İsrail, Hamas’ın liderlerinden Ahmed El’Ceberi’yi hedef alan bir saldırı gerçekleştirerek şehit etti. Hamas, İsrail’in bu saldırısını savaş ilanı olarak kabul ettiklerini beyan etti ve İsrail’e İran yapımı Fecr-5 füzeleriyle karşılık verdi.
Saldırının dördüncü gününde Arap Birliği, Dışişleri Bakanları düzeyinde toplanma kararı aldılar. ABD, bilindik tavrını sergiledi.
İsrail’in Gazze saldırısını değerlendiren Başkan Obama, “İsrail’in kendisini savunma hakkı var” ifadelerini kullandı. Obama’nın bu açıklaması ABD’yi tanıyanları şaşırtmamıştır. Fakat, Obama’nın ikinci kez Başkan seçilmesiyle bölgede İsrail’in küstahça davranışlarının son bulacağının propagandasını yapanların nasıl bir hayal âleminde yaşadıkları bir kez daha görüldü.
Obama, bir taraftan İsrail’in yanında olduğunu ve saldırılarını haklı gördüğünü ifade ederken diğer taraftan Erdoğan, Mursi ve Netanyahu ile görüşmeler yaptı.
İsrail, Hamas’ın elinde 10 bin Fecr-5 füzesinin olduğunu dolayısıyla kara harekatı yapabileceklerini ifade ederek 75 bin yedek askeri göreve çağırdı.
Peki İsrail’in ansızın Ahmed El’Ceberi’yi şehit etmekle bu savaşı neden başlattı?
1- Hamas, 2008 Dökme Kurşun saldırısından sonra İran ve Hizbullah tarafından ciddi anlamda desteklendi. İsrail, gözünün önünde hızla büyüyen Hamas’ın varlığından rahatsız oldu ve Hamas’a artık tahammül etmek istemiyordu.
2- Filistin, Kasım ayı sonunda (bu hafta içerisinde) BM’ye ‘Filistin Devleti’ olarak başvuruya hazırlanıyordu. Bu başvuru, 1967 sınırları üzerinden Filistin’i devlet olarak tanımayı içeriyor ve başkenti Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin tanınmasını kapsıyor. Arap ülkeleri başta olmak üzere bir çok devlet, 1967 sınırları üzerinde kurulmuş ve başkenti Kudüs olan bir Filistin Devletini tanımaya hazır gözüküyor. İsrail bu saldırıyla, Filistin’i başvurudan vazgeçirme çabası içerisinde olmuştur.
Yukarıda ifade ettiğimiz iki şart söz konusu olmasaydı bile İsrail, 22 ocak’ta gerçekleştirilecek seçimler dolayısıyla bu saldırıyı yapacaktı. Fakat saldırının dozu ve boyutu elbette farklı olabilirdi…
Netanyahu’nun kara harekatı planı Obama tarafından engellendi. Obama, Netabyahu’ya ‘Hamas’ın askeri noktalarını vur fakat, kara harekatında aceleci olma’ tavsiyesinde bulundu. Diğer taraftan da Mursi ve Erdoğan’la ‘Hamas’la konuşun, füze saldırılarına son versin’ görüşmesinde bulundu.
Obama’nın kara harekatını istememesinin nedeni çok güvendikleri ‘Demir Kubbe’nin çökmesinden kaynaklanıyor. İsrail’i Hamas’ın füzelerinden koruyacak olan hava savunma sistemi Demir Kubbe, Gazze’den atılan 1000 füzeden sadece 400’ünü imha edebilmişti. Ayrıca başka sıkıntılarda oluşturmuştu.
***
Suriye’de yaşanan iç savaş, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Katar Başbakanı Hamad Bin Casim’i birbirine yakınlaştırdı. Bu yakınlık , olayları değerlendirmede kullandıkları üslup ve kurdukları cümlelere dahi yansıdı.
Türkiye- Mısır İş Formu’nda konuşan Başbakan Erdoğan, “Arap Birliği yemek yiyip, sohbet edip sonra da hiçbir şey yapmadan dağılmaktan başka bir şey yapmıyor” derken Arap Birliği Toplantısında konuşan Katar Başbakanı Hamad Bin Casım ise, “Arap Birliği para ve vakit kaybından başka bir işe yaramıyor” diyerek dalga geçti.
Arap Baharı ve bilhassa Suriye meselesi Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ı hiç olmadığı kadar birbirine yakınlaştırdı. Başbakan Erdoğan, bu birlikteliğe o kadar güveniyor ki İsrail’i bu birliktelikle tehdit etti.
Türkiye- Mısır İş Formu’nda yaptığı konuşmada “Bu bölgede terörist faaliyetlerde bulunmak, devlet terör estirmek isteyenlere karşı güçlü olmak zorundayız. Bu bölgede karanlık senaryoları uygulamak isteyenler artık bu bölgede hamdolsun Türkiye gibi, Mısır gibi, Suud gibi, Katar gibi Körfez ülkelerinin olduğunu bilmek durumundadırlar” ifadelerini kullandı.
Bilinen bir gerçek var ki, bu bölgede İsrail’e diklenmek prim yapıyor. Ortadoğu halkları İsrail’e karşı sert söylemleri büyük bir coşkuyla karşılıyor. Ancak sorulması gereken bir soru var? İsrail’e karşı sert ifadeler kullanmak yeterli mi?
Müslüman Ülke Liderlerinin İsrail yaklaşımında ki iki yüzlülükleri
Başbakan Erdoğan, Gazze’ye saldıran ve 170 kişiyi şehit edip binlerce kişiyi yaralayan İsrail’i ‘Terör Devleti’ olmakla suçladı, ağır ithamlarda bulundu. Gerçi Erdoğan, Mavi Marmara olayından sonra bu üslubu sıkça kullanıyor. Fakat olayı geniş bir açıdan değerlendirdiğimizde laftan başka bir şeyin olmadığı hakikatini görüyoruz.
