Başta Amerika ve batı olmak üzere tüm dünya seçim sürecini dikkatle takip etmektedir. Ayrıca İran’da 14 Haziranda yapılacak olan seçimler Ortadoğu’da Arap Baharı ile yeniden oluşturulan dengeler bakımından da büyük öneme sahiptir.
İran Cumhurbaşkanlığına adaylığını açıklayan bir çok isim var. Adayların içerisinde en dikkat çeken kişi, 40 yıldır ABD’de yaşayan İran asıllı Prof. HişamAmrAhmed’dir. Adaylık kampanyasını amirahmadi.com/farsi adresi üzerinden yürüten HişamAmrAhmed aynı zamanda Rutgers Üniversitesinde 30 yıldır ABD-İran ilişkileri üzerine dersler vermekte ve Amerikan- İran Konseyi Başkanlığını yürütmektedir.
Siteden yaptığı açıklamada Ahmed, temel amacının ABD ile İran’ın arasını düzeltmek olduğunu, Batı ile İran arasında ki problemlerin diplomasi ve güvenin tesisi ile çözülebileceğini söylüyor.
Seçilmesi durumunda insan hakları ve vatandaşlık haklarının tanınması noktasında mücadele veren kadınların sorunları ile ilgili bir bakanlık kuracağını da vaat ediyor.
Fakat uzmanlar, Prof. HişamAmrAhmed’in seçilmesinin imkansız olduğunu ifade ediyor, İran’ın Ortadoğu’da varlığını sürdürebilmesinin temel dayanağını batı karşıtlığının oluşturduğunu belirtiyorlar.
Zaten İran seçimleri ile ilgili yapılan son ankete göz attığımızda bu değerlendirmenin doğruluğunu görebilmekteyiz.
Seçim öncesi yapılan en son ankette İran Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi birinci çıkmıştır. ABD ve Batıya daha yumuşak yaklaşımıyla tanınan Hatemi’nin adaylığını engelleyecek bir girişim olmazsa seçileceği kesin gözüküyor. (Hatemi resmi olarak henüz adaylığını ilan etmedi)
8 Nisanda yapılan son anketin sonuçları şu şekilde;
Ankette Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi yüzde 20, Eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani yüzde 15 gözükürken halen Tahran Belediye Başkanlığını yürüten Muhammed Bakir Galibaf ise üçüncü sırada gözükmektedir.
Ankette mevcut Meclis Başkanı Ali Laricani yüzde 8, Dışişleri Eski Bakanı Ali Ekber Velayeti yüzde 7.9, Devrim Muhafızları Eski Komutanı Muhsin Rızai yüzde 8, Meclis Eski Başkanı Haddad Adil yüzde 7, Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın sağ kolu İsfendiyar Rahim Meşşai ise yüzde 4 gözüküyor.
Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın seçildiği en son seçimi, son 15 yılda İran’da yaşanan en çekişmeli seçim olarak ifade edebiliriz. Dört yıl evvel Musavi ile Ahmedinejad arasında kıran kırana bir mücadele geçmiş fakat Musavi mağlup olmuştu. Bunun bir çok sebebi bulunmakla beraber konumuzun dışında kalması bakımından detayına girmeyeceğiz. Fakat, 14 Haziran 2013 seçimleri bir önceki seçimden daha mücadeleli geçeceği aşikardır. Adaylığını açıklayan isimleri biraz düşünmemiz mücadelenin boyutunu görmemize kifayet edecektir.
İran seçimlerini değerlendirirken değinmemiz gereken bir başka husus ise, Ayetullah Hamaney’in, Kum ve Necef ulemasının tutumudur.
Bilinen bir hakikattir ki, Ayetullah Hamaney ve Ayetullahlar ile Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın arası bozuktur. İlişkilerin bozuk olması politik yaklaşımlardaki farklılıklara bağlanmaktadır. Ama bir çok İran uzmanı, ilişkilerin bozukluğunun nedenini, Hamaney’in ve Ayetullahların Ahmedinejad’ı İran’ın derin devleti olarak görülen ‘Encümeni Hayriyyeyi Hüccetiyyeyi Mehdeviyye’ üyesi olarak kabul etmelerinden kaynaklandığını ifade etmektedir.
Hamaney ve Ayetullahların tutumuna bu zaviyeden baktığımızda, Hamaney ve Ayetullahların Ahmedinejad’ın desteklediği İsfendiyar Rahim Meşşai’yi desteklemeyeceğini söyleyebiliriz.
Muhammed Hatemi’yi Batı ve ABD’ye karşı olması gerektiğinden fazla yumuşak bulunmaktadır. Rafzancani’nin ise, seçim kampanyası hızlandığı zaman içerisinde Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde üzerine atılan iftiraların gündeme gelmesi ve böyle bir tablo ile karşılaşması ihtimal dahilindedir.
Ancak,Hamaney ve Ayetullahlar’ın adaylar arasından kimi destekleyecekleri bugün itibari ile çokta net değildir.
14 Haziranda yapılacak İran Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin zor ve çekişmeli geçeceğini belirtmiştik. Bir diğer husus ise halkın rejime olan bağlılığının zayıflaması hususudur. Görüştüğümüz bir çok İranlı arkadaşımız, ‘halkın Hamaney, Ayetullahlar ve rejime bağlı olduğunu fakat bu bağlılığın eskisi kadar kuvvetli olmadığını ve gün geçtikçe de zayıfladığını’ belirtmektedirler.
İranlı arkadaşlarımızın bu tespitini tasdik niteliğinde bir açıklama yaptı Eski Cumhurbaşkanı Hatemi. Bir grup gazi ile görüşen Hatemi, “açıkça görülüyor ki, benim siyaset sahnesine girmeme izin vermeyecekler. Seçimlere girdiğimi düşünün, öfkelerinin bedelini halka ödetecekler. Kişisel olarak halka gelecek yükü göze almam mümkün değil. Eğer seçimde aday olsam, kendi çerçevemde hareket ederim. Fakat sistem buna izin vermez. Sistemi korumak için çabaladım ama onlar beni sistemi yıkmaya çalışmakla suçladılar. Bugün diğer ekonomik, siyasi, uluslararası kriz ve sorunlardan öte bir güven bunalımı yaşıyoruz. Devrim için en değerli hizmetleri sunanlar hapisteler. Toplumun tüm katmanlarında sosyal bir ifsadın yayıldığını görüyoruz. Sürekli biçimde bize saldırıp, tek bir delil sunmaksızın bizi CIA, Mossad, MI6 gibi güçler için çalışmakla suçluyorlar. İftiralar, düzmece davalar, yalanlar hakim norm haline geldi. Madem suçluyuz bizi yargılasınlar ve suçlu olduğumuz ispatlansın öyleyse! Neden en değerli gençlerimiz saçma sapan suçlamalarla hapiste? Neden Karrubi ve Musavi ev hapsindeler? 2009 seçimlerinin ardından pek çok siyasetçi hapse atıldı. Mir Hüseyin Musavi, karısı Zehra Rahnevard, Mehdi Karrubi herhangi bir suçlama olmaksızın ev hapsine alındılar” ifadeleri ile İran’ın içinde ki sıkıntıları açık ve net bir biçimde ortaya koydu.
Bu çerçevede İran, Tahran’a yapılacağı ifade edilen İsrail- ABD ortak askeri hareketinden daha çok halkta ki rejime karşı güven duygusunun azalmasından tedirgin olmalıdır.
Seçimde aktif bir rol oynayacağına kesin gözüyle bakılan Encümen-i Hayriyye-yiHüccetiyye-yiMehdeviyye örgütüne kısacık değinmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü Encümen-i Hayriyye-yiHüccetiyye-yiMehdeviyye’yi tanımak, İran’da ki politik gelişmeleri/ farklılıkları anlamamıza katkı sağlayacaktır.
Hüccetiye Cemiyetinin tarihi, başka bir yazının konusu olması bakımından, sadece felsefesine değinmek bu yazı açısından yeterli olacaktır.
Hüccetiye Cemiyeti, Humeyni’nin yakın arkadaşlarından Mahmut Halebi tarafından 1950’de kuruldu.
Hüccetiyye, “Kayıp İmam Mehdi’nin geri gelişini hızlandırmak amacıyla iyiliği askıya alıp kötülükleri çoğaltacak adımlar atma” şeklinde özetlenebilecek kaos teorisine inanır.
Hüccetiyye’ninkaos teorisi, Şia’da var olan “Mehdi’nin gelişini beklemenin ibadetlerin en büyüğü olduğu” inancı üzerine inşa edilmiştir.
Hüccetiyye, Yahudiliğin doktrininden aynen alınmıştır. Hıristiyan Neo-conların ve Yahudilerin, dünyanın kaosa saplandığı bir dönemde Mesih’in yeryüzüne ineceği ve kendilerine Krallığın tacını geri vereceği şeklindeki bir inanışları, neredeyse aynı kurguyla Şii Hüccetiye Cemiyeti’ne adapte edilmiştir. Hüccetiye Cemiyeti, kargaşa, savaş, açlık ve kaosun dünyayı sardığı kıyamete yakın dönemde, Kayıp İmam’ın ortaya çıkıp dünyaya adalet dağıtacağına inanır. Dahası inanmakla yetinmez; kayıp 12. İmam’ın gelmesi için gerekli olduklarına inandıkları karanlık ortamı ve günahların yaşanmasını sağlamaya çalışır.
Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın bu cemiyetin üyesi olduğu söylenmektedir. İran Devleti’nin Milli istihbarat ve güvenlik birimleri gibi çok önemli kurumlarında Hüccetiyye’ye mensup kişilerin etkin olduğu uzmanlar tarafından ifade edilmektedir.
Hüccetiyye’nin liderinin kim olduğu tam net olarak bilinmese de, Iraklı Şii Alim Ayetullah Ali Sistani üzerinde durulmaktadır. Ayetullah Ali Sistani aynı zamanda Hüccetiyye’nin kurucusu MahmudHalebi’nin sınıf arkadaşıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: