Bakanlığına göre Rize’ye Havalimanı neden olmazmış!
Temmuz ayının sonlarına doğru yerel medyada yer alan <strong>“Ayder’i Kaybettik mi?”</strong> başlıklı yazım, “Haftaya Rize Hava Limanının Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğüne gör
Yayınlanma :
23.08.2012 04:31
Temmuz ayının sonlarına doğru yerel medyada yer alan “Ayder’i Kaybettik mi?” başlıklı yazım, “Haftaya Rize Hava Limanının Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğüne göre neden yapılamayacağını, böyle bir yatırımı neden düşünmediklerini yazacağım” cümlesi ile bitiyordu. Konjoktüre göre başka konuları öne alınca aradan geçen bir ayda belgeyi ve yorumumu paylaşamadım. Bunda sadece Genel Müdürlüğün resmi yazısını paylaşıp altına da kısaca yorumumu katmakla yetinmek istememem etken oldu. Şimdi konuyu biraz daha enine boyuna, hatta gazetelerin sayfa hacimlerini de dikkate alarak 5-6 gün sürecek tarzda işleyerek kamuoyu ile paylaşmayı arzu ediyorum. Genelde cevabı merak edilecek konu yazının en sonuna bırakılır ki, yazı bütünüyle okunabilsin. Ama ben bu yazımda tersinden hareket edeceğim. Önce bahsettiğim belgeyi paylaşacağım, sonra nüfus popülasyonu ve diğer bazı parametrelerden hareketle alternatif yer seçimi, havaalanının gereklilik ve fizibil bir yatırım olacağı konusunda istatistiki değerler ışığında yorum yapağım. Son aylarda yoğunlaşmaya başlayan yerel kamuoyunun “havaalanı isteriz”, hatta daha da öteye gideyim siyasi otoritenin kararı, yaklaşımı sanki olgunlaşmış gibi “Çiftekavakta mi, Ardeşende mi, Hamidiyede mi yapılsın?” tarzında tartışmalar sürerken Ulaştırma Bakanlığının Alt yapı Yatırımları Genel Müdürlüğü resmi yazı ile Rize’de Havalimanı yapılamayacağını, böyle bir yatırımı düşünmediklerini beyan ediyor. Koca makam, üstelik Başbakan’ın memleketi için talep edilen bir yatırım için bu kadar net bir yazı yazıyorsa, mutlaka sağlam dayanağı vardır diyerek önce bu belgeyi paylaşmak istiyorum. İlimizdeki bazı belediyeler, siyasi partiler, mesleki odalarının temsilcileri, medya mensupları havaalanı konusunda kamuoyu oluşturmaya gayret ederken Rizeli işadamları da boş durmuyor. Forumlara katılmanın ötesinde bireysel somut adımlar da atıyorlar. Bunlardan biri de araç kiralama işi yapan Murat Kurt. Turizmin kiralama bacağından Rizeli olarak yeterince pay alamadıklarını düşünen Kurt’un 26 Nisan 2012 tarihinde “Rize’ye havalimanı yapılması” konusundaki talebi, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğünce inceleniyor ve kendisine ekte paylaşacağım 21.06.2012 tarih ve 62201/10239 sayılı yazı ile yanıt veriliyor. Bakan adına Genel Müdür Vekili Sayın Y. Metin Tahan’ın imzaladığı yanıtta, “Rize ili ve çevresinin, sivil hava ulaşımına yönelik olarak daha önce yapılan çalışmalarda hakim rüzgar yönü esaslarında arazi topoğrafyasının çok dalgalı olması ve doğal manialar nedeniyle 3 C – 4D grubu uçaklara hizmet verebilecek havalimanı yapımı için elverişli alternatif alan bulunamamıştır” deniyor. Evet, arazi yapısını hepimiz biliyoruz. Ama gerekmesi halinde çözüm üretilebileceğini de... Üstelik iklim koşullarının 100-150 km lik mesafede ki Trabzon Havalimanından çok da farklı olamayacağını da biliyoruz. Öyleyse bu cevap; topu taca at, kurtul kabilinden. Ama taca topu atmakla