- Erdoğan, İsrail’e her türlü hakareti yaparken diğer taraftan İsrail ile ticari ilişkileri kesmekten imtina ediyor. Türkiye- İsrail dış ticaret hacmi 2012 yılı itibari ile 4 milyar dolara yükseldi.
- Erdoğan, Mavi Marmara olayıyla ilgili onlarca söz söylemesine rağmen tek bir eylem içerisinde bulunmadı.
- İsrail, Gazze’ye saldırdığı ve Başbakan Erdoğan’ın “İsrail terör devletidir” ifadelerini kullandığı günlerde gündeme pekte gelmeyen bir gelişme oldu. Türkiye, İsrail ile denizden birbirine bağlandı. Uzun zamandır yapılmayan İskenderun, İsrail ticari gemi seferleri başladı.
- Gazze’de katliamın yaşandığı ve Başbakan Erdoğan’nın İsrail’e karşı söyledikleriyle Ortadoğu halklarına mesaj vererek yürüttüğü kamu diplomasisinin yaşandığı günlerde Türkiye-İsrail görüşmesi herkesi şaşırttı. İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun özel temsilcisi Yosed Chiechanover ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun Cenevre’de ilişkilerin düzeltilmesi amacıyla bir araya geldiğini duyurdu.
- Ateşkes sağlanmasından bir gün sonra El’Alem televizyonu, Haaretz gazetesini bile şaşkına çeviren bir gelişmeyi duyurdu. Ateşkesin sağlanması için maddelerde yer almayan, İsrail’in bir şartı ortaya çıktı. İsrail ateşkes için, Mısır’ın Gazze sınırına Elektronik Çit kurmayı şart koşmuş, Mursi ise bu şartı kabul etmiş. İsrail basını ise İsrailli güvenlik yetkililerinin ve siyasetçilerin Mursi’nin bu şartı olumlu karşılamasına inanamadıklarını yazdı.
Tüm bu gelişmeler, İslam Ülkelerinin İsrail’e karşı kullandıkları ifadelerin tamamının kamu diplomasisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu davranışlar, İslam Ülkeleri liderlerinin gizlenmesi güç siyasi ikiyüzlülüğünü ortaya koymaktadır.
Allah ‘Demir Kubbe’ ile Gazze’ye yardım etti
İsrail, Gazze saldırısından kısa bir zaman evvel Amerika ile ortak bir tatbikat yaparak hava savunma sistemi ‘Demir Kubbe’yi test etti. O dönemin medyasına göz attığınızda, Demir Kubbe’nin muhteşemliğinden bahsedilmekte, Gazze’den atılan hiçbir füzenin İsrail tarafına düşmesinin imkansızlığı anlatmaktadır.
Fakat, Gazze’den İsrail’e atılan 1000 Fecr-5 füzesinden sadece 400’ünü engelleyebilmişti Demir Kubbe. İsrail kamu oyu ise bugün, kendilerine son teknoloji olarak anlatılan Demir Kubbe’nin kubbesinin nasıl çöktüğünü konuşuyor.
Füzeleri engellemekte ki yetersizliği bir yana füzelerin imhası için atılan Demir Kubbe füzeleri İsrail yerleşim yerlerine düşmesi ise bambaşka bir hezimetti.
Bu hezimeti İsrail’de yayın yapan Yedioth Ahronoth gazetesi, "Demir Kubbe füzesi anayolun kenarında patladı" başlığıyla verdi.
Haberi ise aynen aktarıyorum; "Ynet’in edindiği bilgiye göre Çarşamba günü Grad roketlerinin Aşdod’a fırlatılması sırasında, Grad füzelerini durdurmaya çalışan Demir Kubbe füzelerinden biri İsrail’in en işlek anayollarından birinin çok yakınına düştü. 4. yol’un 30 metre yakınında patladı.
Füzeye müdahale neredeyse trajediyle sonlandı: Ynet, bu Çarşamba günü Demir Kubbe füze savunma sisteminin bir müdahalesi sırasında, Aşdod’un üstünde bir Demir Kubbe füzelerinden birinin savrulduğunu ve 4. yola çok yakın bir açık alana, yüzlerce araba hareket halindeyken düştüğü bilgisini edindi.
Çarşamba günü saat öğleden sonra saat 4 sularında Aşdod’u hedef alan Grad füzeleri Gazze Şeridi’nden İsrail’e fırlatıldı. Aşdod’u koruma görevli Demir Kubbe savunma bataryasının üç füzesi gelen yaylım ateşine karşı acilen ateşlendi.
Roketlerden biri Grad füzelerini engellemeyi başardı fakat diğer Grad şehir sınırları içerisinde bir yerleşim alanına düştü. Bir kişinin hafif yaralanması ve bazı binalara zarar vermesiyle sonuçlandı.
Bununla birlikte asıl drama Demir Kubbe bataryasının yakınında yaşandı. Bataryadan fırlatılan roketlerden biri yolunda ortasında ters döndü; Grad’a doğru yöneleceğine 4. yolun yakınına doğru yön değiştirdi. Son anda roket saptı ve 4. yolun hemen bitişiğinde, anayolun kuzey şeridinden 30 metre uzaklıkta boş bir araziye düştü.
Patlamanın sonucunda yanan şarapnel parçaları anayolun kenarındaydı. Kuzeye ilerleyen sürücüler yanan şarapnel parçalarından kurtulmak için frenlere bastılar. Şans eseri bir yaralanma kaydedilmedi."
Ramazan BURSA
Yorumlar
Kalan Karakter: