyeceksin. Tek bir vilayete yatırım yapıp, hizmet almak adına 8-10 milyar dolarlık böyle bir faturayı devletin önüne koymaya kimsenin hakkı yok. Böyle bir yatırım yapılacağına da ihtimal vermiyorum" şeklinde tepkisini ifade etmişti.
TRABZON, BİR ZAFER DAHA KAZANDI
Başbakan Erdoğan’ın Rize’ye Trabzon’daki lojistik merkezin müjdesini vermesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın etkili olduğu öğrenildi. Başbakan’ın, önce TOKİ Başkanı olarak, daha sonra Bakan olarak çok başarılı bulduğu Bayraktar’ın bu isteğini geri çevirmediği ve Trabzon’daki lojistik merkezin sanki Rize’ye bir faydası varmış gibi iki Bakan Hayati Yazıcı ile Erdoğan Bayraktar’ın ortak bir çalışması olarak Rizeliler’e müjdelemesi ise yeni bir Trabzon kurnazlığı olarak algılandı. Bu müjdeyi (!), yağmur altında ıslanarak dinleyen binlerce Rizeli’nin alkışlarla karşılaması ise; Başbakan’ın konuşmasında ne dediğinin yağmur altında ıslandıkları için tam olarak anlaşılamaması şeklinde yorumlandı.
Muhalefet, Başbakan Erdoğan'ın Rizeliler'e verdiği 'müjde'ye sert tepki gösterdi. İşte o tepkiler...
SEN HAMALLIĞA DEVAM ET, TİCARETİ BAŞKASI YAPSIN!
MHP Rize İl Başkanı Zeki Mayi: “Bu, Rizeliye açıkça; sen hamallığa devam et, ticareti başkaları yapsın demektir! Bu proje ayrıca, Ovit Tünelini de daha açılmadan kapatmaktır. Sapı, yiyenin elinde kalacak olan bu elma şekeri ile adeta Rizelilerin basireti ile alay edilmiştir. Üstelik 2014 ve 2015 yılları hatırlatılarak Rizelinin demokratik iradesine de ipotek konulması unutulmamıştır. Sürmene’de kurulması planlanan bu lojistik merkezin Rize Limanını atıl hale getireceğini, Rize’nin ticari potansiyelini sönükleştireceğini ve Rize’den diğer illere olan göçü tetikleyeceğini akıl bile edemeyen AKP, bu adımıyla Rize’nin küçülmesinin önünü açtığının ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin bir ilçesi olması yolunda ilk adımı attığının acaba farkında mıdır?”
HEDEF NEDİR?
AKP’nin planlı bir şekilde, 10 yıldır Rize’yi sadece karayolu ile ulaşılabilen bir il düzeyinde tutarken, hemen yanı başındaki komşu il Trabzon’u kara, hava, deniz ve şimdi de demiryolu ile donatıyor olmasının geleceğe yönelik projeksiyonu ve hedefi nedir değerli Rizeliler? Bazı STK’ların cılız bir sesle de olsa dillendirdikleri Rize’ye bir havaalanı ve Samsun-Sarp demiryolu hattı AKP tarafından hiç duyulmaz ve itibar bile edilmezken, Erzincan-Gümüşhane-Trabzon çift hatlı (yolcu ve yük) taşıması yapacak olan demir yolu projesi Ulaştırma Bakanlığınca onaylandı.Ayrıca Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, 2013 yılından itibaren Türkiye genelinde demiryolu ile yük ve yolcu taşımacılığının artmasını sağlamak amacıyla ticari teşvikler uygulanacağını da basına açıklamıştı. Böyle bir destek Ovit Tüneli’nin de ticari potansiyelini olumsuz etkileyecek ve Ovit Tüneli, Rize-Erzurum nostalji yolu olacaktır.”
RİZE MİLLETVEKİLLERİ UYUYOR MU?
CHP Rize Merkez İlçe Başkanı Recep Durmuş: “Sayın Başbakan’ın Rize halkına, Trabzon’un büyükşehir olmasını ve Sürmene’de lojistik merkez kurulacağını müjdelemesi, tam bir skandaldır. Başbakan, Ovit tünelini Sürmene’deki lojistik merkeze bağlayacak bir çalışma içinde olduklarını ve bu çalışmayı da Rize Milletvekili olan Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Hayati Yazıcı ile Trabzon Milletvekili olan Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Erdoğan Bayraktar’ın birlikte yatıklarını söylüyor. Trabzon Milletvekili olan Bayraktar’ın bu çalışmada yer alması gayet doğal ama Sayın Yazıcı’nın, Rize limanını tamamen atıl hale getirecek, Ovit yolunun Rize’ye değil de Trabzon’a hizmet etmesini sağlayacak, Rize’yi küçültecek böyle bir çalışmanın içinde olması anlaşılır gibi değil. Bunun, Rize için iyi bir şeymiş gibi sunulması ise Rizeli ile alay etmektir. Her fırsatta Rize için şöyle yaptık, böyle yaptık diyen Rize milletvekilleri şimdi ne yapıyor. Acaba hala uykudan uyanamadılar mı? Biz Trabzon’a yatırım yapılmasın demiyoruz ancak, yıllardır Trabzon yatırımlardan aslan payını alırken, Rize ve diğer komşu iller göstermelik yatırımlarla oyalanıyorsa bunu Rizeliler adına sorgulamak boynumuzun borcudur.”
RİZE'Yİ YOK ETME PLANI!
Demokrat Parti Rize İl Başkanı Hamit Çelik: "10 yıl önce Rize meydanında çayın 1 lira olması gerektiğini söyleyen, ‘Allah’ın verdiği ürüne kota mı konulur?’ diyen Sayın Başbakan, Rize’ye geldiğinde çay üreticileriyle konuşsaydı, özel sektörün kucağına itilmiş, kota ve kontenjanla perişan olan, Çaykur’a sattığı çayın parasına bankaların ortak edildiği bir üretici profili görecekti. Ama Sayın Başbakan’ın Rize’deki temsilcileri, onu üreticiyle görüştürmüyor, Başbakan da keyfi yerinde olan işadamlarıyla açılışlar yapıyor, kürsülerden halka sesleniyor. Böyle olunca halkın sorunları, dertleri, sıkıntıları yokmuş gibi bir hava veriliyor. Başbakan Erdoğan’ın Rize’de Rizeliler’e Trabzon’daki yatırımları anlatması gerçekten çok tuhaf. Trabzon’da kurulacak lojistik merkezi Rizelilere müjde diye sunmak affedilmez bir hatadır. Bu, Rize’yi yok etme planıdır. Bu konuşmayı AKP’lilerin alkışlaması ise daha da vahim. Bu, Rize’nin küçülmesini, limanın yok olmasını alkışlamaktır.”
BAŞBAKAN'IN RİZELİ OLMASI YETMİYOR
DSP Rize İl eski Başkanı Meryem Çoğalmış: “Sevgili halkımız, Sayın Başbakan’ı coşkuyla karşıladı ve alkışladı. İyi güzel de anlamadığım bir şey var; Trabzon’a yapılan yatırımlar için bizler neden alkışlıyoruz. Rizeli’nin tek gelir kaynağı çaydır; sezonu kapadık, halk inim inim inledi, unutmuyoruz. Hayvancılık bitti, esnaf kazanamıyor, kazanamadığı paranın vergisini ödüyor. Sürmene’ye kurulacak lojistik üs şu anlama geliyor; çay, fındık, hayvancılık ürünleri oradan dünya ülkelerine gidecektir ve kazançlı olan Trabzon olacaktır. Hatırlayalım, demiryolu tartışmalarında Sayın Gümrükçüoğlu masaya yumruğunu vurup, ‘demiryolu Trabzon’dan öteye gitmeyecek’ demiştir. Sayın Hayati Yazıcı, Rizeli Bakan olarak neden suskun; hiç mi Rizeli’yi düşünmüyor. Hatırlayalım, seçim atmosferinde çıktı TV’de çay konusunda sorulan bir soruya, ‘Kaçakçılığın üzerine gittiğimizde o bölgedeki insanlar tepki gösteriyor, onlar da ekmek yiyecek’diyebilmiştir. Biz ne yaptık, alkışladık vekil yaptık. Trabzonlu’yu bir konuda takdir ediyorum; ne istediğini çok iyi biliyor. Bizler ise ‘Başbakan Rizeli olsun, yeter’ diyoruz. Oysa ki, Rizeli bu fırsatı kendi lehine çevirmeliydi. Ben halkın refah seviyesine bakarım, 10 yıl önce ne kazanıyordu şimdi ne kazanıyor. Elbette kazananlar var ancak o bizler değiliz, halkımız değil. Kısacası,şakşakçılık yerine, ben halkın yaşam standardına bakarım.”
Haber: Deniz VARLI