oyun tatil olmuyor Sayın Genel Müdür Vekili. DHMİ’ne potansiyeli hatırlatmak gerekiyor ! Yazısının son bölümünde de Bakan adına Sayın Genel Müdür Vekili, “Ayrıca, Rize Havalimanı ile ilgili işletmeci kuruluş olan DHMİ Genel Müdürlüğünden bu konuda yeterli yolcu bulunduğu yönünde herhangi bir talep bulunmamaktadır” diyor. İkinci planda gözüken yanıtın son kısmını daha bir önemsiyorum. Çünkü ilk engel olarak gösterilen iklim, topoğrafya konusu işin içine siyasi irade ve ekonomik gerekçeler girince nasılsa kolayca halledilebilir. Demek ki atılacak ilk adım, Trabzon Havaalanının limitte hizmet verdiğini fark etmeyen, turizm için gerekliliği bir yana bugünün modern toplumunda fertlere 200 km. uzaklıktan uçağa bindirmeyi reva gören DHMİ’ini harekete geçirmek, fark etmedikleri potansiyeli fark ettirmek gerekiyor. Bu potansiyeli bakanlığın yazısını paylaştıktan sonra detaylıca irdeleyeceğim. ÇİFTEKAVAK MI? ARDEŞEN Mİ? HAMİDİYE Mİ? Dedim ya bu yazıda tersinden gideceğim… Rize – Artvin bölgesine havaalanı gereksinimi, potansiyel, istatistikler gibi detayları sonraya bırakıp önce kamuoyu oluşturma platformlarında öne çıkan lokasyonlar üzerinde durmak istiyorum. İlk öneri bugünün Çay Kur Genel Müdürü, daha önce bakanlık da yapmış Sayın İmdat Sütlüoğlu’ndan gelmiş. Sütlüoğlu, 1994-2002 yılları arasında Ardeşen Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde Ardeşen Elmalık Mahallesi civarında, Hamidiye’nin üst tarafında havaalanı yapılmasına dair etütleri yaptırmış olduklarını bu yılın Nisan ayında medya ile paylaştı. Dikkat ediniz Sayın Sütlüoğlu, Bakanlık Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğünün öne sürdüğü olumsuz iklim ve topoğrafik koşullar konusunda gereken etütleri yaptırmış olduklarını belirtiyor ve projenin gerekliliğine inanmış bir siyasi kimlik ve bürokrat olarak artık sıranın siyasi iradeye geldiğini açık açık beyan edip, “siyasi İradenin artık karar alması bekleniyor” diyebiliyor. Bu da yakalanan ivmenin elbirliği ile yükseltilerek sürdürülmesi misyonunu bölgenin akıl adamlarına yüklüyor. Rize Milletvekili Sayın Nusret Bayraktar’ın desteğini de alan gazeteci Sayın Abdullah Uzun’un Pazar Belediyesi çalışma ofisine yaptırdığı ve Ağustos ayı içerisinde kamuoyu ile paylaşılan çalışmasında havaalanının ilçenin “Hamidiye” mevkiinde yapılması öneriliyor Rize – Artvin bölgesi için havaalanı gerekliliğinden hareketle son bir yıldır yerel medya ve sosyal paylaşım sitelerinde aktif kampanya yürüten gazeteci Sayın Metin Topçu’da arzu edilen havaalanını ORGİ’den hareketle “Rize – Artvin Havalimanı” olarak isimlendiriyor; hazırlattığı sunumlarda mevki olarak da tezat teşkil edecek şekilde “Çiftekavak” mevkiini gösteriyor. Ancak Sayın Topçu’nun yer konusunda ısrarcı olmadığını da biliyorum. Rize – Artvin Havaalanı isminden hareket edeceksek, hatta yatırımın rasyonelliğini gözeteceksek havaalanın Çiftekavak’ta veya Rize merkeze yakın bir yerde olması mümkün değil. Bu proje, Artvin’li hemşerilerimizin de istifade edeceği, destekleyeceği bir yatırım olacaksa zaten otomatik olarak Ardeşen veya ötesinde olması gerekiyor. Ayrıca kentleşmenin yayılması açısından, hava ulaşımına gereksinim duyan bölge insanının daha çoğuna ortalama yakınlık için de uygun lokasyon bu çevre. Üstelik sosyal paylaşım sitelerinde, Artvin’li hemşerilerimiz “başlattığınız kampanyalarda kendi kendinize gelin güvey olarak Artvin’i de dillendiriyorsanız bu noktanın bizim içinde kolay ulaşılır, rantabl olmasını dikkate almalısınız” tarzında serzenişlerde bulunuyorlar. Konuya Artvin’li hemşerilerimiz açısından baktığımızda hak vermemek mümkün değil. Alanı eğer Rize merkezde yapmışsanız Artvin’den 160 km, Hopa’dan 90 km gelmişseniz, bi 70 km daha gidip Trabzon’dan uçağa binmeniz pek de külfet oluşturmaz. Oysa Ardeşen, Rize merkeze de, Artvin’in Karadeniz’le buluşma noktası olan Hopa’ya da ortalama 45’er km gibi eşit uzaklıkta. Artvin’e de Havaalanı Yapılacak Ardeşen, Artvin’li hemşerilerimizin yine de arzu ettiği yakınlıkta belki değil ama işletmecilikte, özellikle de franchising’de yayılma stratejilerimizi belirlerken “kanibalizasyon” diye bir kavram kullanırız. Detayına girmeden şöyle ifade edeyim; tercih edilecek her bir nokta, birbirinin payından asgari düzeyde pay almalı. Ve mutlaka tercih edilecek noktanın, bir sonrasında gerçekleşebilecek noktayı da kısıtlamaması lazım. Yanı 5 yıllık süreçte Rize ili sınırları dahilinde bir havalimanı projelendirilebilecekse, ekonomik gelişmelere, sosyal ihtiyaçlara paralel olarak 10 yıllık süreçte de Artvin için de bir havalimanı gerekebileceğini göz ardı etmemek gerekiyor. Yıllar önce nasıl Rize için bir havalimanı akla gelmiyor idiyse Cumhuriyetin 100. yılında havalimanı olmayan vilayetimizin de kalmaması gerektiğini dikkate alarak ekonomiklik, yolcu potansiyeli vs faktörlerin dışında Artvin’le arada 100 km üzeri bir mesafeyi rezerv bırakmak gerekiyor. Ardeşen, Her Açıdan En Optimal Hem uzun vadeli diğer yatırımları dikkate almak, hem de yerleşim birimleri arasında mesafeleri biraz daha paylaşarak Ardeşen lokasyonunun neden optimal noktada olduğunu ortaya koymaya çalışacağım. Artvin merkeze halen havayolu ile Trabzon veya Erzurum Havaalanları üzerinden ulaşılmakta. Erzurum Havaalanı 203 km, Trabzon Havaalanı ise 234 km uzaklıkta. Nerdeyse eş mesafeler. Net bilgi yok ama Artvin ve iç kesimlerdeki ilçeler daha çok Erzurum Havaalanını tercih ediyor. Ardeşen Havaalanı devreye girdiğinde Yusufeli ilçesi için fark etmeyecek ama Artvin merkezden yeni havaalanına mesafe 110 km. ye düşeceğinden alternatifsiz tercih edileceği anlaşılıyor. Ardeşen’in diğer ilçe merkezlerine olan uzaklıkları da; Arhavi 32, Hopa 43, Borçka 80, Çayeli 28, Rize’nin Ardeşen’den sonra en çok gelişen ilçesi olan Güneysu’ya ise 54 km. Rize merkezi de tekrarlayalım 47 km. Nispeten arazi yapısının düz olması ve paylaştığım bu mesafeler Ardeşen’in optimalliğini ortaya koyuyor ama asıl dikkate alınması gereken bölge turizminin parlayan yıldızı Ayder’e olan uzaklık. Topu topu 40 kilometre. Düşünebiliyor musunuz İstanbul’dan uçağınız havalandıktan 2 saat sonra Ayder yaylasındasınız. Madem Ayder’deyiz. Öyleyse Havaalanı – Ayder parametresinin üzerinde biraz daha duralım. HAVLANI VE AYDER Ayder… Yöreye henüz gelememiş yurttaşlarımızın bile methini bildiği cennet bir mekan. Son yıllarda dağcılık yanında ekstrem sporlarında merkezi olma konumuna gelerek yurt dışından da konuk almaya başladı ve bölge turizminin adeta atardamarı konumuna geldi. Yuvarlak hesap sahilden sadece 40 kilometre içerde ve 1350 metre yükseklikte. Ekstrem sporların bazıları, örneğin heliksi, trekking, kampçılık, dağcılık, jeep safari Ayder’den daha yukarıdaki yaylalarda yapıldığı gibi henüz denizden 10 kilometre çıkmışken Karadeniz’e akan Fırtına deresi üzerinde raftingde yapabiliyorsunuz. Yanı uçaktan indikten 20 dakika sonra bile doğanın gizemlerini keşfetmeye başlayabiliyorsunuz. Ama Ayder asıl patlamayı Rize Milletvekili Sayın Hasan Karal’ın geçtiğimiz hafta müjdesini verdiği Ayder’de yapılacak Türkiye’nin en modern kayak tesisi ve teleferik projesinin tamamlanmasıyla yaşayacak. Ayder’e Yapılacak Kayak Tesisi İle Entegre 20 milyon Euroluk yatırımla gerçekleşecek olan proje, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın yatırım programına alınmış, halen kayak tesisi yapımı ile ilgili dünyadaki örnekler inceleniyormuş. Bu tesisin tamamlanmasıyla bölgeye 20-25 bin kayakçının ilgi gösterebileceği ifade ediliyor. Diğer sosyal ve ekonomik gerekçeleri bir tarafa bırakalım, kamu bu yaylaya bu yatırımı yapıyorsa, yatırımları entegre düşünerek o kayak tesislerini besleyecek ulaşım konusunu da paralel çözümlemek gerekiyor. Palandöken, bugün eğlence açısından hala bir Uludağ, Kartepe değildir ama dağ, kayak tutkunları ve profesyoneller için ideal kayak merkezi konumuna gelmiştir. Bunda harikulade pist olanaklarının dışında birinci etken, Erzurum Havaalanının tesislere olan yakınlığıdır. Uçaktan indikten sonra yolcu yarım saatte tesislere varabilmektedir. Ardeşen lokasyonunda havaalanı tamamlandığında aynı durum Ayder içinde geçerli olabilecektir. Üstelik hemen yanı başında deniz, olağanüstü doğal güzellikler, yakın coğrafyada bir çok alternatifin de olması Ayder’i ayrıcalıklı, daha çok talep alan konumuna da getirecektir. Zaman zaman ben de yazılarımda Ayder’i elimizle katlettiğimizden hareketle turizm bizim neyimize diyorum ama Fırtına ve Kaçkar üzerindeki profesyonel doğa sporlarına dönük uluslararası turizm – spor avantajımızı ülke ve Rize ekonomisi açısından mutlaka değerlendirmemiz gerektiğine de inanıyorum. Rize merkez hangi alanı tercih edecek? Veriler havaalanını Ardeşen olarak gösteriyor. Rize merkezde ikamet eden hemşerilerimizin gözünden de Ardeşen tercihini ele alalım… Sola, batıya 70 km gidip ya Trabzon’dan uçacaksın veya sağa doğuya 45 km gidip Ardeşen’den uçacaksın. Yanı arada topu topu 15 dakikalık bir fark var. Bu durumda tutucu olmayan bir Rizelinin alan tercihini uçuş saatleri ve bilet fiyatı belirleyecek. Üstelik daha çok sayıda özel hava yolu şirketi Trabzon’a uçuş gerçekleştireceğinden Trabzon havalimanının tercih edilme olasılığı daha yüksek de olabilecek. Yanı Trabzon’un Of – Sürmene ilçelerinin yolcularının Ardeşen havalimanını tercih edebilirlikleri kadar Rize merkezden de Trabzon havaalanı kullanılmaya devam edilecek. Bu yorumumdan konuya olumsuz yaklaştığım izlenimi doğmamalı. Geçen yıl, henüz Ovit için resmi adımlar atılmamışken; Ovit için konsantrasyon kaybı yaşanmaması ve eforumuzun bir kampanyada toplanması önemliydi. Ama artık ihalesi yapılmış Ovit’in aksamadan devamlığını takip ederken Rize ve bölge için asla lüks olmayan havaalanı projesinin siyasi otorite tarafından benimsenmesi, bunun için de her kesin üzerine düşeni yerine getirmesi gerektiğini düşünüyorum. HAVLANI HEP GÜNDEMDE OLMALI Yakın gelecekte bölgenin turizm merkezi olması yönündeki güçlü beklentiler, ekonomik ve sosyal hedefler, yöre insanının talebi, Trabzon Havalimanının yetetrsizliği Rize’de bir havalimanının er geç yapılacağı gerçeğini ortaya koymaktadır. Rize’ye havaalanı konusunu değerlendirirken ilk bölümde bölgenin nüfus dağılımı ve yerleşim merkezleri arasında ki mesafelerden hareketle “Ardeşen” üzerinde yoğunlaştım. Sonraki bölümlerde de gözlemlerim haricinde TUİK’in demografik istatistikleri ile DHMİ’nin yıllık yolcu sayılarını yorumlayarak bu tercihe etken olan anahtarları paylaşmaya çalışacağım. Elbette bir havalimanının yer tespitinde konunun uzmanlarının dikkate alacağı yatırım maliyeti, iklim koşulları, lokasyonun yolcu potansiyeli, güvenlik, alternatif alanlara uzaklık, sosyal gerekçeler, hatta siyasi gerekçeler gibi bir çok parametre vardır. Ancak, uzmanlara bir nebze olsun yol göstermek, bazen de ağır bürokratların hareketlenmesini sağlamak açısından tıpkı Ovit sürecinde olduğu gibi bizlerinde kamuoyunu bilgilendirerek, değerlendirmeler yaparak gündemi sıcak tutma konusunda sorumluluğumuz mevcuttur. Sayın Genel Müdür ilk bölümde paylaştığım belgede DHMİ’ nin Rize için yolcu potansiyeli konusunda bir değerlendirmesi yoktur diyebiliyorsa konunun bürokrasi tarafından fark edilmesi, siyasi otorite tarafından programa alınması için ilimizin akil insanlarının, siyasi parti temsilcilerinin, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitenin devreye girmesi gerekiyor. Yatırım Kararın İçin Görev Siyasilerimizde RTSO’nın Başbakanımız tarafından temeli atılan Ovit Tüneli’nden sonra yeni vizyon projelerini Samsun-Sarp demiryolu hattının yapımı, Rize’ye havaalanı kazandırılması ve çay sorunlarının çözümü olarak açıklamasını, Havaalanı konusunda sesin daha gür çıkması açısından çok değerli buluyorum. İş dünyasının, aydınların, derneklerin, medyanın kamuoyu oluşturma faaliyetleri siyasileri harekete geçirme noktasında elbette çok önemli ama bilim insanlarının, üniversitemizin de panel ve raporlarıyla bu süreci desteklemeleri sonuç alınması açısından mutlak gereklidir. DHMİ Genel Müdürü Sayın Orhan Birdal’ın katıldığı bir TV programında 5 yıl içinde yapılacak yatırımlar arasında Rize’yi göstermemesinin burukluğunu yaşıyor olsak da doğru verilerle oluşturulacak kamuoyu etkisiyle havaalanı yatırımının gecikmeden takvime alınacağını düşünüyorum. Zaten Ak Parti Rize İl Başkanlığı kongresine katılan Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım, Gümrük ve Ticaret Bakanımız Sayın Hayati Yazıcı ve beraberindeki diğer bakanlar ile bölge milletvekillerimizin ortaklaşa yaptığı basın toplantısında Havaalanı Projesinin gündeme gelmesi fevkalade güzel bir adım olmuştur. Bir anlamda müjdenin sinyali de olmuştur. Burada önemli olan, gelinen bu noktayı iyi tahlil edip değerlendirmektir. Havaalanının ihtiyaç haline geldiğini bizim görmemiz, inanmamız ve bunu yatırımın kararını alacaklara doğru bir biçimde sunmamızdır. Yoksa havaalanının nereye yapılacağı, nasıl yapılacağı, deniz doldurularak mı, oraya mı buraya mı yapılacağı işin teferruatıdır. Devlet karar verdikten sonra her yere yapabilir. Bunun örnekleri de çoktur. Ancak havaalanı projesinde Ovit Dağı-Tüneli projesinde olduğu gibi bekleyemeyiz. 100 yıl önce hayal edilen, 40 yıl önce Baba Reis tarafından vitrine taşınan Ovit projesi ancak hayata geçmeye başladıysa, Rize-Artvin havaalanı projesinin çok daha kısa sürede hayata geçirilebilmeliyiz. RİZE’YE NEDEN HAVLANI GEREKİYOR ? Lokasyon tercihine dair görüşlerimi paylaşırken havaalanı gereksiniminin bölgede gelişen turizm ve de özellikle Ayder için zaruretini ortaya koymuştum. Şimdi tekrar turizm için havaalanının gerekliliğine girmeden daha farklı, ekonomik ve sosyal tarafı da olan etkenler üzerinde durmak istiyorum. Bölgenin Trabzon’a, hatta Erzurum’a alternatif bir alana gereksinimi kamu tarafından da kabullenildiği için Gürcistan ile imzalanan protokolle Batum Havaalanı 28 Mayıs 2007 tarihinden itibaren dahili uçuşlara da açılmıştı. Bir haberde okumuştum, THY verilerine göre yolcularının yüzde 40 kadarı, yanı yılda 25 bin kadar yolcu Batum’dan Hopa’ya geçmiş. Batum Havaalanının bir noktaya kadar iç hat gibi düşünülerek uygulamaya alınması yerinde bir düşünce ama pratikte bölge insanımız için çok da verimli, kullanışlı olmadı. Zorunluluk haricinde tercih edilmediğini biliyoruz. 1998 tarihinde hizmete açılan Trabzon Havaalanının teorik kapasitesi 1.500.000 yolcu/yıl. Bu kapasite son yıllarda bilet fiyatlarının makul düzeyde olmasıyla aşılmakta, 2 milyonun üzerine çıkılmaktadır. Şüphesiz bazı havaalanlarında yolcu potansiyeli düşerken Trabzon’da artışın sürekliliğinin temelinde geniş bir hinderlanda sahip olunmasının etkisi çok fazladır. Oysa bölgede sadece bir merkezin daha fazla, hatta hacminin üzerinde gelişmeye zorlanması yerine bölgede alternatif ulaşım olanaklarını, noktalarını arttırmak suretiyle bölgede başka illerinde gelişmesine katkı sağlamak sosyal devlet anlayışının da gereğidir. Bu sayede hem bölge toplamda daha fazla talep almış olabilecek, hem de kalkınma bölgesel bazda realize edilmiş olacaktır. Yanı OR-Gİ ve Rize Havaalanları, belli bir coğrafi hacmi olan Trabzon’dan tüm bölgenin yükünü kaldırmasını beklemek yerine bu yükü, potansiyeli bölge geneline dağıtmada fevkalade doğru işlev üstleneceklerdir. Hatta Rize merkez yerine havaalanının Ardeşen’de gerçekleştirilmesi, zaten dağın eteğine sıkışmış Rize merkezdeki yığılmayı da, kesme keşleşen sahil yolunu da rahatlatacak olduğu gibi ticari yatırımlarında daha geniş alana yayılmasını sağlayacaktır. Üstelik Ayder’e, Artvin’e, doğuda kalan ilçelere gidecek araç ve yolcular Rize merkeze yük bindirmeyecek olduklarından sahil yolunun Rize merkezde rahatlaması bir yana, Güney Çevre Yolunun 24 metre gibi (bir sürü eleştirilecek yanı var) bu nadide coğrafya için afaki sayılabilecek genişlikte planlanması kararının yeniden gözden geçirilmesine bile ışık olabilecektir. Havaalanı yakına gelince, kolay ulaşılır olunca yolcu sayısının artacağı da aşikardır. En basitinden Trabzon’dan aktarma güçlükleri nedeniyle ertelenen yolculuklar gerçekleştirilecek, üniversite daha kolay akademisyen getirebilecek, daha zengin öğrenci üniversiteyi tercih edecek, yatırım için değerlendirilebilecek iller arasına girilebilecek. Temmuz ayında Rize'de düzenlenen 'Spor ve Ahlak' konulu panele katılacak Rıdvan Dilmen, Rize'ye gitmek için Trabzon Havalimanı'na indiğinde Trabzonsporlu taraftarların yoğun protesto ve olası saldırılarına maruz kalmamak için alternatif hava ulaşımı olmaması nedeniyle programını iptal etmek zorunda kalmıştı. Trabzon havaalanında benzer protesto eylemleri, alternatif alan gerekliliğini de ortaya koymaktadır. Alternatif havaalanının, hava koşulları nedeniyle de gerekli olduğuna yakın geçmişte tanık olduk. Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım, sabah saatlerinde meydana gelen sis yüzünden Trabzon Havaalanına inemediğinden zorunlu olarak Samsun Havaalanına inmiş, oradan karayolu ile Rize’ye gelmek zorunda kalmıştı. Bu örneği hastalık, tabii afet, güvenlik vs gibi konular için düşündüğümüzde Gürcistan ile Trabzon’un ortasında bir havaalanının gerekliliği de ortaya çıkıyor. Bu gerekliliği asla yalan söylemeyen rakamlarla destekleyerek, yorumlayarak tamamlayayım. TUİK VE DHMİ RAKAMLARINA GÖRE ARDEŞEN HAVLANI Rakamlar en doğrusunu söyler, yaptığım yorumları resmi kaynakların istatistikleri ile destekleyerek değerlendirmemi tamamlayacağım. TUİK'in 2011 yılı sonu projeksiyonuna göre Trabzon'un nüfusu 757 bin. Nüfus açısından en kalabalık 29. il olan Trabzon'un havalimanı ise iç - dış hat yolcu toplamında tüm havaalanları arasında 9. sırada yer alıyor. Üstelik ilk 8 içerisinde İstanbul S.Gökçen ile Dalaman ve Bodrum havaalanının da yer aldığını dikkate aldığımızda Türkiye geneline göre Trabzon merkezli Doğu Karadeniz'de uçak yolcusu açısından yüksek bir potansiyel görülüyor. Elbette yolcu potansiyelini belirlemede nüfus tek başına yeterli parametre değil. Ancak yoğun turizme dayalı Dalaman, Bodrum, Antalya gibi istisnai lokasyonlar haricinde güvenlik, strateji, coğrafi koşullar, uzaklık, sosyalleşme vb bir çok gösterge arasında yine de en belirleyici olanı nüfus. Bu noktadan hareket ettiğimizde Trabzon havaalanını besleyen nüfus ve hitap edilen coğrafi alanın genişliği ortaya çıkıyor. En yakın havalimanlarının Samsun ve Erzurum'da olduğunu dikkate aldığımızda Trabzon Havaalanının çevresindeki illerin takribi 1 milyon kadar daha nüfus potansiyelinden beslendiğini görüyoruz. Bu da Trabzon için ortalama 1,8 milyon nüfusa tekabül eder ki, bu hacimle Türkiye genelinde en yoğun yolcusu olan 9. havaalanı olunması dengeli bir durum zaten. Üstelik geçmiş yıl rakamlarıyla mukayese ettiğimizde yolcu potansiyelinin her yıl ortalama % 15'ler civarında arttığı az sayıdaki havalimanından (S. Gökçen, Samsun, Sivas gibi) biri Trabzon’daki. Özeti, Doğu Karadeniz'in duble yolun tamamlanmış olmasına rağmen Türkiye ortalamasının üzerinde artan bir oranda uçak yolcusu potansiyeline sahip olduğu… Ardeşen Havaalanının Yolcu Potansiyeli Türkiye'nin kuzeydoğusuna hitap edecek Ardeşen’deki havalimanı, Rize ve Artvin’den yaklaşık 500 bin nüfustan beslenecek. DHMİ’nin rakamlarına göre özel durumları hariç bu potansiyelin altında en az 20 ilde havaalanı var. Ayrıca bölge insanının harcama yeterliliğini, büyük kentlere uzak olunuşunu, gurbet (göç değil) gerçeğini ve turizmde ışıldamaya başlanıldığını dikkate aldığımızda bu havaalanının Türkiye'de halen mevcut havaalanlarının yarısından daha fazla yolcu potansiyeline sahip olacağı ortaya çıkıyor. Trabzon Havalimanı yılda 2 milyon üzeri yolcuya hizmet sağlıyorsa, benzer karakteristik yapıya sahip Rize ve Artvin hinderlandına hizmet sunacak Ardeşen Havaalanı da yılda yaklaşık 400 – 500 bin gelen - giden yolcu taşıma kapasitesiyle çok sayıda havaalanından işletmecilik anlamında daha rasyonel sonuçlar sağlayacaktır. Trabzon Lobisi Alternatif Alan İstemez Ardeşen için yeterli potansiyel var. Var ama bir çok kamu yatırımında gördüğümüz üzere Trabzon lobisi yakın bölgede alternatif havaalanı yapılmasını arzu etmez. Havalimanları uçuşlara aracılık etmenin dışında o şehrin ekonomisine de direk katkı sağlamaktadır. Her Rize yolculuğumda ya Trabzon Havaalanından araba kiralarım veya Rize'den yakınlarım karşılamaya gelir. Her karşılamaya geldiklerinde de erken gelip bir kaç saat AVM'lerde takılırlar, alışveriş yaparlar, yemek yerler. Sağra'da yöneticilik yaptığım 3 yıl boyunca ayda bir Ordu fabrika'ya ziyaretimiz olurdu. Bir görevli önceden Trabzon'a gelir bizi bekler, Akçaabat'ta köftemizi yer, Ordu'ya geçerdik. Dönüşte de aynı düzen devam ederdi. Bir çok yolcunun da uçuş saatinin geç veya erken saatte olması nedeniyle Trabzon'da konakladığını biliriz. Dahası, hafta sonu 2 gün Karadeniz yapalım dendiğinde uçakla ulaşılabilen nokta Trabzon olduğundan, ziyaret Trabzon ve Sümela ile sınırlı kalır. Örnekleri artırmak mümkün, hepsinin ortak paydası yolcunun Trabzon ekonomisine yadsınamayacak katkısının olması. Bu durum gelecek yıldan itibaren büyük oranda değişecek. OR-Gİ Havalimanının işletmeye alınmasından sonra Trabzon Havalimanın besleyen nüfusun önemli bir kısmı (Giresun ve Ordu'dan toplam 600 bin üzeri gibi) çekilecek. Bu Trabzon Havalimanının yüzde 30 kadar kapasitesinin düşmesi demek. Rize havalimanının da 5 yıl içinde işletmeye alınmasıyla bir 400 binlik potansiyel daha kaybedilecek ki, bu da toplamda yıllık yolcu sayısının yarı yarıya düşmesi demek. Ardeşen sonrasında 1 milyon civarında bir nüfustan beslenecek Trabzon Havaalanının yıllık 1,3 milyon yolcuya aracılık edebilecek olmasını benzer büyüklükteki diğer illerin havaalanlarıyla karşılaştırdığımızda yeni durumun da Trabzon ekonomisi için tatminkar olacağı kanaatine varıyoruz. Değerlendirmemiz ne derece sağlıklı ? Değerlendirmem, TUİK'in iller bazında 2011 yılı nüfus istatistikleri ile DHMİ'nin sitesinde yayınlanan 2010, 2011 ve 2012 yılı 7 aylık havalimanları yolcu istatistiklerini bir arada yorumlamamdan ibaret. Bir endüstriyel yatırımı yaparken de bir çok parametreyi dikkate alıyoruz. Burada ise bölgeye dair birikimler dışında sadece etkenlerin en önemlisi olan havalimanını besleyecek nüfus faktörüyle yetindim. Elbette bu nüfusun da demografik özelikleri, ilin coğrafi açıdan hangi tarafında yerleşik oldukları gibi ayrıntıları da önemlidir. Ama netice de burada paylaşmak istediğim kabaca Trabzon Havalimanının mevcut sirkülasyonu ve Ordu-Giresun, ardından Ardeşen Havalimanlarının açılmasından sonra ortaya çıkan basit bir projeksiyonu algılara sunmaktı. Nasılsa siyasi otoritenin kararından sonra yatırım öncesi çok açıdan analizler yapılacak. Şüphesiz bir yatırım kararında yatırımın maliyeti ve geri dönüş süresi çok önemlidir. Çok şükür ki, bugün devletimiz doğru bir yatırım için gereken kaynağı tedarik edebilmekte, bölgede bu yatırımı hak etmektedir.